Her gündüz geceye hazırlıktır esasen. Gündüzleri dağ başlarında, akarsu kıyılarından, derin deniz diplerinden, uçsuz bucaksız vadilerden, hayatın külfetleri kadar nimetleriyle de harmanlanmış kent meydanlarından, modernizmle postmodernizm arasında giderek daralan bir alanda talan edilmiş işyerlerinden edindiğimiz çoğu gereksiz yüklerle tutarız gecenin yolunu. Gece, geniş kollarıyla güvenli bir sığınak olmuştur hep, ana rahmini hatırlatan bir taraf olması biraz da bundandır belki. Bindiğimiz mumdan kayıklar, gecenin ateşten dehlizlerinde erimek şöyle dursun, yepyeni varlık alanları edinir kendisine. Cahit Sıtkı'nın, "Gece bir sebep değil belki bir neticedir" mısraının gerisinde yatan sır da muhtemeln buradadır. Ve aşklar, geceye yargılı su sarnıçlarıdır biraz da. Sızdırdıkları suyun mahiyeti değil, meziyeti belirleyecektir gecenin derinliğini ve o derinliğe aşina olması gereken aşklar, gündüzün hasarlarından kurtarabildikleri oranda kendilerini, onarabildikleri oranda kanayan yerlerini, yepyeni dirimlere dair yepyeni sözler verebilecektir birbirine. O derin sözlerin geceye ait olması bile başlı başına bir anlamlar manzumesidir zaten. Orada öylece durup bekler her biri bir suretten arta kalan aynalar, serinliği kendine yakıştıramayan saten çarşaflar ve ışıltılı bir ten... Yazarların yazdıkları kadar, belki ondan ziyade, yaşadıkları da ilgilendirir bizi. O hayatların, o yaşantıların geceye ait bölümü, daha bir mercek altındadır sanki. Düşlerin ve düşüşlerin eşlik ettiği geceler, okurun açmaya korktuğu veya sürekli ertelediği bir penceredir kimi zaman da Çünkü çiğ sahne ışıkları, yazıdan ve yazardan yana olmamıştır hiçbir zaman Misak-ı Milli sınırları dahilinde... Gece Hayatım'ı benzersiz kılan sadece ülkenin mevcut koşulları değil, o koşullara rağmen direnişin ve başkaldırının burcunda duran Adalet Ağaoğlu'nun cesaretidir de...
Adalet Ağaoğlu, a writer born in Nallıhan in 1929, graduated from Ankara University's Faculty of Language and History-Geography, Department of French Language and Literature in 1950. Subsequently, she joined Ankara Radio in 1951, where she worked as a dramaturg, radio theater director, and program specialist following the establishment of TRT. He departed from his post in 1970, having served as the head of the Radio Department. Ağaoğlu's foray into poetry commenced with the publication of her work in the 1948 and 1949 issues of Kaynak magazine. She subsequently made her theatrical debut with the play "Bir Piyes Yazalım" (Let's Write a Play), which was staged in Ankara in 1953 and co-authored with a colleague. The initial work of fiction by Adalet Ağaoğlu was the 1973 novel Ölmeye Yatmak.
Fikir başka bir yorumda da söz edildiği gibi güzel. İlginç, ama rüyalar gören kişiden başka birinin ilgisini çekmez. Kendi rüyalarını yazar, en fazlası yaşlanınca okursun.😀Yüksek puan verenler ne yorum yapmış diye baktım ama göremedim. Neden hoslanmışlar bilemedim. Uzun bir kitap olsa başlarda bırakırdım. Kitap insana bir şey katmalı, bunun ise katkısı olacak bir yanı yok.
"Geride sağ kalan herkes gibi benim gözlerim de devleti arıyormuş ama ortalıkta bu korkunç saldırıyı önleyecek devlet yok. Meğer öyle sanıyormuşuz. Meğer devlet, benzinmiş de, su kılığında itfaiyenin yangın söndürme hortumlarının içinden akmaktaymış. İtfaiye erleri sıktıkça ortalığı devletin alevlerinde kavruluşun kendine özgü yanık kokusu sarıyor."