Giovanni Scognamillo was born to a family of Italian Levantines; his father was the son of an immigrant from Naples and his mother was descended from Genoese settlers of Tinos. His father Leone being the manager of the prestigious movie theatre Elhamra Sineması of Beyoğlu, he became acquainted with cinema in early years of his life. After graduation from Liceo Italiano, he started to write cinema articles for various Italian language media. By 1961, he began his career in Turkish language press.
Scognamillo is the author of several books on the history of cinema, as well as diverse topics such as fantastique and occultism, currently working as a lecturer of Turkish cinema at Bahçeşehir University.
Giovanni Scognamillo'nun "Türk Sinema Tarihi", hâlâ yazılmış en iyi sinema tarihi kitaplarından biridir! 1914 yılında Fuat Uzkınay'ın "Aya Stefanos Abidesi'nin Yıkılışı" filmi ile başlayan Türk Sinema Tarihi, 1923 yılında Cumhuriyet Devrimi ile yeniden başladı, Amerika'da, Avrupa'da, Sovyetler'de tiyatro, sinema eğitimi gören Muhsin Ertuğrul İkinci Dünya Savaşı yıllarına kadar başlıca Yönetmen'dir, daha sonra Türk Sineması tiyatrodan bağımsız, yeni film şirketleri ile dünya sineması standartlarında filmler yapmaya başladı, Lütfi Ömer Akad, Hulki Saner, Osman Fahri Seden, Atıf Yılmaz Batıbeki, Metin Erksan gibi Yönetmenlerle! Giovanni Scognamillo, "Türk Sinema Tarihi"nde, fotoğraflarla, ayrıntılı film açıklamaları ile, 1946 sonrası Türk Sineması'nı 1968'lere kadar - sonra da 1968 sonrası Türk Sineması'nı- anlatıyor. Türk Sineması, bir film endüstrisi kurmayı nasıl başardı, sinema salonları tüm ülkeye nasıl yayıldı, film stüdyoları, sinemanın tüm kadroları - yönetmenler, yapımcılar, senaristler, oyuncular, tasarımcılar, ses, ışık teknisyenleri, dublajcılar, montajcılar- nasıl yetiştirildi, Giovanni Scognamillo'nun "Türk Sinema Tarihi"nde okuyabiliriz. Giovanni Scognamillo'nun "Türk Sinema Tarihi", dünya sinemalarının gelişmesini anlamak açısından da yararlıdır, Türk Sineması ile dünya sinemalarının nasıl etkileştiğini Giovanni Scognamillo'nun tarihçiliğiyle kavrayabiliriz!
Türkiye’yi sinemayla tanıştıran ilk kişi Sigmund Weinberg’dir… Muhsin Ertuğrul bugüne değin özellikle tiyatroculuğu yüzünden eleştirildi ve suçlandı, oysa bizce en önemli eksikliği, sinematografik yaklaşımı açısından aşırı şekilde Batı’ya dönük olması, Batı kalıplarına bağlılık göstermesi ve sonraki yıllarda bir salgın haline gelecek olan uyarlama yöntemini Türk sinemasına aşılamasıdır… Türk Sinemasında bir ilk ‘First Lady’den söz edilicekse hiç kuşku yok ki bu isim bütün o artıları, eksileri, maceralı ve trajik yaşamıyla Cahide Sonku olacaktır… Türk sinemasının ilk erkek yıldızı hiç kuşku yok ki Ayhan Işık’tır… ‘Bütün sanatlar insanı anlatır’ der Metin Erksan. “İnsansız sanat olmayacağı gibi sanatı da ancak insan yaşar”…