Hayvan Çiftliği, Koca Reis adı verilen yaşlı bir domuzun rüyasını anlatmak için tüm çiftliği toplamasıyla başlar. Konuşmasında, hayvanların yoksulluğundan, sefilliklerinden ve köleliklerinden söz eder. Asıl sorunun insanlar olduğunu, onlara boyun eğmedikleri takdirde tüm bunlardan kurtulabileceklerini söyler. Koca Reis, bu konuşmadan kısa bir süre sonra ölür. Onun ölümünden sonra geriye kalan hayvanlar Bay Jones’i çiftlikten kovar ve Hayvan Çiftliği’ni kurarlar. Sonrasında gelişen olayları okuruz. Kitap, aslında Stalin dönemindeki Sovyetler Birliği’ni eleştirir. Ancak bu eseri hangi dönemde ya da hangi ülkede okursanız okuyun, aynı duyguları hissedersiniz. Çünkü asıl sorun insanın ta kendisidir. Gücün, insanı nasıl yozlaştırdığı ve bencilleştirdiği anlatılır. Orwell belki kendi dönemini eleştirmiştir, ama aslında bu kitap tüm dünyayı ve tüm zamanları eleştirir.
Köşk Çiftliği isimli bir çiftlikte yaşayan hayvanlar isyan çıkararak Mr. Jones’un elinden çiftliği alırlar.Adını da Hayvan Çiftliği olarak değiştirirler. Amaçları kendileri için çalışmak, kendilerine kadar yiyecek üretmek ve kölelikten kurtulmaktır. Ancak aralarındaki kurnaz ve daha zeki olan domuzlar zamanla devrimi çarpıtarak kendi çıkarlarına olan kurallarla bir diktatörlük kurarlar.Fantastik tarzdaki bu siyasal fabl zamansız benzetmeleri ile okudukça insana tanıdık gelmektedir.
animal farm tells the story of a group of animals who attempt to build an equal society, only to see power gradually reshape their ideals. it surprised me with its depth despite the simple style. short but powerful, it left me thinking long after i finished.
Kitap çok güzeldi açıkçası bu kadar iyi olacağını düşünmemiştim ve ilk okuma denememde çok sıkıcı ve akıcı olmadığını düşünmüştüm. Tekrar şans verdiğimde ise çok akıcı ve güzel olduğunu düşündüm son beş on sayfasında ağzım açık okudum.
okudugunuz yasanbagli olarak degisken bir kitap ben ortaokulda okudugum icin begenmemeistim fazla agir gelmisti ama suan okudugumda it kinda makes sense