Kerime Nadir'den gotik bir vampir romanı. Kırk yıl düşünsem Kerime Hanım'ın bu denli fantastik bir eser yazmış olabileceği aklıma gelmezdi. Bayağı esrarlı şatolar, kan emen hortlaklar, devasa canavarlar var hikâyede. Türkçesi tertemiz. Maceraperest Klasikler serisini başlatmak için mükemmel seçim olmuş.
Çoook sevdim! Drakula hikayesi ama kadın versiyonu. Okuması baya keyifliydi. Her ne kadar Drakula'nın kopyası olsa da edebiyatımızda böyle bir eser olması çok güzel. ^^
Bu kitabı hiç duymadan ve bilmeden rastgele bir şekilde bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yazarı ben değil, annem tanımıştı evde görünce. Türk edebiyat ve sinema tarihinin bu kadar önemli bir yazarını ben hiç duymamıştım ve bunun benim neslimin ötesinde de nedenleri olduğundan hiç şüphem yok. Hem yazarın kendisi Kerime Nadir'e bu harika eseri yazdığı için, hem Galip Dursun'a önsözde bu kitabı ve yazarı tarihi bağlamına yerleştirdiği için, hem de bu Klasik Maceraperestler dizisine bu kitapla başladığı için Çiğdem Bakırcıoğlu'na teşekkürler.
Bu yıl ilk klasik vampir hikâyesi denilen Carmilla'yı ilk kez okumuştum. Tamamen tesadüfi bir şekilde bu Türk vampir hikâyesini de bulduğum için çok mutluyum. Avını kendisine aşık etmeye çalışmaktan zevk alan kadın vampir hikâyelerine hayatımda daha çok ihtiyacım var gerçekten. Prenses Ruzihayâl bu açıdan Carmilla'yla aynıyken, Carmilla'dan kat be kat güçlü bir cadı aynı zamanda. Onun Anadolu ve Orta Doğu mitolojisinden gelen güçleri tam benim Türk kalbimin istediği havayı bu hikâyeye katıyordu. Arkadaşıma da yaptığım espriyi tekrarlamam gerekirse: Mükemmel vampir hikâyesini, Ruzihayâl'i de Carmilla gibi lezbiyen yaparsak bulmuş olacağım. (Aslında biseksüelini tercih ederim ama o zaman şaka oturmuyor.)
Okurken inanılmaz keyif aldım; gerildim, ürperdim, kimi yerlerde güldüm, çoğunlukla da korktum tabii ki. Fantastik tarafı da çok başarılıydı. Hikâye içinde hikâye tarzında olması beni yormadı, aksine daha bir heyecanlandırdı. Atmosferiyle, karakterleriyle, diyaloglarıyla o kadar doyurucuydu ki. Yer yer Dracula'yı hatırlattı. Yazarın etkilendiği çok açık. Gizemli kişiler, dile gelen portreler, hortlaklar, esrarengiz olaylar ve daha neler neler... Çok beğendim.