Çalışmaya başladığım ilk günden itibaren, bu topluluğun profesyonelleşmesi için büyük çaba sarf ettim. Sağlığım müsaade ettiği ölçüde de bunu yapmaya devam edeceğim. Bugüne kadar birlikte çalıştığım her kademedeki arkadaşımdan sevgi, saygı ve ciddiyet gördüm. Bunun için mutluyum. Zaman zaman çalıştığıma pişman olduğum anlar oldu, ama geriye dönüp baktığımda dolu dolu bir hayat ve hatıratımı yazacak kadar güzel ve heyecanlı anılar var. - Suna Kıraç
Etkileyici bir hayat hikayesi. (Biyografi de benim en sevdiğim tür.) Daha etkileyici ve daha güzel yazılabilirdi. Hayatını bölümlere bölüp, tarih sıralamasından ziyade konulara göre anlatılması hoşuma gitmedi. Suna Kıraç'ın hayatını hiç bilmeyen biri okursa, bir anda ne olduğu belirsiz bir hastalıktan bahsediliyor diğer bir konuda bu hastalık yokmuş veya geçmiş gibi bir atlama oluyor, (tarih sıralaması olmadığı için) kafa karıştırıyor. Ayrıca bir sürü konuya değinilmemiş, şirketle ilgili bazı detay yazışmalar varken işlerle ilgili ana değişimler yok; aynı durum yaşantısıyla ilgili de öyle. Suna Kıraç'ın hayatının en enteresan yanlarından biri evlat edinme hikayesi sonrasında İpek'in hayatına katkıları. Örneğin İpek Kıraç'ın annesiyle ilgili anlattıkları, farkettim ki bir belgeselden alınmış. Yazı diline olduğu gibi alınan bu konuşma okunurken anlamsız. Suna Kıraç'ın hastalığından sonra derlenmiş olması kitaptaki bu dağınıklığa bir neden olabilir ama Koç ailesinde eminim kitabı değerlendirebilecek veya daha iyi düzenletecek kişiler vardır. 'Kitap da bastık, hayatımızı da yazdık, bu proje de tamam' der gibi olmuş biraz.
Örnek alınası bir hayat hikayesi. Kitabın her satırı ayrı ayrı ezberlenilesi. Türkiye için çok önemli ve özel ailelerden birinin hayatına bir kapı aralanıyor. Suna Kıraç nasıl ileri görüşlü, nasıl savaşçı bir kadın, çok da güzel bir rol model. Amansız hastalığında bile vazgeçmeyen bir kadın... Kitap için 5 yıldız vermememin tek nedeni kronolojik sıraya göre yazılmadığından konuların tekrara da düşebilmiş olmadı. Onun dışında 5/5’lik.
Her satırında örnek alınacak davranışlar içeren bir hayat öyküsü. Yaşam felsefesini tekrar tekrar okumalı ve elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışmalı bence.
Bu kitapta Koç ailesinin yaşamına tanık oluyorsunuz. Suna Kıraç hikayesi üzerinden tüm aile fertlerini tanıyıp onlarla bazen gülüp bazen ağladığım güzel bir biyografiydi.
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı,hayran mı olacağınızı, hüzünleneceğinizi mi bilemediğiniz duygu kargasası icindeyim. Ne çok isterdim Suna ve İnan Kıraç ile tanışmayı...önce Sadberk Hanım müzesi ile başlayacağım, sonrasında Pera Müze'sine giderek "Kaplumbağa Terbiyecisi"nin karşısına geçerek yeniden bu esere bakmak ve daha derini görmek istiyorum...
Biyografiler bana hep ilginç gelmiştir; birisinin hayatını röntgenlemek ( ya da günümüz tabiriyle stalklamak) gibi hissiyat uyandırır ve insanın merak duygusunu körükler. Bu ülkede nice zenginler varki asalak gibi milletin kanını emerek zengin olmuş, bir de Suna Kıraç gibi ülkesi için gerçekten elini taşın altına koymuş varlıklı insanlar var. Dilerim onun gibiler çoğalır ve Suna Kıraç’ın da işaret ettiği gibi ülkenin en büyük eksikliği olan eğitime katkıda bulunur. Biyografiye gelirsek bana çok aceleye gelmiş, yazdık ve tamamlandık gibi bir düşünceyle yapılmış. Eminim hayatına dair son yıllarına dair anlatılmamış bir sürü hikaye var. Sanırım Koc ailesinin o hep siyasete girmeyelim ve dışarıya karşı olan politik yaklaşımının sansürü devreye girmiş. Yine de ilham almak isteyenler için güzel bir kaynak olmuş.
Meslekler, görüşler, hayat tarzları farklılaşsa da, çocukluktaki beraberliğin kalıcı bir kardeşlik sağladığı muhakkak. Ve ne mutlu, değil mi, böyle olduğu için… Kendi zevk ve beğenilerimi ona dikte etmek yerine, evlilikte aynı şeylerden zevk almanın lüzumsuzluğunu öğrendim… Kararlar bizim önümüze geçip, bizleri güç durumlarda yakalamadan, bizim cesur kararlar alarak bazı sektörlerden çıkmamız gerekli… Hayattaki en önemli sonuçlar, ayrıntısına dikkat edilmiş işlerden alınır…
Türk sanayinin kurucularından Vehbi Koç'un kızı Suna Kıraç'ın etkileyici hayat öyküsü... Kitabın ilk yarısı Kıraç'ın hayatı boyunca aldığı notlardan ve mektuplarından hareketle yazdığı öz yaşam öyküsünden oluşuyor. İkinci yarısı ise, yakalandığı amansız hastalık nedeniyle notları tamamlayamaması nedeniyle kitabın editörü Rıdvan Akar'ın kalemi ile anlatılıyor. Babasının izinden giderek Koç Holding'in yönetiminde etkin görevler alan, Türkiye'nin ilk kadın yöneticilerinden ve dünyanın sayılı zenginlerinden biri olan Suna Kıraç diğer yandan Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Pera Müzesi, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü gibi bir çok sosyal ve kültürel kurumu da hayata geçirmiş. Azmi, disiplini ve hayata bakış açısıyla gerçekten ilham verici bir kişilik. Kitap, bir gelenek olarak aile üyelerinin birbirlerine ve çeşitli kişilere yazdıkları notları ve mektupları da içerdiğinden tarihsel olarak da bence önemli bir kaynak...
Cocuklarim ve torunlarim bir isin basina geçtikleri takdirde, bugüne kadar geçirdigim tecrübelere nazaran, Üzerinde dikkatle durmalari cab eden diger hususlari da asagiya yaziyorum: 1- Mesai arkadaslar ile münasebetlerinde mesafe birakmali, özel dostluklar kurmamali. 2- Konusma ve yazismalarda ok dikkatli olmali. 3- Verilen kararlan aynen tatbik etmeli, ettirmeli ve edilip edilme-digini kontrol etmeli. 4- Ufak menfaatler temini için otoritesinden fedakarlik yapmama-li. Mesai arkadaslarina boynu bükük olmamali. Hesap alip vermesi-ni bilmeli. 5- Aile arasindaki ahenksizlik çalisanlar üzerinde fena tesir ya-par. Kendilerine emin bir istikbal görmeyecekleri için islerine ehem-miyet vermezler veya ayrirlar. Ayrica: - Rekabet bundan azami istifade etmeye kalkar. - Bankalardaki kredilere tesir yapar. - Kamuoyunda dedikodu baslar. - Ortak oldugumuz, is yaptigimiz firmalar rakipler elde etmek için her türlü tesebbüse geçerler. - Anlasmazliklarda kabahat iki tarafta olur. Bunun ölçüsünü bul-mak güçtür. Onun için Aile fertlerinin akillilar kaprisleri birakip, isin zarar görmemesi için fedakark yapmalidirlar. (Birbirimizin bagislan-mayan günahr ayrilan fikirlerimizdir. 16.9.1980 tarihli Saatli Marif Takvimi'nden R.W. Emerson'un bir vecizesi.) Yukarda belirttigim bütün bu hususlar rehberiniz olsun. Bunlar-dan ayrilmamanizi tavsiye ederim. Vehbi Koç
This entire review has been hidden because of spoilers.
Şans eseri edindiğim ama elime geçtiği andan itibaren okuma isteği duyduğum, Koç ailesine, Suna Kıraç a karşı saygı ve ilgimin arttığı bir kitap oldu. Daha öncesine aile ve Suna Kıraç hakkında ülkenin en zenginleri olduklarını bilmem dışında herhangi bir bilgim yoktu. Ancak aslında her güzel şeyin arkasında olduğu gibi bu ihtişamlı zenginliğin arkasında da olan çabanın, özverinin büyüklüğü beni şaşırttı. Ne kadar çok şey elde etmiş olsalarda asla olanla yetinmeyip hep daha iyisine gitmeleri ve bunu elde etmeleri gerekli çabanın sonunda istenilen şeylerin elde edilebileceğini bir kez daha gösterdi. Nihayetinde hiçbir şey yoktan var olmuyor ve her şeyin arkasında bir mücadele (bunun boyutu kişiye ve koşullara göre değişir tabi..) söz konusu. Bu süreçlerde ülke çıkarlarına her zaman riayet edilmesi eğitime önem verilmesi ise saygımı artıran unsurlar oldu. Özellikle Suna Kıraçı n toplumun çocuklarını benimsemesi onların eğitimi için çaba harcaması, kültürel faaliyetler, güneydoğu ya yönelik yatırımlar hepsi saygıdeğer ve bilinmesi gereken konular. Ülkemizin saygıdeğer ve kıymetli kızı Suna Kıraç hayatımda yer alacak ve bana da ilham kaynağı olacak, buna eminim.. Saygı ve Rahmetle kendisini anıyorum.
Kitabın arka kapağında Suna Kıraç'ın yazdığı çok güzel bir cümle var: "Zaman zaman çalıştığıma pişman olduğum anlar oldu, ama geriye dönüp baktığımda dolu dolu bir hayat ve hatıramı yazacak kadar güzel ve heyecanlı anılar var." Gerçekten de kitabı okurken Vehbi Koç Üniversitesi'nden mezun ilk ve tek kişi olup tüm ömrünü Koç topluluğuna adayan ve bundan asla pişman olmayan azimli bir kadının hayatını ve geçirdiği hastalığa rağmen hayattan kopmayan güçlü bir kadını okuma fırsatını bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kitabı okuduktan sonra Mehmet Ali Birand'ın Suna'nın Gözleri belgeselini kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
Vehbi Koç'un kızı olmaktan öte kendi yolunu bulan, kendi idealleri ve hayalleri olan, fikirlerini gerçekleştirene kadarki süreçte tüm zorluklara göğüs geren güçlü ve başarılı bir kadın hikayesidir; bu kitap... Hasta yatağında dahi yaşama sevincini, azmini kaybetmeyip mücadeleye devam etmiş. Birçok insana ve biz gençlere yol gösteren ve ilham veren bir kitap. Kitapta rahmetli Vehbi Koç'un altın değerindeki çok ama çok değerli öğütleri de bizlere yol gösterici niteliktedir. Biyografi okumayı severlere bu kitabı tavsiye ederim.
Yıllardır gözümün önünde ordan oraya gezen kitabı sonunda bitirebildim. Aile şirketi olan herkes okumalı. Aile şirketi nasıl kurumsallaşır? Hangi prensipleri belirlenmeli? Bunları öğrenmek ve tatbik etmek isteyen herkes okumalı. İlk şiar yazılı iletişim olmalı. İkincisi ise kan bağına yaslanmadan disiplinli ve iş ahlakıyla çalışmak, devamlılığı sağlamak için böylece çevreye ve yeni nesile örnek olmak. Akıcılığı bana biraz tutuk geldi. Ders kitabı gibi öğretici ve didaktikti. Sonlara doğru epey sıkıldım ama iyi ki okumuşum.
Suna Kıraç, ağzında gümüş kaşıkla doğmuş olmasına rağmen toplumun eğitimi ve kültürü alanlarında hayatı boyunca çalışmış, örnek bir insan. Amansız hastalığıyla savaşırken bile bırakmamış çalışmayı. Bu kadar erken yitirmiş olmamız gerçekten kötü. Ailesinin hastanesi varken hastalığının iki yıl boyunca tespit edilememesi çok üzücü. Kitabın bir edebi dili ya da akışı yok. Olayları biraz dağını anlatıyor ama hikayesi çok etkileyici.
“Hayattaki en önemli sonuçlar, ayrıntısına dikkat edilmiş işlerden alınır.”
Yazım ve aktarım tekniği açısından tartışmaya açık olsa da Suna Kıraç’ın hayatı başlı başına nefis ve öğretici bir yaşam öyküsü. Kitabın ilerleyen yıllarda, Suna Kıraç’ın detaycı ve mükemmeliyetçi karakter formasyonuna ve anısına yakışır bir biçimde, daha hakiki bir özenle derlenip toparlanacağını umuyorum.
Eserleri ile hayatımda tesiri olmuş olan Suna Kıraç'a bu ülke için yaptıkları için teşekkür ederim. Kitabı okuduktan sonra alınması gereken dersler, hızla uygulamaya konulması gereken teknikleri de görme imkanım bulunduğunu belirtmek isterim. Bu ülke için gerçekleştirdikleri için minnetlerimi sunarım.
Bir süredir varlığından haberdar olduğum ve okumak istediğim bir kitaptı. Şansıma, bir şantiyemizde yerde bir tomar kitap arasında bularak eve getirdim. Suna Kıraç'ın biyografisi olsa da Koç Holding için de bir nevi tarihçe sayılabilir. Koç Ailesi ve şirketinin nereden geldiği, nereye gittiğini anlamak, önemini öğrenmek için okunabilecek bir kitap.
Suna Kıraç tam altı yıldır sadece gözleriyle konuşuyor. (ALS hastalığı) Her şeyin yazılı olarak kayıt altına alınması: kolektif hafıza, kurumsallaşma Hayalleri yerine babasını seçti. *özel şahısların da müze kurmasına olanak tanıyan kanun
belirli kısımlarıyla hayranlık uyandıracak bir biyografi ama "belirli" kesimden insanların hayat hikayeleri bir yere kadar ilgi çekici geliyor. yine de erkeklerin dünyasında kritik dönemlerde büyük rol sahibi, imkanlarını faydalı işlere harcayan öncü bir karakter olduğu için saygı ve hayranlık duyduğumu söyleyebilirim.