Sevgilisi tarafından terk edilen kadın kahramanımız, aşk acısından ne yapacağını bilmez haldedir. Falcılardan, medyumlardan medet umarken ve gecesi gündüzüne, geçmişi bugününe karışmış halde düşler görürken karşısına “Neomikrobiyoloji” uzmanı hücre mühendisi Nizami Öney çıkar. Kaçak sevgiliyi bir saç telinden yeniden üretmeyi başaran Nizami Bey’le beraber, kendi durumundaki kadınlara yardım etmek için bir “Mutluluk Kliniği” kurar. Ancak laboratuvarda yeniden bedenlenen bu sevgililerle ilgili bir sorun vardır: Kliniğin hizmet koşulları, beğenilmeyen erkeğin iadesini de kapsamaktadır.
Zincir gibi birbirine eklenen öykülerin oluşturduğu bir roman olan Aşk Artık Burada Oturmuyor; ayrılıklar, aşk acısı, kavuşma ve düş kırıklığı döngüsünde, kadının gözünden erkeği, erkeğin gözünden de kadını göstererek ironiyi ve empatiyi yan yana getiriyor.
Nazlı Eray, Ankara'da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalıştı. Edebiyatçılar Derneği'nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucusu, Uluslararasi Yazarlar Birligi (PEN) üyesi, 1977 ve 1978 yıllarında Yaratıcı Yazım dersleri verdigi ABD Iowa Üniversitesi'nin onursal üyesidir. Yazmaya 1959'da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü "Mösyö Hristo" ile başlayan Eray'ın ilk öykü kitabı Ah Bayım Ah 1975'te çıktı. "Laz Bakkal" başta olmak üzere pek çok öyküsü kültleşti. "Karanfil Gece Kursu" öyküsüyle 1988 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, kazandı. Aşkı Giyinen Adam romanıyla 2002 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı. Eski Güneş, Cumhuriyet, Radikal, Akşam gibi gazetelerde köşe yazarlığı yapan Eray, yazılarını "Düş İşleri Bülteni" ve "Gece Uçuşu" isimleri altında yayınladı. Türk Kütüpahaneciler Derneği En İyi Romancı Ödülü (2009), Başkent Rotary Kulübü Meslek Ödülü (2010) ve Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Dernegi'nin ilk Mavi Anka Ödülü'ne (2014) layık görüldü. azlı Eray'ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. Erostratus (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer'in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and lnk'te (Kan ve Mürekkep) yer aldı, Öykülerinden, kısa film ve televizyon dizileri yapıldı. "Monte Kristo" ve "Rüya Sokağı" öyküleri 2005'te İtalyan yönetmen Angelo Savelli tarafindan L'ultimo Harem (Son Harem) adıyla oyunlaştırıldı, İtalya ve Türkiye'de sahnelendi. Nazlı Eray, anılarını Tozlu Altın Kafes (DK, Ocak 2011) ve Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni (DK, Mayis 2013) adlarıyla kitaplaştırdı.
Hücre mühendisi öyküsü ile, eternal sunshine of the spotless mind'ın resmen senaryosu yazılmış. Bayağı bir esinlenilmiş, öykünün 1989da yazıldığını düşünürsek filmin öyküye selam çakmış olması da çok yüksek ihtimal- tabii bir hollywood senaristi alışılmışın dışında Türk edebiyatı seviyorsa. Böyle de inanılmaz bir yazar Nazlıanım, bulutların üstünde yürümeyi hep anlatmak istediğim gibi anlatmış, bununla beni kıskandırması da bonus oldu. Okuyunuz, aşk acısı nasıl düşsel bir tatlılıkla anlatılır görünüz.
nazlı eray hakkında duyduğum övgülerden sonra okuduğum ilk kitabı beklentilerimi pek karşılamadı. öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap keyifli bir deneyimdi; duygulandığım ve sürüklendiğim kısımlar sıklıkla oldu. ama bir öykü dizisi-romandan bekleyeceğim sürekliliği bulamadım. eğer daldan dala atlamak yerine o konulardan birini ya da birkaçını alıp genişletmiş olsaydı yazar çok daha bütünlüklü bulur ve keyif alırdım diye düşünüyorum. baştaki acı dolu kısımlar ve sondaki mutluluk kliniği özellikle sevdiklerimdi. okuduğuma pişman olmadığım kadar güzel ancak gönül rahatlığıyla daha yüksek bir puan veremeyeceğim kadar da eksik hissettirdi. son olarak, otuz beş sene önce yazılmış öykülerin bu kadar günümüzden-içimizden-tanıdık hissettirmesini de sevdim
Bu kitabı 30 yıl önce, lisedeyken okumuştum, ismini çok sevip. İmzalatmışım da. Herhalde o zaman anlamamışımdır düşüncesiyle, geçen gün kitaplığı düzenlerken elime geçince yine okudum. Yine olmadı. Fantastik mi sevmiyorum, bilemedim.
Yillar sonra ilk defa Nazli Eray okudum. Neden Nazli Eray okumayi sevdigimi hatirladim. Yazar fantastik dunyasini son derece dogal bir sekilde dile getiriyor.