Türkiye'de polisiye roman denilince ilk akla gelecek isimlerden biri olan Celil Oker'in polisiyeleri, Merkez Kitap ile yeniden okurun karşısında. Oker polisiyelerini tanımak isteyenler için bir ipucu; İstanbul ve karanlık köşeler onun için başlı konular. Oker'in, 5 yıl içinde 5 polisiye romanı yayınlandı. "Bir Şapka Bir Tabanca" yine bir Remzi Ünal polisiyesi. Oker için "Almanlar ellili yılların sonunda nasıl Dashiell Hammett ve Raymond Chandler aracılığıyla Amerika'da yaşananları öğrendiysek, şimdi de Celil Oker aracılığıyla İstanbul sokaklarında neler olup bittiğini öğreniyoruz," diyor Andreas Amer.
1952 yılında Kayseri'de doğan yazar, ortaokulu Talas Amerikan Ortaokulu'nda tamamladı. Ardından Tarsus Amerikan Koleji'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne devam eden Oker 1979 senesindeki mezuniyetinin ardından çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı yaptı. Bu işlerin ardından 1983'te reklam yazarlığına başladı. Markom ve Merkez Ajans isimli şirketlerde çalıştı.
Uzun süre reklamcılıkla ilgilendikten sonra 1998 yılında Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1999 yılının Nisan ayında ilk romanı Çıplak Ceset'i yayınladı. Aynı senenin Ekim ayında ise Kramponlu Ceset çıktı. Oğlak Yayınları tarafından basılan bu eseri ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı.
Sevtap Oker'le evli olan yazarın Ali ve Can isimli iki oğlu vardır.
Bilgi Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık teknikleri dersi de veren Oker Mayıs 2019'da İstanbul'da vefat etmiştir.
Ölmüş bir adamın dolabında bulunan bir şapkanın altındaki tabancanın orada ne aradığının peşine düşüyoruz İstanbul'da dolaşarak. Karakterler çok işlenmemiş, konu da biraz dağınık geldi bana. Bir yazar tanımış oldum.
Daha önceki kitaplarına yazdığım notlara baktım. Aynısını yazmak üzereyim. Temposu yüksek değil, heyecana kapilmiyorum. Çok fazla laf salatası var. Düşündüm ama söylemedim gibi Remzi Ünal 'in hem söylediklerini hem de soylemeyip kendine sakladıklarını okuyoruz. Ama bunların hiç bir önemi yok. Yani bir şeyi söyleyip soylememesi kitabın akışına etki etmiyor sadece laf kalabalığını artırıyor. Remzi Ünal okurken canım surekli kahve ve sigara istiyor, neden acaba? Filtre kahve ve baristalar henüz popüler değil, sürekli su ısıtıp neskafe içiyorlar. Ev telefonları, araç telefonları, ankesörlü telefonlar uzak olmayan başka bir zamanı anımsatıyor bana. Cep telefonları yeni yeni çıkmaya başlamış. Kapıcılar, emlakçılar, taksiciler, reklam ajansları, olayların geçtiği mekanlar hep o döneme ait, bu açıdan güzel, yani yazıldığı dönemi yansıtıyor ki ben böyle anlatımları severim. Ayrica Remzi Unal'da tıpkı Sherlock Holmes'daki gibi bir kabiliyet var, söze nereden başlayacağını, kimle ne konuşacağını, kimin kendisinden ne isteyeceğini şıp diye biliyor.
Celil Oker, tüm polisiye roman yazarlarının içine düşdüğü bir duygu durumu ile yazmış Bir Şapka Bir Tabanca romanını. Remzi Ünal'dan sıkılmış, artık onun romanlarını yazmak istemiyor, "Son Ceset" diye bir kitap yazıp kahramanını ölüm döşeğine taşıyor. Ama yine bir Remzi Ünal romanı yazıyor, bu sefer "X Cinayet" başlıklı seriye son veriyor ve Remzi Ünal'ı emekli edebilmek için taklalar atıyor. Biliyoruz ki bu kitap da emekli edemedi Hava Kuvvetlerinden Müstafi Pilot, nevzuhur Özel Dedektif Remzi Ünal'ı...
Algan Sezgintüredi'nin, kitabında Oker ve Özel Dedektif Remzi Ünal'a selam çakması ile bir süredir ara vermiş olduğum Oker okumalarıma geri dönme kararı almıştım. Serinin 6. kitabı olan Bir Şapka Bir Tabanca'yı her zaman olduğu gibi dinledim. Gürsü Gür en iyilerinden olmasa da beğendiğim seslendirenlerden, o yüzden seslendirmeyle ilgili bir sıkıtı yaşamadım.
Tek başına yaşayan babası öldükten sonra eşyalarının arasında bir şapka ve bir tabanca bulan oğlu, babasının bu tabancayı neden bulundurduğunu araştırması için Remzi Ünal'ı tutar. Kitabın ismi de zaten bu iki objeden geliyor. Genel olarak Oker'in belirgin bir tarzı var. Araştır, soruştur, delilleri topla ve herkesi odaya dikip olan biteni açıkla şeklinde ilerliyor olaylar. Bu kitapta da farklı bir şey yoktu ancak konusu benim pek ilgimi çekmedi bu kez. İlgimi çekmeyince de kendimi hikayenin akışına pek kaptıramadım açıkçası. Sıkılmadım ama Oker'den daha iyilerini dinlediğim için favorilerim arasına giremedi bu kez maalesef.
Bir de eğer Oker okumayı düşünüyorsanız, kronolojik gitmenizi bir kez daha tavsiye ederim. Hem bazı karakterlerin hikayeleri devam ediyor hem de geçmiş kitaplara atıflar olduğu için spoiler durumları az da olsa söz konusu olabiliyor.
Türkiye'den de polisiye çıkıyor dedirten bir kitap. Olaylar akıcı, kurgu tutarlı, heyecan ve gizemin dozu yerinde. Bir ajans sahibinin yaşlı babası eceliyle vefat ediyor. Evinde bi şapkanın altında tabanca bulan oğlu, bu olayı araştırmak için Remzi Ünal'ı tutuyor. Bu tabancanın ne işi var burada diye başlayan araştırmanın ardından iki ceset daha çıkıyor. Kitap zevkle okunuyor, sürükleyici ve senaryo helal olsun dedirtiyor.
Remzi Ünal hikayelerini beğeniyorum. Hemen her kitapta sizi hikayenin içine sokan betimlemeler, keyifli diyaloglar ve kıvamında klişeler oluyor. Ancak finalleri de bir türlü sevemiyorum. Kitapları aralıklarla dinlediğim için hepsini hatırlayamıyorum ama birçoğu karakterlerin bir masa etrafında toplandığı, Remzi Ünal'ın olayı açıkladığı bir final oluyor. Keşke farklı kurgular da olsa ve keşke Remzi Ünal'ın olayı nasıl çözdüğüne daha çok şahit olsak.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Yazari gectigimiz gunlerde kaybettik. Topragi bol olsun. Remzi Unal serisinin devami, 6. kitabi. Teker teker okuyorum. Bu kitabi da begendim, ancak karakterleri neredeyse hic takip edemedim. Belki konsantre olup okuyamadim, ama o kadar fazla karakter vardi ve hikaye o kadar karisikti ki ipin ucu kacti. Umarim bir sonrakinde daha iyi olur...
Sürükleyici bir Remzi Ünal hikayesi. Anlatımı Raymond Chandler’ı çağrıştırıyor. Hatta kitapta Philip Marlow ve Humphrey Bogart’a da atıflarda bulunuluyor. En çok beğendiğim yönü anlatımı, bu konuda tam puan veriyorum. Kitabın sonundaki olaylar toparlamasını anlamada biraz zorluk çektim. Yine de güzel kitap. Polisiye sevenlere tavsiye edilir.
Polisiye roman seviyorsanız Celil Oker serilerini kaçırmayın derim. Bir Şapka bir Tabanca da yine Remzi Ünal Polisiyesi olarak karşımızda. İstanbul sokaklarını ve gecelerini çok güzel tasvir eden Oker, 2019 yılında aramızdan ayrıldı. Keşke ömrü daha uzun olsaydı da daha fazla polisiye romanlarını okuyabilseydik.
Güzel. Aile içi entrikalarla örülmüş iyi bir kurgu. Remzi Ünal birkaç ölümün altından kolaylıkla kalkmış. En sinirime dokunan elinde baston ve tabanca ortalarda gezen eski damat. Çok antipatik.
Celil Oker serisini okumaya devam ediyorum. Açıkcası bu kitap bir tık daha iyiydi katili merak ettim. Konusu sürükleyici idi. Ama şu var Celil Oker'in Remzi Ünal serisi kesinlikle sırasıyla okunmalı çünkü yazardan spoiler yiyebilirsiniz. Ayrıca bu kitapda da aynı serzenişte bulunduğum şeyler vardı. Sigara güzellemesi ve küfür... Ne yazık ki yazarın tarzı bu şekildeymiş. Türk polisiye türüne katkı yaptığından dolayı her ne kadar bazı şeylere takılsam da yazarın kalemine sağlık. Allah rahmet eylesin ışıklar içinde uyusun.