Kırk ünlü yabancı karakter Türk olsaydı, ne olurdu?
Brad Pitt “Sarı”, Lost dizisindeki Charlie, Charlie Dayı olarak karşımıza çıkardı. Obama zenci açılımı yapar, E.T. camiye müezzin olur, Kedi Kız mahalle baskısıyla büyürdü. Jaws, Adana’dan çıkan delikanlı bir balık muamelesi görürken, Avatarlar kurban edilmekten zor kurtulurdu.
1965 yılında İzmir'de doğdu. 1983 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1987'de Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dilbilimi Bölümü'nü bitirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde üsteğmen rütbesine kadar görev yaptı.
1991 yılında ordudan istifa etti. Aynı yıl Ankara Üniversitesi TÖMER Bursa Şubesi'ni kurdu ve bu şubenin müdürü olarak dört yıl görev yaptı. Bu dönemde, Bursa'nın ilk kültür merkezini açtı. Türkiye'nin tek çeviri dergisini çıkarttı. On altı tiyatro, müzik, resim kulübünün fahri başkanlığını yaptı.
1995 yılında özel sektöre transfer oldu; iki ayrı firmada genel müdürlük yaptı. 1996 yılında AIESEC Yüksek Danışmanlar Konseyi Üyesi olarak hizmette bulundu. İngiltere (Sunley Management Center) ve Türkiye'de zaman yönetimi, finans, liderlik, beden dili, işletme yönetimi ve yönetim modelleri, satış ve pazarlama, iletişim, şirket fonksiyonları, karar alma teknikleri, stres yönetimi, motivasyon, yaratıcı liderlik, benchmarking vb. konularda birçok seminere katıldı ve eğitim aldı. Daha sonra bu alanlarda yurt içinde ve yurt dışında eğitimler verdi. Liderlik, takım çalışması, yönetim ve iletişim alanında yurt dışı da dâhil olmak üzere birçok üniversite ve platformda 500'ü aşkın seminer verdi. Hâlen bu konularda Türk ve yabancı birçok kuruluşa, eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektedir.
Kesinlikle farklı tarzda bir kitaptı, ismi oldukça ilginçti, okuma isteğimi de yerine getirdi ama ötesi yok. Hele hakkında bilgi edindiğim herhangi bir şey hiç yok. Boş vaktim var diyorsanız, o vakti öldürmek için bir tercih olabilir.
Tek kelimeyle: BÜYÜLEYİCİ Ahmet Şerif İzgören'in çizgisi koruyarak harikanın bir tık dahi altına hiç bir sayfada düşmeyen bir kitap 40'ının da kulpu kırık 40 türk. Hani şu eski, Yeşilçam zamanının filmlerinde bir mizah vardır, gülersiniz ama altta verilen o toplumsal mesajı da alır ve en didaktik belgeselin dahi veremeyeceği bir farkındalığı alırsınız, işte bu kitapta da Şerif hoca tam olarak bunu yapıyor. Okurken kahkahalar atarken, özlemini duyduğunuz o akılcı esprilerin keyfini süreceksiniz. Aslında göz kamaştırıcı bir eğitimde olduğunuzu fark etmenden.
Okuyucusuna uyarı: Kamuya açık alanlarda okumanız durumunda atacağınız kahkalar ile başkalarının dikkatini çekebilirsiniz:)
Yazar dünyaca ünlü bazı filmlerdeki karakterleri ve dünyaca ünlü bazı kişileri Türk olarak değerlendirip, nasıl olabileceklerini kurgulamış. Kendimize gülerken bir taraftan da kendimizi eleştirmemizi sağlamış.
“Yüzüklerin Efendisi Filmin sponsoru Yurtiçi kargo olurdu. Çünkü ana konu, bir yüzüğün Mordor’a gidişi. Kargoyla bir haftada gidecek yüzük, üç tane Hobbit’in kavga üzerine kavga çıkarıp üç-beş yılda götürüşünü anlatan bir film. Aslında zaten biraz Türk tarzı ama…”
Toplumsal eksiklikler ve düzene dair eleştirilerinin büyük kısmına katılsam da komik bulmadım ve ne yazık ki hiç gülmedim. Edebi olarak herhangi bir yanı yok, 2 saatim var ve vakit öldürmek istiyorum derseniz okunabilir. Bazı kısımlarında (özelliklere kadınların bahsi geçtiği) üsluptan rahatsız oldum diyebilirim. Normalde 1 puan iken, 1 puan da dediğim toplumsal eleştirilerine veriyorum.
Belki yazıldığı yıllarda güncel olarak okunsa gülünebilirdi ama espriler zamanla bayatlamış, bazı yerleri çok gereksiz, bazı yerleri komik, bazı yerlerde çok bilinçsiz toplum eleştirileri yapılmış, Türkler veya kitapta geçen başka ırklar kalıplaştırılmış, toplumsal cinsiyet eşitliğinden bi haber..... Böyle uzayıp gidiyor, hoşlanamadım.
hocamın birçok kitabını zevkle okudum ama bunu değil çok düşük seviyeli esprilerle bizi anlatmış bugün olsa bu kitabı yazmazdı diye düşünüyorum bu şekilde yererek değil ancak eğitimle adam olabiliriz
Ahmet Şerif İzgören'in normalde yazmış olduğu tarzın biraz dışarısında kalmış bir kitap. Kendisinin de daha kitabın ilk sayfalarında dediği gibi ' Ben yazarken çok güldüm. Hayattan keyif almayan, her şeyin eksiğini gören bir adamsanız -+aman okumayın+- kitabı. Diğer türlü çok seversiniz zaten. syf.11'
Bu kitabın tek amacı aslında sizin keyifli vakit geçirebilmenizi sağlamak ve bunu da fazlasıyla başarıyor. Sadece bilmeniz gereken şey diğer kitaplarında anlatmış olduğu hikayeler o kitapları tamamlarken yahut söylediği şeyi pekiştirirken, bu kitap sadece ve sadece o hikayelerden oluşuyor. Yani diğer birçok kitabı gibi tekrar tekrar okunabilecek bir kitap olmasa da Ahmet Hocanın yeni bir şeyler denediği bir kitap olmuş zaten başlı başına yayın evinin adı bile bu durumu gösterir nitelikte.
Yani efendim boş zamanlarınızda birer hikaye okuduğunuzda yüzünüzde tebessüm oluşturabilecek güzel bir kitap olmuş.