Türkiye'de pek konuşmadığımız, belki de konuşulacak bir konu bile olmadığını düşündüğümüz Osmanlı'da kölelik ve daha da önemlisi zencilerin tarihimizdeki yeri ve konumunu kronolojik ve objektif olarak ele almış Ümit Bayazoğlu. Burada kitaptan bir alıntıyla zenci kelimesinin siyahî anlamına geldiğini ve herhangi bir aşağılama içermeyen bir kelime olduğunu da belirteyim.
Yaklaşık 7 senedir yurtdışında yaşayan bir Türk olarak, içinde bulunduğum toplumların zencilere bakış açısını, sistematik açgözlülüğün, sömürgeciliğin ve dolayısıyla kapitalizmin Afrika kıtasını ve insanını nasıl metalaştırdığını günbegün gözlemleyerek insanlık adına karamsarlığa düştüğümde, bu kitabı okuduktan sonra tamamen kendi cehaletimden ve konu hakkında bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olduğumu anladığım "Bizim kültürümüzde kölelik yoktu, olsa olsa sarayda iğdiş edilmiş bir kaç harem ağası vardı. Biz hiç bir zaman zencileri Batı'da olduğu gibi köleleştirmedik" düşüncesinin tamamen içi boş bir kendini aldatma, en iyi haliyle bir saflık olduğunu idrak etmiş bulunmaktayım.
Daha iyi bir insan ve dünya vatandaşı olmak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu kitap sayesinde tanıştığım, varlıklarından haberdar bile olmadığım onlarca kıymetli insan da umarım bir gün çok daha geniş kitlelerce tanınır. İstanbul gibi bir metropolde, çoktan olması gereken zenci tarihimizle ilgili bir müzede örneğin...
Buradan böylesi göz ardı edilmiş bir konuyla ilgili incelikli bir araştırma yapıp, okuyucuların hizmetine sunan Ümit Bey'e büyük bir teşekkürü borç bilirim. Unutmayalım ki, kendi tarihleriyle yüzleşmeyen halklar, kapsayıcı bir gelecek yaratamazlar.