Nihat Behram'ın, efsaneleşen unutulmaz kitabı "Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit" uzun yasaklı yıllardan sonra yine okuruyla buluşuyor. Behram, bu belgesel anlatısında, halka bağlılık ve inancın karşısında işkencenin gücünü yitirişini seslendiriyor. İlk yazıldığı 1976'dan bu yana geçen ve beraatle sonuçlanan yasaklı sürecinin, yasaklara karşı mücadelesinin öyküsü ve albümle genişletilen bu yapıtında Behram 12 Mart Dönemi'ndeki ölümüne direnişiyle efsaneleşen İbrahim Kaypakkaya'yı anlatırken, bir döneme de ışık tutuyor. Altmışlı yıllardan başlayan kültür, demokrasi ve özgürlük mücadelesine, resmi tarih dışında bir perspektif arayanlara, bu süreci devrimci bir aydın ruhuyla solumuş olan Behram'ın ürünleri önemli bir kaynaktır.
Born Mustafa Nihat Behramoğlu. He is the brother of poet Ataol Behramoğlu.
Nihat Behram, Türk gazeteci, şair ve yazar. Gazetecilik Yüksek Okulu'nu bitirdi. İlk şiiri 1967'de yayımlandı. 1975'te ağabeyi Ataol Behramoğlu ile birlikte Militan dergisini ve 1979'da Yılmaz Güney ile birlikte Halkın Dostları dergisini çıkardı. 1972'de çıkardığı ilk şiir kitabı olan Hayatımız Üstüne Şiirler kitabı yasaklandı ve yazdıklarından ötürü 12 Mart Dönemi'nde iki yıl askeri cezaevinde tutuklu olarak yattı.
Cezaevinden çıktından sonra bir süre gazetecilikle uğraştı. Vatan gazetesinde ele aldığı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın yaşamlarını ve mücadelelerini anlatan yazı dizisi, çok ilgi görünce Darağacında Üç Fidan adıyla kitaplaştırıldı. Bu yazı dizisi ve şiirleri öne sürülerek sivil mahkemelerde ve sıkıyönetim mahkemelerinde hakkında birçok dava açıldı. 12 Eylül Dönemi'nde Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığından çıkarıldı. 1996 yılında Türkiye'ye döndü. Bugüne değin 12 şiir kitabı yayımlandı. Şiirlerinde doğanın yeri ve sözcük dağarcığının zenginliği dikkat çekicidir.
Entelektüel dergisinde 2000 yılında çıkan "Özlemin Kadar" adlı şiiri özellikle beğeni toplamıştır.
sol.org.tr haber sitesinde her iki haftada bir çarşamba günleri yazıları yayınlanmaktadır. Türkiye Komünist Partisinin 9. kongresinde kürsüden okuduğu "ayaklanma çağrısı" adlı şiiri büyük beğeni toplamıştır. Son olarak 15 mart 2009 günü, yine TKP'nin düzenlediği "Ya Osmanlıya dönüş, Ya Sosyalist Cumhuriyet" mitinginde şiirlerini kürsüden seslendirmiştir.
Toplumcu Gerçekçi Şiir ilkelerine yöneldi,şiirini yeni biçim ve tema arayışlarıyla besledi.Çevirileriyle de dikkat çekti.Edebiyat ve kültür üzerine yazdıkları,antoloji ve diğer çalışmalarıyla kuşağın önde gelen yazarları arasına girdi.
"İbrahim Kaypakkaya'yı övmek haddimiz değil, buna ihtiyacı da yok. Onu anlamak, hatırlamak ve halkların kalbindeki yerine işaret etmek; işte bu bizim namus borcumuzdur." (Sırrı Süreyya Önder)
Kitabın kapağını kapatınca düşündüğüm ilk şey "Vay beee !" oldu. Nihat Behram'in gerek bu kitapta gerekse Darağacında Üç Fidan'daki belgesel-anı tazindaki anlatımını çok seviyorum. Böyle haklı mücadeleleri bu kadar baskı ve zorluk altında yazmak büyük cesaret ve bu kitapları yazdığı için kendisine teşekkür ediyorum ve yayinevlerini de tebrik ediyorum. Bu kitabı ve Nihat Behram'in yazdığı diğer kitapları bakış açınızı geliştirmek vs. için kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
A classical account of İK's life but sadly, as with the same with other examples, doesn't properly references for the infos-quotes AND in some examples his summarized quotes are just... bad... because it affects the original text and writer doesn't inform his readers in all of the summaries. In some cases, there are also examples in where he misquotes (like his quotes of the poems by Kaypakkaya).
Also new prints by Everest aren't good to compare with their prints of Darağacında Üç Fidan (by the same author). I think it's related with their understanding of these books as not for publications related with the revolutionary cause but only to make money from them.
In short: It's good and one of the bests, but not because it's perfect, because publications regarding Kaypakkaya that relies to documents are numbered.