Ne desem eksik kalacak bu roman hakkında... Kaç yıldız versem yetmeyecek-sanırım son dönemde Türk edbeiyatından okumuş olduğum en güzel romanlardandı. Tek bir kusurlu yeri dahi olmadan bitti, çok zor bir teknikle kurguyu ince ince işlemiş Ağaoğlu. Üstelik dönemine göre öyle değişik ki edebi nitelik açısından... Değişik zamanlar, açılar ve kronolojik olmayan bir çizgiyle bir sürü olay-parça parça, bir yapboz gibi geçmişin birleşip aydınlanması. Aslında hikaye tek bir gecenin birkaç saatinde geçiyor, ama aslında o zaman değil de öncesi, bir on yıl, on beş yıl, beş yıl öncesi asıl hikaye gibi ve roman boyunca bu geçmişi okuyoruz. Sonra da kitap tam da asıl vaktinde bir olay olmuşken, bir şeyler başlamışken bitiyor, son cümlesi de bunu anlaıtyor zaten: "Okuduğum tüm romanlar, sahici bir başlangıçla bitsin istedim!" Adalet Ağaoğlu, bu romanı sahici bir başlangıçla bitiriyor.
Romanı en başarılı kılan ayrıntılar karakterler ve karakterlein işlenişindeki gerçekçilik. Hepsi birbirinden çok farklı "üç beş kişi"yi öyle ustalıkla tanıtmış ki Ağaoğlu... Eskişehirin yerlisi, zengin, mazbut bir aileyi; onların sanatçı ruhlu oğullarıyla, ürkek, boyun eğmiş kızlarını ve ikisinin aslında birbirne benzeyen çaresizliklerini; tüm kederleri hep gülerek yenebileceğine inanmış, güçlü, dişli bir işçi kızını; zengin, ayakları yere basan, yerli sanayi kurma çabasındaki, anlaşılamamış işadamını; İstanbul'un çoktan mazi olmuş soylu ailelerinden kalan kırıntıları; ülkeyi kurtarmak isteyen idealist gençleri ve kendileirni kurtarma derdindkei herkesi... Toplumun değişik tabakalarında yaşayan, farklı farklı insanların anlattığı o aynı, büyük hikayeyi öyle gerçekçi yazmış ki. Karakterlerin hepsi yanıbaşımızda duran insanlar gibi, hele Kısmet, Kısmet'in topluma, ailesine, kurallara o boyun eğişi... "Neden en sevinilecek anlarda bile sevinemedik?" Bu, kitabın ana sorusu bence.
Adalet Ağaoğlu'nun okuduğum ilk kitabı bu, ama bende başka kitaplarını okuma isteği değil, korkusu oluşturdu: Bundan daha iyisini yazmış olabilir mi? Zor sanki.
Ayrıca belirtmek istediğim şey, kitapta en çok Murat'la Kısmet'in ilişkisinin anlatılışı başarılıydı, son ana kadar şüphede bıraktı ve sonra şüpheleri doğru çıkardı-ama bilmeyen birinin elinde çiğ çok çiğ olabilecek bu ilişki muhteşem bir naiflikte anlatılmıştı.
Bunların dışında, bir de cümleler çok güzel, değinmeden geçemeyeceğim.. Ağır bir kitap, sürekli kafanızı çalıştırmanızı bekliyor ve bazılarına okuması zor gelebilecek bir eser, ama anlayabilecek olgunluktaki bir zihin için eşsiz güzellikte. Hele şu satırlar her okuyuşumda sebepsice ürpertti beni:
"Gece. Haziran. Ama günlerin en uzunuyla geceleirn en kısasına zaman var daha."
Zor, ama harikulade bir romandı yani; Türk edebiyatının sahiden dünya çapında kaliteye eriştiğini, hem de yıllar önce eriştiğini kanıtladı bana... Özellikle amatör ya da profesyonel olarak edebiyatla ilgilenenlerin öğreneceği çok şey var, tavsiye ederim. :)