"Terörü yalnızca iyi izlemek, gizli kalmış belgeleri günyüzüne çıkarmak ve parçaları bir araya getirmekle yetinmeyip, aynı zamanda bu olguya nasıl yaklaşılması gerektiğini de iyi saptamış olan Uğur Mumcu, elinizdeki tamamlanmamış çalışmasında da, bir kahraman olarak sunulan ve efsaneleştirilmek istenen Apo'nun geçmişine eğilerek, onun gerçek yüzünü ortaya seriyor." Ali Sirmen .
Uğur Mumcu was an intrepid Turkish Kemalist intellectual, investigative journalist and columnist for the leading Kemalist broadsheet, Cumhuriyet who was known for indicating that Kemalism and Socialism aren't different ideologies and that imperialist nations had corrupted the Turkish state and army. He was killed by a bomb placed in his car, outside his home. Uğur Mumcu was born as the third of four siblings in Kırşehir, where his father was working. He went to school in Ankara and in 1961 attended School of Law at Ankara University. After graduation in 1965, he practiced law for a while. He then visited England to learn English and upon his return to Turkey worked as a teaching assistant at Ankara University from 1969 to 1972.
On the morning of 24 January 1993, he left his home and was killed by a C-4 plastic bomb as he started his car; a Renault 12, license numbered 06 YR 245.
There are numerous hypotheses over who was responsible for his murder.
Uğur Mumcu'nun tertemiz üslubuyla, çok güzel bir araştırma. Maalesef tamamlanmamış. Sırf "böyle bir araştırma nasıl yapılıp yayınlanmalıdır" sorusuna yanıt olarak alınıp okunabilir.
Cumhuriyet yıllarının ilk dönemlerinden günümüze kadar uzanan Kürt sorunu ele alışı Mumcu'nun yine gazetecilik dehasını ortaya koyuyor. Eğer öldürülmeyip çalışmasını sonlandırabilseydi belki de şu an bambaşka gerçeklerle yaşıyor olurduk. Tamamlayabildiği yere kadar meclis tutanaklarından aktardıkları hükümetin o dönem Türkleştirme politikalarına yönelik ateşli tartışmalara sahne olduğunu gösteriyor. Misyonunu yerine getiremeyen bir kitap olsa da, okumaya değer.
“Diğer taraftan 1 milyon yüz bin nüfusun 750 binini Kürt olarak kaydetmenin ne gibi ilmi ve bilgili bir tetkik neticesi olduğu şüphelidir. Kendi istatistiklerimizin, dünyaya ve Kürtlük için çalışan bir kuruma, bir bölge nüfusunun yarıdan fazlasını Kürt gösterecek surette rakamlar neşretmesi ne kadar uygundur, bilemiyorum.”(s.84)
Kitabin basindaki giris kismi cok ilginc bilgi ve iddialar iceriyor, maalesef Mumcu’nun oldurulmesi ile bunlarin detaylandirilmasi tamamlanamadi, kitabin geri kalan kismi ise yazarin Kurt-Islam ayaklanmasi kitabinin tekrari gibi.
Daha çok meclis tutanaklarından yapılan alıntılardan oluşan kitap bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Alıntıların, tamamen yeni Türkçeye çevrilerek yazılmış olmasını tercih ederdim. Eski Türkçede yazılı sözcüklerin anlamını çıkarmaya çalışmak okumanın hem akıcılığını hem de bütünlüğünü bozuyor maalesef. Ayrıca, kitapta, yanlış ya da eksik noktalama işaretlerinden ve düşük cümlelerden dolayı anlamayı zorlaştıran ifadeler de az değil.
Yazarın Kürtlerin tarihini özetle de olsa vermesini beklerdim. Cumhuriyetin ilk yıllarında, kürt sorunu ile ilgili olarak devlet tarafından yapılanlar için yazarın kendi düşüncelerini de öğrenmek isterdim.
İnanıyorum ki,yazar öldürülmeseydi ve kitabını tamamlayabilseydi yukarıda yazdığım yorumların hiç birini yapmazdım.
Keşke Uğur Mumcu yaşıyor, bu kitap da tamamlanmış olsaydı... Senin katledilmenden yıllar sonra doğan bir genç olarak; mücadele ettiğin karanlığın tam karşısında, aydınlığının izindeyim Uğur Mumcu. Saygıyla...
Çocukluğumu Kürt sorunu, Kürt seçmeni/oyu, Şark görevi, haritadan kendine yer beğen, Doğu-Batı gibi ifadeler çokça işgal etti. Ama yaş aldıkça anlamlandırabildim kavgasının insan bazlı gürültülerin...
Bir insanın birey olarak etnik kimliğiyle sınıflandırıldığı, toplumdan ayrıştırıldığı ve adlandırıldığı ve kimliğine bakılarak yargılandığı bunun yanında da fısıldanarak büyütülen baskın tarafın ideolojini içeren postalların indiği başka bir yeryüzü yok.
Yaşasaydı... deriz, Uğur Mumcu kavgasının tam ortasındaydı yaşamın. Belki de kavga tarafları pek adil, dürüst ve insancıl değildi ki, aldılar onu, hunharca bombaladılar, katledildi kendisi. Yaşamı içerleyen zaman kendinden utandı tanık olduklarına, gazete küpürleri acımsı bir hâl aldı, kalem elden düştü, meşalesi bozguna uğratıldı. Asıldı inancı, ruhu savruldu çöllere... Onu anmaklı olmak bile hüzne yeni bir kapı açtı, geleceğe yönelik dik başlı olmaklı olmaktı.
Yolunda olmak vardı... deriz, yolundaydı her şey, have ve su, insan ve faniliği, ruhuna üflenmiş her şey, yolundaydı.
Bir kitaptan daha fazlası, Kürt Dosyası. Burada her şey vardı, bilginin kudretinden korktular, onu aldılar, insanlığından utanmayanlar onu aldılar. Hak edilmiş bir cezayı bile tatmadılar, tatmıyorlar...
Her ideoloji düşmanıdır onu kabul etmeyenlerin. Sen de düşmanı olmalısın - faniliğimin ve düşüncelerimin.
Bugün bilinen her şey bir yana, önemsiz görünebilecek ayrıntılardaki potansiyeli merak ediyordum. Kitap bitemeyince, ne bulmuştu acaba, merakıyla kalakalıyor insan...
Korkusuz kalem Uğur Mumcunun tamamlayamadan öldürüldüğü müthiş tespitlerle dolu kitabı.. Atatürk zamanlarından başlayıp (Abdullah Öcalanın üni hayatı gibi ilginç ilişkileri de açığa vuran) günümüze kadar Kürt ve Alevilerin başlarına gelen olayların belgeleriyle ortaya sunulmasını sağlayan yazar müthiş araştırmalar yaparak neden ve sonuç bağlamında eseri kaleme almaya başlamış ama bitirememiş..
Kürt Dosyası 24 Ocak 1993 tarihinde arabasına bomba konularak öldürülen Uğur Mumcu’nun yarım kalmış çalışması.
Yazarın araştırmacı gazetecilik anlayışıyla derinlemesine incelediği ancak tamamlayamadan hayatını kaybettiği bu kitap yazarın suikaste uğramasından sonra notları ve taslakları derlenerek yayınlanmış. Bu nedenle Kürt Dosyası yalnızca bir araştırma kitabı olarak değil, aynı zamanda Uğur Mumcu’nun yarım kalan son çalışması olarak büyük bir anlam taşıyor.
Kitap Abdullah Öcalan’ın gençlik yıllarını anlatarak başlıyor. Bu bölüm yarım bırakılarak cumhuriyetin ilk yıllarında Kürt isyanlarına yaklaşım, Dersim sorunları ve bu sorunu çözmek için alınan önlemler ile devam ediyor. Bu bölümler esas olarak tutanaklardan oluşuyor ve yine tamamlanmadan kalıyor.
Uğur Mumcu’nun okuduğum ilk kitabı olan ve tamamlanmamış bir eser olduğu için değerlendirme yapmamayı tercih ettiğim Kürt Dosyası yazarın diğer kitaplarını merak etmeme ve okunacaklar listeme almama sebep oldu.
Tarihimizde o kadar açık ve net bir şekilde kayıt altında olmasına rağmen sanki bir pus bulutunun arkasında kalmış gibi davranılan, kimsenin yüzleşmek istemediği ( hem Kürt hamde Türk tarafının) olayın aydınlanması İçin tüm kayıtları tüm belgeleri tarafsızca okumak 2022 yılında her bir bireyin sorumluluğudur. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş yıllarının başında yaşanmış bu olayları, 2022 yılında hala futbol klübü taraftarı gibi taraf tutarak çözülemeyeceğini artık biliyoruz.
Uğur Mumcu bu eserinde bir çok belge ve anıyı okumuş ve ( Mumcu bu eseri tamamlanmadan şehit olmuştur.) kaynakları önümüze sermiştir. Bu kitaptan bir sonuç çıkartmak elbette bu kaynaklar üzerinden imkansızdır. Ama ileride bu problemi çözmek isteyen araştırmacıların rehberi olacaktır.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Okunduğu zaman Uğur Mumcu'nun ne kadar değerli ve başarılı bir araştırmacı gazeteci yazar olduğu bir kez daha anlaşılıyor. Maalesef öldürüldüğü için yarım kalmış bir çalışma ve kitap, yazık olmuş. Kitabın isminin ya satış kaygısı ile konulduğu veya da tamamlanmamış olmasından ötürü tam anlaşılamamış olduğunu düşünüyorum. Çünkü kitabın % 80 i Dersim politikaları ve düşünceleri üzerine yoğunlaşıyor. Çarpıcı bilgiler de var tabii kitapta. Çok başarılı ve titizlikle derlenmiş bir çalışma, keşke tamamlanabilmiş olsaydı..
Uğur Mumcu’nun üzerinde çalıştığı son kitap. PKK Terör örgütünün kurulmasından çok önce başlayan Kürt ve Ermeni milliyetçiliğinin temellerini, sebeplerini ve bununla ilgili Atatürk zamanından itibaren alınan önlemleri belgeleriyle anlatıyor. Ama tabii ki kitap yarım kalmış. Uğur Mumcu yaşasaydı neler anlatırdı, insanlar ne kadarına inanırdı, inansalar neler olurdu gibi sorular silsilesi geçti aklımdan. Terörle uğraşmak yerine daha verimli, daha üretken bir toplum olsaydık, ülkemiz kesinlikle bambaşka bir noktada olurdu. Şu anda konuşulan global kıtlık bile bizim için sorun olmazdı diye düşündürttü. Nurlar içinde uyu Uğur Mumcu.
Uğur Mumcu'nun kaliteli gözlem ve araştırma yeteneğinin bir ürünü olan bu kitap Abdullah Öcalan'ın gençlik yıllarından (Şafak Bildirisi ile ilk tutuklanışı etc) başlayıp Cumhuriyet'in ilk yıllarında azınlık isyanlarına nasıl yaklaşıldığı ile bitiyor. 23 Ocak 1993 başlıklı yazısını görünce insanın gözleri doluyor, güzel ülkemizin aydınlarının çektiği çileleri tekrar hatırlıyoruz. Selda Bağcan'ın Uğur Mumcu'ya adadığı ağıdın nakaratıyla bu yorumu bitiriyorum:
Uğurlar olsun, uğurlar olsun Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun Bir keskin kalem, bir kırık gözlük Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Sonraları arabasına bomba koyularak öldürülen ve faili bulunamayan Uğur Mumucu'nun kaleminden cumuriyetin ilk yıllarına dayanan kürt dosya ve raporlarının karışımı.Bu kitapla birlikte bu sorunun ancak kürtlere eşit haklar verilerek ve onları ikna edip PKK ile aralarındaki bağı keserek,PKK'yı ise bir bir öldürüp cesaretlerini kırarak sorunu anlık bastırabileceğimizi düşünüyorum.Tabi anlık olarak.Gerek Gladio gibi örgütler yüzünden gerek kürtlerin kendisinin yüzünden illa gene böyle bir sorun çıkacaktır.Biz sadece anlık bastırabilir ve azaltabiliriz.
Çok fazla bilgi kirliliğinin olduğu, kulaktan dolma yada çeşitli hissi tepkilerle ortaya atılan ifadelerden gerçekleri ayırt edemediğimiz bir konuda yazılmaya çalışılmış bu kitabın, yazılabildiği kadarını bile çok değerli buldum. Uğur Mumcu bu kitabı yazarken öldürülmemiş olsaydı ve bu kitabın bitmiş halini okuyor olsaydık, daha hangi konularda aydınlanır ve iç yüzünü anlamış olurduk merak ediyorum. Yazdıkları ve araştırdıklarının birilerini aşırı rahatsız ettiği ortada. Özellikle Öcalan'ın ideoloji anlamında yaşadığı değişimleri okumak çok ilginçti.
Öldürülmeden önce yazmakta olduğu kitap olduğu için yarım kalmış olması daha da üzücü zira yazabildiği kısımda yeni kurulmuş Cumhuriyet’in Kürt meselesine bakışını direkt alıntılarla ve olabildiğince olumlu veya olumsuz bir değer atfetmeden anlatmış. 1 yıldız eksiltmemin tek sebebi kitabın yarım kalması dolayısıyla adının hakkını tam olarak veremiyor olması.
Tamamlansaydı, bu çok önemli konu hakkında dört başı mamur bir kaynakça olacağı kesin olan bir eser elinizdeki. Uğur Mumcu'nun araştırmacı gazeteciliği, yalnızca haber vermek değil, bir cerahate neşter atmak, bir konuyu tarihinden geleceğine bütünüyle ele almakla oluyor. Yine de Uğur Mumcu olsun taştan olsun diyerek, kojönktürden de hareketle, okuyunuz, okutturunuz.
Uğur Mumcu'nun okuduğum ilk kitabı. Kitap tamamlanmamış olmasından dolayı, okuduklarımdan pek bir şey anlayamadım. Tamamlanan kısımlarının çoğu tutanaklardan oluşuyor. Bu yüzden istediğinizi alamayacağınız bir kitap olacaktır. Kürt meselesini araştırmak isteyen okuyucuların bu kitabı es geçmeleri daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Saygılarımla,
Keske hayatta olsaydin sevgili Ugur Mumcu..Seni yapilanlari ortaya cikaracagini tahmin ettikleri icin oldurduler..Baksana baska kimse cesaret edip de, senin gibi cok ciddi arastirmalar yapip yazamiyor iste..