Necati Cumalı, benim için her zaman çağının çok ötesinde bir yazardı. "Ay Büyürken Uyuyamam" ı okurken de anladım ki, aynı zamanda karanlık dehlizlere girecek kadar cesur bir yazar aynı zamanda. Kitap için yazılan eleştirilerde Anadolu insanının cinsel yanını anlatıyor deniyor. Bence Cumalı, bu kitapta Anadolu'nun cinsellik anlayışındaki çarpıklığı ortaya döküyor, bir nevi Pandora'nın Kutusu'nu kırıyor. O kutudan kaynı ve kayınpederinin tecavüz etmeye çalıştığı yeni gelinler, 13 yaşında damat olan oğlan çocukları, tarlalarda ağa tecavüzüne uğrayan kızlar, kırlarda tecavüze uğrayan ve adaleti görmezden gelinen küçük oğlan çocukları var.
"Hovarda, İğneci, Vasfiye, Yük..." Okurken içimde incecik sızı duyduğum öykülerdi. "Tanrının Kırlarında" adlı öyküyü okuduktan sonraysa kapağını kapadım ve duvarı yumruklamak filan istedim. O öykünün son bir paragrafı aklıma mıh gibi kazındı.
"Ay Büyürken Uyuyamam" ile Cumalı bize ağır bir yük bırakmış. Hem de öyle bir yük ki, çok benzerlerine her sabah o suç programlarında maruz kalıp şoklardan şok beğeniyoruz. O programlarda anlatılanları seneler önce yazmış gibi bir magazin jenerik girsem de, herkes okusa bu kitabı. Ama Cumalı zaten o çarpıklığı bilmiş, anlamış ve yazmıştı. Çünkü o çarpıklık her zaman oradaydı, vardı, saklanamıyordu.