'Cezmi', Namık Kemal'in İntibah'tan sonra kaleme aldığı ikinci romanıdır. Türk edebiyatında tarihi roman türünde yazılmış ilk eser kabul edilen Cezmi, aslında iki cilt olarak planlanmış ancak ikinci cildi yazılamamıştır. İkinci cildin yazılmayışını Mehmet Kaplan, iki değişik tarzda izah etmektedir. Namık Kemal'in Abdülhak Hamid'e yazdığı bir mektupta Cezmi'yi isteksiz kaleme alışı anlatılır: "Ne yazdığımı, ne okuduğumu soruyorsun. Hiç bir şey yazmıyorum veya tabir-i sahihi ile memuriyet hasebiyle evrak-ı resmiye yazıyorum. Tarih okuyorum, felsefiyat okuyorum. Cezmi'yi ikmal etmek kolay fakat gönlüm istemiyor. Mamafih yakında bitireceğim." 'Cezmi' romanında üç devletin tarihi hayatı vardır. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu, İran şahlığı ve Kırım hanlığıdır. Eser 11 fasıl ve 44 kısımdan ibarettir...
Türk milliyetçiliğinin öncülerinden, Genç Osmanlı hareketi mensubu, ünlü Türk yazar, gazeteci, devlet adamı, şairdir.
Yurtseverlik, hürriyet, millet kavramlarına bağlı bir Tanzimat Devri aydınıdır. Bu kavramları Türk fikir hayatına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı, parlak üslubu nedeniyle devrinin diğer yazarlarından daha fazla tanındı .“Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra tenkit, biyografi, tiyatro, roman, târih ve makale türlerinde eserler verdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi.
Kitabı, bir arkadaşım "Namık Kemal okumak lazım" dediği için okumaya başladım ve daha başında nasıl bir hata yaptığıkı anladım diyebilirim, büyük hayal kırıklığı benim için.
Milliyetçi biri değilim. Zira roman aşırı milliyetçi ve tek taraflı. Tarihi bir macera beklerken, yazarın sürekli kendi ideolojisini ve objektiflikten uzak yargılarını okumak zorunda kalmak berbat idi. Hatta metinde diğer milletlere yönelik rahatsız edici, saygısız ifadeler bulunuyor.
Özetle diyebilirim ki sadece edebiyat tarihi için merak edilirse okumalık bir kitap. Keyif almak için değil, sinir olmak için okunur. Milliyetçi olmayanlara kesinlikle tavsiye etmiyorum.
Kitapta olaylar en küçük ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çok sürükleyici bir anlatım tarzı vardır. Ama yazar bazen konunun dışına çıkarak, bunun da farkına vararak “konunun dışına çıktık galiba, kaldığımız yerden devam edelim.” şeklinde ifadeker kullanmış ve bu da akıcılığı zaman zaman yok etmiştir.
Aşk, entrika sahnelerinden ziyade Osmanlı-İran savaş sahnelerini daha fazla okumak beni daha çok etkileyecek idi. Yine de ilk tarihi romanımız edebiyatımızda.
Edebî değeri oldukça düşük bir roman olmasına rağmen nedense çok sevmiştim, hatta okulda ve evde bu kitap uzun süre "Elif'in Cezmisi" olarak anılmıştı. Namık Kemal'in kendi yarattığı tarihin içinde Cezmi ve Adil Giray adındaki iki ütopik delikanlının (fazla mükemmeller) yaşadıkları anlatılmakta. Okurken Cüneyt Arkın'ın oynadığı eski Türk filmleri geliyor akla. Karakterler ya çok iyi ya çok kötü ortası yok. İnkılâp Yayınları'ndan edinmenizi tavsiye ederim.
Ek olarak belirtmek isterim kitabın içindeki beyitler kitabın kendisinden daha güzel. Roman içerik ve üslup bakımından zayıf olsa da Namık Kemâl'in ne kadar iyi bir şair olduğunu anlıyorsunuz.
Çok uzun cümleler var. Çok uzun betimlemeler var. Sıkıcı diyemem ama bir noktadan sonra ben ne okuyordum ki diye düşünüyorsunuz. Konun bazen dışına çıkılıyor. Tarihi roman ama bazen tarihi roman olmaktan çok uzaklaşıyor. Bunun sebebi muhtemelen türünün ilk örneği olması ama ben ancak yarısına kadar katlanabildim.
Hem tarihi hem de kurguların birleştiği ilk türk tarihi romanı! Güzel bir eserdi, fazla ya da eksik bir yönünü göremedim. İlk baştaki bölümü okudukça hep öyle ilerleyecek, romanımsı kıvama gelemeyecek diye düsünüp bırakmak istediğim zamanlar oldu. Fakat önsözde yazıyordu sadece ilk kısmın öyle olacağı. Bu yüzden de devam ettim ve istediğimi aldım haha. İlk başta Cezmi'ye yoğunlasıyor fakat bunun sebebi sadece ana hikayeye bir aracılık yolu kurmak diye düsünüyorum. Çünkü kitap Perihan ile esir olan Adil Giray'ın aşkına evriliyor. Ziyadesiyle de güzel bir evrilme olmuş bu, keza okurken hiç de farkına varmadım ancak düşündükten sonra açığa çıkarttığım bir yöndü bu kitapta. Namık Kemal, adının hakkını veriyor, bundan önce de birkaç kitabını okudum ve beğenmediğim kısımlar aklıma gelmiyor! Hoşlanmadığım bir taraf... Şehriyar'a diyecek tek kelimem yok. Muazzam bir şekilde tüm kötülüğü, cadılığı iyi yansıtılmış bir karakter ki; okuyucu olarak yerimde duramadım. Yahu bir insan olarak düşünmeyi de beceremiyordu! Neyse, Perihan'dan bahsedeceksem bu da tamamiyle "melek" gibi bir karakteriyle öne çıkıyor. İyi, ama klişe bir kadrosu olduğunu şimdi fark etmekle hiç de sikıcı bulmadığımı belirtmeliyim. Adil Giray karakteri gerek zekiliği gerek aşkıyla aşık olduğum bir kimse haha! Bunun yanısıra, biraz daha entrika dolu olsa kendimi tarihi roman okur gibi hissetmezdim diye duşündüm. Tavsiye edeceğım bir romandır.
Kitap yarısına kadar çok sıkıcı. Aksiyon başlayınca biraz daha akıcılaşıyor. Kahramanlar birer "tip". Çok iyi veya çok kötü. Özellikle Adil Giray ve Cezmi'nin betimlendiği(övüldüğü) kısımlar insanı gerçeklikten koparıyor.
Çok iyi şair, çok yakışıklı, fuzuliden iyi beyit yazıyor, ciritte ordudaki tüm süvarilerden iyi..
Yine de özellikle yarısından sonrası için, içinde geçen beyitler için okunabilir..
Namık Kemal'in İntibah adlı eserine kıyasla çok daha oturaklı olan romanı. Akıcı dili ve ilginç hikayesi ile sürükleyici. Lakin kitaptaki karakterler gerçekçilikten uzak: ya hep ve çok iyiler ya da hep ve çok kötüler. Eserdeki kadın karakterlerin detaylı tasvirinden Namık Kemal'in kadınları çözdüğünü çok rahat görebiliryorsunuz. Dolayısıyla karşı cinsin derin dünyasına aşina olmak isteyen erkek kardeşlerime özellikle tavsiye ederim.
Cezmi' yi mi okuduk yoksa Adil Giray ve Perihan ve Şehriyar'ın aşk hikayesini mi okuduk yoksa İran-Osmanlı savaşını mı okuduk anlayamadım. Emin olduğum tek şey kitabın adı Cezmi olmamalıydı zira Cezmi'yi son 200 sayfada doğru düzgün göremedik...
Kitap güzeldi fakat gereksiz uzun ve çok ayrıntılıydı aşk şiirleri ve mektupları beni aşırı baydı çok fazla karakter vardı çoğu zaman kimin kim olduğunu unutup aynı yeri 1000 defa okudum ama genel anlamda güzeldi.
kitabı okumak zorunda olduğumdan okumasaydım daha çok severdim muhtemelen çünkü cezmi karakterine bayıldım^^ ayrıca tarihi şeyleri de seviyorum lakin kitap tarihi bir kitaptan çok fazla romantizm üzerindeydi :[[
Osmanlı İran savaşı sırasında geçen bir hikayeyi esas almış. Tarihi roman şeklinde yazılmış. Ama daha çok saray entrikalarına değinmiş. Dönemine göre değerlendirmek gerek böyle eserleri. Döneminde insanları oldukça etkilemiş.
Taşıdığı tarihi mahiyet açısından önemli bir eser olsa da hem hikâyenin kendisi hem de anlatış üslupları hünerden fazlasıyla uzakta. Birçok açıdan yazım şekli sınıfta kalıyor. Kitap içerisindeki beytlerden, yapılan edebî atıflara kadar acemi bir kitap.
Türk romancılığının emeklemesi sayılabileceği için, bütün klişe ve zayıflıklarına rağmen, okurken keyif aldım, adeta bir klişe kolleksiyonu olan bu kitapta, bunların nereden çıktığını anlamış oldum.
Hikayenin güzel olduğunu ve zevkle okuduğumu hatırlıyorum. Olaylar ve kişiler hakkındaysa aklımda kalan belirgin bir şey yok. Sanırım tekrar okusam iyi olacak
Türk edebiyatının ilk tarihi romanı olarak kabul edilen: Cezmi. kitap Adil Giray’ın İran ile Osmanlı arasında yapılan savaştan sonra esir düşüp, orada Perihan, Şehriyar ve Cezmi ile olan ilişkilerini konu ediniyor. sarayda geçen bir romanda tabi ki bol bol entrika okuyorsunuz.(okurken çoğu zaman benim aklım karıştı, bu işin içindekileri takdir etmek lazım😂) kitabın ilk kısımlarında karakter anlatımları çok yer kaplasa ve yavaş ilerlese de ilerleyen sayfalarda şahın karısı ve kız kardeşinin aynı adama yani esir düşen Adil Giray'a aşık olmaları ve siyasi olaylarla hız kazanıyor ve son bölümleri de bu yüzden çok akıcı ve hızlı ilerliyor. yazıldığı dönemdeki romanları gibi teknik eksiklikleri ve okuyucuyla konuşma kısımları bolca mevcut olsa da beni rahatsız etmedi, kitabı büyük bir zevkle, severek, en çok da merak ederek okudum.
Namık Kemal'in romanın içine yerleştirdiği beyitleri, romanın önüne geçmişti, çok güzellerdi.. 😊
Namık Kemal’in romanı (1880) • Cezmi 17. yüzyılda yaşamış şair, binici, kahraman bir sipahidir. İran’a karşı açılan bir cenge gider. Kırım şehzadelerinden Adil Giray da oradadır ordusuyla. İkisi arkadaş olurlar. Adil Giray İranlıların bir baskınında yakalanır. Şahın karısı Şehriyar, Adil Giray’ı sever, fakat delikanlı, Şah’ın kız kardeşi Perihan’a vurulmuştur, kız da onu sever. Araya mezhep çekişmeleri girer. İran saltanatını Şiîlerden almaya çalışırlarken, aşkına karşılık görmeyen Şehriyar öc almak ister. Hazırladığı fesatta Şehriyar da hayatım kaybeder, ama Perihan’la Adil Giray da ölürler. Kendilerine yardım için İran’a çağrılmış Cezmi de yaralanır.