Was geschieht, wenn zwei Jungs bei einem Einbruch Mist bauen? Was geschieht, wenn sich die beiden besser kennen lernen und dann so richtig in der Klemme stecken? Wo versteckt man sich, wenn ein ganzer Stadtbezirk nach einem sucht? Was tut ein Junge, wenn er seine Mutter nachts angezogen in der vollen Badewanne findet? Wer ist dafür verantwortlich, wenn sich zwei Cliquen bis auf die Knochen hassen? Wo sucht man nach dem Mörder eines vierzehnjährigen Mädchens? Wer ist der Mörder? - Und was haben Cengiz und Locke damit zu tun?
Zoran Drvenkar was born in Križevci in Croatia in 1967 and moved to Berlin with his parents at the age of three. He has been a writer since 1989, and his novels, poems, plays and short stories have won him numerous awards and prizes. Zoran Drvenkar currently still lives in Berlin.
In 2004 he wrote the childrens book Die Kurzhosengang under the pseudonym Victor Caspak & Yves Lanois.
Göçmenlerin yaşamları ile ilgili, hele de Almanya başta olmak üzere Avrupa'da geçen hikâyeleri okumayı çok seviyorum. Onlardan Biri de bu anlamda keyif aldığım bir kitap oldu. Ergenlik, göçmenlik, yerlilik ve çeteleşme gibi kavramlar çok sade bir dille yedirilmişti kitap boyunca. Polisiye olarak geçse de, polisiyeye çok uygun bir konusu olduğunu düşünmüyorum. Okurken sürekli döner-pepsi istedi canım bir de. Berlin'in döneri meşhur malum. :)
Ich war kurz davor, dem Buch nur 2 Sterne zu geben. Der Epilog hat der Geschichte dann doch noch zu einem zufriedenstellenden Ende verholfen. Aber die Brutalität und Hoffnungslosigkeit, die wahrscheinlich viel zu sehr der Realität entsprechen, waren einfach unerträglich.
yorumun tam hali ve kitabı kazanmak için: yorumduragi.blogspot.com
Doğruyu söylemek gerekirse, ucuz, üzerinde pek düşünülmemiş ve sadece yazılmış olmak için yazılmış romanlardan bıkkınlık geldi. Her ne kadar son zamanlarda çok fazla bu tür kitap okumasam da çevremde bol bol görüyorum ve haliyle sıkıldım. Onlardan Biri'nin de bu tarz bir roman olmasından korkuyordum ancak kitap beni şaşırttı ve tam aksi bir hava sergiledi.
Romanda, Berlin'in karanlık sokaklarında sıkışmış gencecik ruhları görüyoruz. Kitap, bir gencin, Jasmin adında 14 yaşında bir kızı vurmasıyla başlıyor ve kendimizi bir çete savaşının içinde buluyoruz. Jasmin'in vurulmasının öncesi, olay ve sonrası bize her iki tarafın gözünden yansıtılıyor. Ailevi problemler, çevre, ergenlik, çeteler, aksiyon ve dram'ı bu kitapta bol bol görebilirsiniz.
Açıkçası, başlarda kitabın ortalama olduğunu düşünüyordum ancak ilerledikçe kitap daha da güzelleşti ve sonlara doğru roman resmen elime yapıştı, bırakamadım.
Kurgu gayet etkileyici, sürükleyici ancak kitabın başarısının önemli bir kısmı bana kalırsa yazarın üslubunun çekiciliğinden kaynaklanıyor. Yazar, muhtemelen daha önce hiç görmediğiniz bir teknik kullanmış ve "o" ya da "ben" yerine "sen" diye anlatmayı seçmiş. Yani romanda ne kahraman bakış açısı var ne de ilahi bakış açısı. Bu, ilk sayfalarda biraz farklı gelse de hemencecik alışıyorsunuz. Ve bana kalırsa yazarın bu anlatıcı seçimi çok hoş ve etkileyici olmuş.
Gelelim karakterlere ve kitabın geri kalanına. Romanda birçok karakterin kendine ait bölümleri var ve bu olayları hem daha iyi kavramamızı sağlıyor hem de karşımıza farklı görüşler ve bakış açıları çıkarıyor. Jasmin, Krca, Kollok ve Marco karakterleri hikayede önemli yer kaplıyor ancak tabii ki ana karakterler kitabın orijinal ismindeki gibi, Cengiz ve Bukle.
Başlarda, Cengiz ve Bukle'yi anlamakta azıcık güçlük çektim. Çünkü ikisi de alışageldik tipler değil; fakat kitabın ortalarından sonra bu durum da değişti ve karakterlerle yakınlaştım, onları anladım ve empati kurabildim.
Roman karanlık sokakların kurbanı olmuş gençlerin gözünden anlatıldığı için belki biraz iç karartıcı ve offensive olabilir. Zira bolca argo kelime, nefret ve şiddet var karşımızda; ancak bu benim için kitabı daha gerçekçi ve daha hoş kıldı. Fazla Polyanna ve şirin, pırıltılı cümlelerden hoşlananlardansanız kitap belki pek size hitap etmeyebilir. Fakat tarzınız benimkine biraz yakınsa, farklı ve sürükleyici bir şeyler okumak istiyorsanız kitabı tavsiye ediyorum.
Kitaptaki her şeyden memnun kaldım anlayacağınız, belki sonu biraz daha etkileyici olabilirdi ama böyle bile kitap gözümde çok üst noktalarda.
"Onlardan Biri, şahsen pek de alışık olmadığım bir şekilde, 2. tekil şahıs kullanılarak yazılmış: Doğrudan yarattığı kahramana hitap ederek, okur ve karakter arasında kurulan ince köprüyü iyice sağlamlaştırmış. Yazarın bir röportajından alıntılayacak olursam "okuru karaktere dönüştürüyor ve ona nasıl hissettiğini, neler olup bittiğini, düşüncelerinin neye benzediğini" anlatıyor. Suzan Geridönmez'in çevirisiyle sunulan kitapta sık sık başvurulan gençlik jargonu ve argo, sanırım kültürel farklılıklar sebebiyle, zaman zaman sırıtsa da bütün olarak çeviriyi ele aldığımızda ziyadesiyle problemsiz gözüküyor."
Çetelerden ve sokak dilinden hoşlanıyorsanız bu kitap tam size göre. Başları akıcı olmasa da son 100 sayfada olaylar hızlanıyor ve ne ara bittiğinı anlayamıyorsunuz. Sonu harika bittiği için 4 PUAN.