(❗️Alıntılar kimi seçtiğiyle ilgili spoiler içerebilir, ama zaten Evie’nin kimi seçtiği konunun çok başında belli 😃)
📚”Bunun ne olduğunu çözeceğiz ve ben icabına bakacağım. Seni koruyacağım.”
“Neden? Neden beni koruyasın ki? Reed, en son gözlemlediğimde, bana zar zor katlanıyordun. Benden hoşlanmaya başladığını söyleme sakın?” dedim dalga geçerek.
“Genevieve, peki ya sana o kıpırtıları hisseden kişinin tek sen olmadığını söylesem, burada hafif bir his,” dedi karnını göstererek. “Birlikteyken? Oryantasyondaki o gün, seni daha görmeden hissetmiştim. Derken seni gördüm. Ne olduğunu biliyordum... Ve istedim... Bunu duymak istemezsin.”
“Hayır, bu tam da senden duymaya ihtiyacım olan şey.”
“Seni yok etmek istedim. Seni kollarıma almayı ve sevmeyi istedim. Seni paramparça etmeyi istedim. Sana zarar verecek her şeyi ezmek istedim.”
Herkesin sevmediği, eleştirdiği kitapları daha çok okumak istiyorum, bu da ayrı bir psikolojik rahatsızlık sanırım. Bu seriyle ilgili çok olumsuz yorum okudum, aşk üçgeni var diye yerden yere vurulduğunu gördüm. Sonra Goodreads puanlarına bir baktım ki seri ortalaması 4,30. Bu ne yaman çelişki 😃😃 Ayrıca melek temalı fantastikleri çok seviyorum, iyi kötü hepsini okuyabilirim.
Seri hakkında yorum yapmak çok zor, çünkü neresinden tutsam büyük spoiler olur. Hiçbir şey bilmeden okumak bu kitap için daha keyifli bence. Tek hazırlıklı olacağınız konu, kitapta aşk üçgeni var, hem de daha 10. sayfayı görmeden başlıyor. Ama yazar bu durumu bana yedirdi, öyle güzel altını doldurmuştu ki bana hiç sorgulatmadı. Zaten durumu hiç uzatmayıp, saçmalamadan Evie’ye seçimini yaptırdı. Seçimini yaptığı andan itibaren de hiç tereddüt etmedi, karşısındaki vazgeçse bile o sevmekten, istemekten vazgeçmedi.
Evie’yi ben çok sevdim. Zeki, güçlü, cesur, pes etmeyen, vazgeçmeyen, yaşından daha büyük bir karakterdi. Bir çok konuşması ve hareketiyle kalbimi kazandı. Ne kadar kırılgan olsa da sevdiği herkesi korumaya çalışacak kadar cesurdu. Ben yaptığı seçimi hiç sorgulamadım, hiçbir hareketinden kuşku duymadım. Gerçekten o kişiyle olmak istediğine, onu sevdiğine sonuna kadar inandım.
Reed takımındayım, önce onu söyleyeyim.😍😍 Özellikle sonlarda içimi eritti sözleriyle, hareketleriyle. Hikayeye girdiği andan itibaren tereddütsüz benim seçimim Reed oldu. Son sayfaya kadar da yanıltmadı. Ama Russell’ın da hakkını yiyemem, tam bir Güneyli centilmendi kendisi. Sevimsiz kız arkadaş seçimi dışında hiçbir kusuru yoktu. 😃
Sonunu soluksuz okudum, olaylar o kadar hızlı gelişti ki ne olduğunu anlamak için 2 kere okuduğum yerler oldu. Son sayfaları çok heyecanlıydı ve ilk kitap için tatmin edici bir final yaptı. Araya bir kitap alıp sonrasında 2. ve 3. kitaplarla seriye ve Reed’e kaldığım yerden devam edeceğim. Umarım Evie beni kalan 4 kitapta da yanıltmaz.
📚”Umarım bana bir şeyleri açıklayacak kadar güvenmen önümüzdeki bin yılı almaz.”
Reed gözlerimin içine bakarak fısıldadı. “Seninle o bin yılı geçirmek istiyorum Evie, ne kadar istediğime dair hiçbir fikrin yok. Bin yıl istiyorum, sonra yüz bin yıl daha istiyorum.”
📚”... arabada öngörüden sonra ne dedin?
“Dedim ki, sen Tanrı’dan sonra, tanıdığım en mükemmel yaratıksın ve senin için hissettiğim sevgi, ne yeryüzünde ne de cennette ölçülemez. Bu kaba bir çeviri ama melek dilinde kulağa daha iyi geliyor.”
“Benim için böyle hissettiğini ne zaman fark ettin?”
“Gölde beni şok tabancasıyla vurduğunda. O kadar cesursun ki... Harikaydın.”
“Korkudan ölüyordum.”
“Evet, ama cesaret budur: Korku karşısında harekete geçmek. O anda seni kucaklamamın, istediğim etkiyi yaratmayacağı konusunda kendimi ikna etmem gerekti.”
📚Derinlerde tuttuğum yoğun acı zehir gibi hızla üzerime geldi. ...yakan, derin bir acı yüreğimi parçaladın. Sadece bitmesini istiyorum, acının durmasını, diye kederle düşündüm. O kadar yorgundum ki... Fiziksel olarak değil ama hiçbir uykunun ya da dinlenmenin yardım edemeyeceği şekilde bitaptım. Kaderimi hızlandırmak istiyordum. Bitmesini istiyordum. Her ne olacaksa, yüreğimdeki durmak bilmeyen acıya tercih edilebilir görünüyordu.
📚Kafamı geri koyup Reed’in yanına daha da kıvrıldım.
“Bu daha iyi. Sana uyurken sarılmayı, yangın merdiveninde...”
“Ne?” diye kafam karışarak sordum. Doğrulunca suçlu ifadesini yakladım.
Reed iç çekti. “Yangın merdiveninde oturmaktan daha çok sevdim.”
“Penceremin dışında mı oturuyordun?” Yavaşça onayladı. “Neden?”
“Kabus gördüğünde merdivende oturuyorum ve o zaman kalbin eskisi kadar hızlı atmıyor.”
“Reed, her gece kabuslar görüyorum.”
“Biliyorum. Sana ne kadar yakınsam o kadar iyi uyuyorsun. Ama kabuslar olmasa da büyük ihtimalle gene yapardım çünkü... uzun süre senden ayrı kalamıyormuşum gibi görünüyor.”
📚Konuşurken Reed’in yüzü yastıkta benimkine yaklaştı. “Sana bir şeyi açıklamama izin ver, Evie. Burada bulunduğum tüm zaman boyunca sanki uyuyordum. Hep olmadığım bir şeymişim gibi davranmak zorundaydım. Artık uyandım. ...bana yakınlaştığında alevleri hissediyorum. Benim için her şeyi değiştirdi. Yanındayken farklı davranmama gerek yok. Bu saatten sonra sensiz yaşayamam gerekirse... Artık neyi kaçırdığımı biliyorken... Tekrar uykuya dönemem Evie. Sen yaşamak istememi sağlayan tek şeysin. Varlığın son bulursa o zaman benimki de bulur. Benim günahım ve kurtuluşumsun.”