DÜNYA TEKÂMÜL OKULU RUH VARLIĞI İÇİN BİR TEMEL EĞİTİM GEZEGENİDİR. Varoluşun makro düzeninin izdüşümü Dünya gezegenindeki olağan şekil, kavram ve olgulara yansıdığı zaman, ortaya metaforlar, analojiler çıkar. Beşeri akıl da, böylece, alışkın olduğu formlara bürünen büyük evrensel tekâmül yasalarını çok daha kolay algılar. Evrensel ilke ve yasaların mikro modellerini her an çevremizde, evimizde, sokakta, ofiste, eşyada, varlıkta, kısacası dünyadaki her bir zerrede gözlemleriz. Bu büyük kozmik kanunların aktarılmasında, her anlayış düzeyindeki okuyucuya eşit mesafede durabilmenin, ortak bir bilinç paydasında buluşabilmenin en verimli yolu, hikâyeleştirilmiş, analojik anlatımlardır. Ruhsal gelişim yürüyüşümüz, bu yasaları idrak etmek ve onlara uyum sağlamakla hız kazanır, bizi beklenen büyük finale ulaştırır. İnsanlığın artık tali yollarda oyalanma lüksü kalmamıştır. Yolumuz ana prensiplerin yolu olmalıdır. 77, bu amaçla kaleme alınmış, Dünya gezegeninin beşer düzeyindeki varlıklar için bir “Temel Eğitim Tekâmül Okulu” olarak meydana getirilişindeki hedefi açıklayıcı, aydınlatıcı, uyandırıcı bir ilkeler kitabıdır.
İnsanlar olarak bugün hayatı çözmeye kafa yoruyoruz. Bu tarz kitaplar da bir fikir veriyor ama her anlatılana ve anlatana tamamen inanmadan biraz sorgulayarak bakmak daha yararlı olur.
Kitabın ilk baskısı Nisan 2023’de yapılmış. Kolbaşı bu kitabında hayat hakkındaki akıllara takılan klasik sorulara cevaplar vermiş. 77 başlıktan oluşan kitapta her bölümde bir bilgiyi açıklamak için benzetmeler kullanarak hikâyeler anlatmış. Anlaşılır olmuş bu haliyle yazdıkları. Neden doğarız, karma nasıl işler, iyilikler, kötülükler nasıl karşılık bulur, insan nasıl öğrenir, ruhla beden nasıl irtibat kurar gibi çeşitli sorulara kendi öğrendiği kaynaklara göre cevaplar vermiş yazar. Bazı bölümler Kur’an ayetlerini düşündürttü. Bize karmaşık görünen ya da tam anlayamadığımız meseleler aslında bizim nefsimizden, egomuzdan kaynaklanan eksikler ya da üzerine oynanmış algımızdan ya da bilginin açılma zamanının henüz gelmemesinden kaynaklanıyor galiba. Anlattığı her şeye katılmayabilirsiniz ya da anlayamayabilirsiniz. Dünyadaki yaşamımız hakkında bir bakış açısı sunuyor.
Yazarın sade bir dili var.
“Dünya gezegeninin tavan arası, gezegenin “astral sahası”dır.” (14)
“Kendi “yarattığımız” çerimiz çöpümüz bize sevgisizlik, nefret, kin, ego, bencillik, kıskançlık, merhametsizlik, adaletsizlik, despotluk, bağnazlık, kötülük olarak geri yansıyor.” (14)
“Kader; seçme özgürlüğünden doğan sebep-sonuç bağlantılarının belli noktalarda buluşmasıdır.” (17)
“Yollar kesişir, birleşir, ayrılır ama her bir varlık -her ne yaparsa yapsın, tercihini hangi yönde kullanırsa kullansın- sadece diğerlerinin gelişim ihtiyaçlarının karşılanmasına ve bütünsel varoluşa hizmet eder. “Bütün”ün bir uzantısı olarak, kendisi tekâmül ettiği gibi, “Bütünsel Şuur”u da değiştirir, geliştirir, yükseltir.” (18)
“… her kavram, her bilgi, her değer, her yapı, oluşumundan bir süre sonra mutlaka yozlaşmak zorundadır. Aksi takdirde gelişimleri durur ve mutlak bir hareketsizlik halinde kalırlar. Bu evrensel bir yasadır.” (24)
“Her yozlaşma aşaması, varlığın kendindeki “şekil bozukluklarını” fark edebilmesi ve ortadan kaldırabilmesi için fırsatlar yaratır. Varlıklar, yozlaşma alanlarının içindeki her değeri tükettiklerinde, o değerlerin “mutlak” olana kıyasla ne derecede yapay olduğunu idrak ettiklerinde yenilenmenin yollarını aramaya başlarlar.” (24)
“Finaldeki ana hedef, farklı kahve taneciklerinin aynı tesir içinde erimesidir.” (30)
“Ettiğim dua benim ruhsal gelişimim için “gerçekten” gereksinim duyduğum istekleri mi içeriyor? Yoksa toplumum, içinde bulunduğum ruh halinin, popüler kültürün dayattığı yapay isteklerimi mi dillendiriyorum?” (32)
“Ellerinizi yukarıya doğru açıyorsanız, tüm varlığınızla “Yukarı’ya” yöneliniz. Tek gözünüz döviz kurlarında olmasın…” (33)
“İlk boru “duygusallık” borusudur. O boru, kötü anıların can acıtıcı etkisinden kendisini korumak için, iç duvarlarını ego macunuyla kaplamıştır. Oradan geçen enerjiler kirlenir, sübjektifleşir.” (35)
“Aldığımız verinin bizde yarattığı duyguyu o anda süratle yaşayıp bitirmek ve o duygunun elimizden sıyrılıp şuuraltı odasına kaçarak, oradan topladığı kirli malzemeyle, başa çıkılamayacak hale gelmesini önlemek gerek…” (35)
“Dinlerin temel hedefi budur… Önce yasayı anlamadan uygularsınız… Sonra uyguladığınız yasanın ne olduğunu yarım yamalak anlamaya başlarsınız… Daha sonra, yaptığınız şeyi tam anlamıyla idrak edersiniz… En sonunda o yasanın “kendisi” olursunuz…” (39)
“Ruh, doğrudan fizik evrende bulunamaz çünkü fizik madde ruhun titreşimine dayanamaz.” (41)
“Doğa olayları da aynı şekilde insanlığı kitlesel ataletten çıkararak, süratle pozitif değerlere yöneltmek, içsel değişimi tetiklemek ve maddeden gelen ağır tesirlerle bağını gevşeterek, yüksek tesirleri alabilmesini sağlamak üzere ruhsal mekanizma tarafından senkronize edilir. İnsanlık bu olaylarla hızlandırıldığı gibi, vicdan uygulamaları ve birlik olma yönünde de teşvik edilir.” (56)
“Şuurlu varlık negatif tesiri şuurlu bir esneklik hali içinde tamponlamayı bilebilmelidir.” (59)
“Tekâmülün ileri aşamalarında, düalite giderek birbirini destekleyici ve dengeleyici bir hale bürünür.” (69)
“Varoluşta zıt görünen her şey aslında birbiri için mevcuttur…” (69)
“Varlık için telafi mekanizması daima işler durumdadır.” (73)
“Tekâmül gerçekte kitleseldir.” (73)
“İnsanın yaratılışının sebebi, ruh enerjisini fizik evrenin en yoğun katmanlarına ulaştırmak, ruh ve maddeyi, insan formu içinde bir araya getirmektir. Yaratıcı kudretli “aşağılara” nakletmektir. Fizik evrende yaşam ve deney sahaları kurmaktır.” (79)
“Her bir gökcismi tesir alır, tesir verir. Bu kozmik tesirler astrolojinin temelini oluşturur.” (86)
“Karma, geçmiş fiillerin dengeye getirilmesini sağlamak üzere, varlıkların birbirleriyle karşılaşmalarının yüce bir plan içinde senkronize edilmesidir.” (90)
“Her tesir bilgi taşır.” (93)
“Şuursal değişimlerin kolektif düzeyde başarıldığı durumlarda kehanetler ya hiç gerçekleşmez ya da içerik değiştirir.” (93)
“Herhangi bir unsurun gelişimini ancak ondan daha üstün bir unsur meydana getirebilir.” (98)
“Madde ile temasın en büyük amacı bilginin uygulamaya sokulma ihtiyacıdır.” (98)
“Ruh varlığı, bu maddeye yönelişi sürecinde maddeyi daha akışkan, daha becerikli hale getirir.” (99)
“Kendimizi özdeşleştirdiğimiz sevgilerimiz bile gerçek, evrensel bir sevgi olmaktan uzaktır. Zira “eşkoşulan” sevgi de egodan beslenir.” (113)
“Ego sadece varlığın fizik planda demirlemesini, buraya tutunmasını sağlayan bir mekanizmadır.” (114)
“Maddenin varoluş sebebi, ruhun tekâmül ihtiyaçlarına ekran teşkil etmektir.” (116)
“Bu varlıklar sadece vazife için doğarlar.” (120)
“… üst katmanlara doğru varlıkların bilinçlerinin birbirleriyle entegre olmaya başlamasıdır.” (133)
“İnsanlar da kenetlenir mi? Elbette kenetlenir - ki biz buna aura ışınımlarının kenetlenmesi veya bilinen adıyla “sempati” diyoruz.” (146)
“Bilgi koca bir tekâmül devresi boyunca böyle korunur. Zaman enerjisi onu deşifre ettirir.” (155)
“Gerçek şifa enerjisinin kaynağı ruhsal âlemdir.” (157)
“Tarihin tekerrür ettiği önermesi yanlış bir önermedir. Evrende tekrar eden hiçbir zerre yoktur. … Spiral şeklinde bir yükseliş vardır. Her bir devir, spiralin farklı bir çemberinde gerçekleşir.” (161-162)
“Adalet tek… Görünümü çeşitli…” (164)
“Herkes nasibi kadar, herkes idraki kadar, herkes çabası kadar bilgiye ulaşır.” (168)
“Bizden çıkan düşünce formları, bulunduğumuz ortamların eterik sahasına, yani fiziksel titreşim skalasının bir adım ötesindeki, gözümüzle göremediğimiz ama psişik hislerimize çarpan sahaya yapışır kalır. Çünkü düşünce formu zaten o eterik sahanın ince partiküllerinden oluşmuştur.” (170)
“Tekâmül; ruhun maddeye etki gücünü artırmasıdır.” (174)
“Görme duyusunun yetişkinlerle eşitlenmesi ise 5 yıl sürecektir. Çocuklarda “zaman” kavramının oluşması da yine 4-5 yıl alır.” (181)
“Varlıkların arasındaki bilinç düzeyi farklılıkları tekâmül aksiyonlarını tetikler.” (193)
“Zen Budist geleneklerindeki koanlar aslında paradoks yaratarak sol beynin direncini kırarlar. … yaklaşık 1700 koan vardır ve amacı analitik zekâyı yormaktır.” (197)
“Bizleri tecrübeli “kaleci” yapan şeyler hep daha önce yediğimiz goller değil mi?” (201)
“İşte bu konuşma sol beyindir. Onun asıl fonksiyonu mevcut dünya görüşüne dokunmadan, ona zarar vermeden olayı açıklamaktır.” (207)
“Varlık merdiven çıkar gibi tekâmül etmez.” (210)
“Ne olduğumuzu anlamak ancak “ne olmadığımızı” idrak etmekle mümkündür…” (224)
“… adına “yeryüzü” dediğimiz ip üzerinde düşmeden ilerlemesini sağlayacak bir denge sırığı vardır. Onun adına biz vicdan diyoruz…” (231)
“Ülkelerin her birinin ortak şuur alanları vardır.” (236)
dodekahedron - on iki yüzlü ikosahedron - yirmi yüzlü
“Gerçek bir Kâmil İnsan, her şuur seviyesine, her realiteye hitap edebilen, her biriyle “ortak alan” kurabilen insandır…” (244)
“Varoluşun her zerresinde ruhun izi vardır.” (247)
“Kâinat, akıllara sığmayan ölçüde, devasa bir tesirler sistemidir.” (249)