Kapitalist-emperyalist sistemin insanlara ve insanlık üzerine en ciddi ve en ağır saldırılarının yapıldığı dönemlerin birinden hatta belki en ağırından geçiyoruz. Dünyanın üçte birinde fiili işgal ve emperyalist politikalar çerçevesinde gerçekleşen iç savaşların olduğu; uygulanan neo-liberal politikalar yüzünden sömürü ve yoksulluğun sürekli olarak arttığı; bu nedenle insanın insan olarak yaşaması için gereken maddi koşulların ortadan hızla kalktığı; tekelci polis devletinin uyguladığı baskının sürekli arttığı ve ülkelerin korku imparatorluklarına dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz. Nihayetinde insanın, eğitim, medya ve resmi ideolojilerle kafası esir alınan; düşünce ve eylem fakiri haline dönüşen; kelimenin tam anlamıyla akıl tutulması yaşayan; insan olmanın erdemlerini, güzelliklerini, gerekliliklerini unutan yani insanlıktan çıkmaya başlayan insanlara dönüştüğü bir dünyadır bu. Biz bugün her şey bir yana, insan olarak kalabilmek için dahi büyük çaba sarf edilmesi ve bunun tek yolunun da kapitalist-emperyalist düzenle mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.gerçeklerin inatçı şeyler olduğunu da biliyoruz ve de insanlık ateşinin üzerimizi örten karanlığı parçalayabileceğini de. İnsanlık tarihine ve sınıflar mücadelesine baktığımızda görüyoruz bunu. Bu nedenle de tarihin pek çok döneminden, bugün unutulmaya başlanan ancak bize mücadeleyi, kimi zaman yenilgiyi kimi zaman zaferi anlatan ama her zaman kendi sözünü söylemiş, kendi hikayesini anlatmış, kendi tarihini yazmış, insan olarak kalabilmişlerin hikaye, roman ve anılarını basmayı, "hatırlatmayı" ve bu deneyimlerden öğrenmeyi bugünün acil görevlerinden biri sayıyoruz. "Anlatılan senin hikayendir"..
Jean Laffitte, est un résistant communiste, survivant des camps de concentration et un écrivain français. Publications - Ceux qui vivent, Éditions Hier et Aujourd’hui, 1947 ; réédité : Livre club Diderot, 1970. - Nous retournerons cueillir les jonquilles, La Bibliothèque française, 1948 [présentation en ligne [archive]]. - Rose France (roman), les Éditeurs français réunis, 1950. - Le commandant Marceau (roman), les Éditeurs français réunis, 1953. - Les hirondelles du printemps (roman), les Éditeurs français réunis, 1956. Le lac aux rêves (roman), les Éditeurs français réunis, 1965. - Une nuit sous l’Occupation, Éditions Sociales, 1972. - La Pendaison, préface d'André Lacaze, Julliard, 1983. - Gennevilliers évocation historique Tome II : De la fin du XIXe siècle à 1970, Ville de Gennevilliers, 1966
Avrupa'da faşizmin nasıl yenilgiye uğratıldığının can acıtan bir gerçeklikle aktarıldığı bir anı/roman. Kitapta, yeraltında ve sonrasında toplama kamplarında mücadele verenlerin hayatta kalmak için çektikleri en ufak bir kazanımın nelere mâl olduğu duru, akıcı bir dille anlatılmış. Bir diğer yorumda bahsedilen çeviri ve noktalama hataları bu baskıda hemen hemen tamamen ortadan kalkmış. Kitabın ilk bölümü biraz kuru bir anlatımla başlasa bile, sonrası giderek akıcı bir hale geliyor. Yazar, bu büyük savaşta, faşizmi yenmek için bir çok özveride bulunan ve yaşamlarını kaybeden bir çok Fransız anti-faşist ve komünistin anısını ve isimlerini ölümsüzleştirmiş, yeni kuşaklaın bu yaşamlardan haberdar olamsını sağlamış. Bence kitaptak en büyük eksiklik, yapıtta adı geçen onca insana ait bir dizin eksikliği. Böylece, okumak daha kolay, ileri sayfalara gelince zaman zaman hatırlamak için başa dönmek ve aranmak gerekiz olurdu. Beeni şaşırtan şey ise, o dönemlerde Fransız Komünist Partisi üyelerinin de, gerek yeraltı, gerekse toplama kampındaki mücadelelerinde milliyetçiliği ön plana çıkarıp, kararlarını ve tercihlerini enternasyonalst ilkelerden çok, ulusalcılık temelinde yapmalarydı. Demek ki, bu hastalık çök zamandna beri içimizde varmış.
Sonuç; okumaya değen ve insanı faşist tehlike üzerine bir kez daha düşünmeye iten bir yapıt.
İçeriğinden ziyade içindeki yazım ve noktalama yanlışlarının göze battığı bir kitap maalesef. Belki daha iyi ve dikkatli bir çeviriyle daha iyi bir hale gelebilir.
Fransız Komünist Partisi üyesi Jean Laffitte'in, hapishaneden kaçtıktan sonra, partinin yeraltı örgütlenmesine katılması, yakalanarak toplama kampına gönderilmesi ve burada yaşadıklarını anlatan bir anı kitabı Eylemciler. Kamptaki örgütlenme, dayanışma ve direnişin çarpıcı bir şekilde anlatıldığı kitap bu yönüyle ,benim okuduğum toplama kampı konulu kitaplardan ayrılıyor. Akıcı bir dille yazılmış, sürükleyici ve etkileyici.
J'ai eu un peu de mal au début, pas une période que j'apprécie à lire, trop connue, trop sombre, toujours les mêmes horreurs et dualité de l'existence humaine, comme souvent avec la 2èe guerre mondiale, utile à lire de temps de en temps en souvenir du passé mais plutôt un 2 étoiles juste assez agréable. Personnellement, je préfère les personnages gris pas que des méchants et des gentils.