What do you think?


İstanbulum #24
Dolapdere: Kürt Kediler Çingene Kelebekler
Bir kentin tarihini, coğrafyasını, toplumsal hayatını, geçirdiği değişimleri, insan tiplerini, atmosferini, doğal güzelliklerini, unutulan değerlerini, yeme içme kültürünü, gecesini gündüzünü, yazını kışını, folklorunu, eğlence hayatını, daha bin türlü özelliğini, herkes kendince görür. Tarihçi başka, coğrafyacı başka, turizmci başka, asker başka, öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister.
Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar... Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister...
Bu düşünceden yola çıkarak, İstanbul'un kırk semti, kırk farklı edebiyatçı-yazar tarafından kaleme alındı. Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır.
Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar... Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister...
Bu düşünceden yola çıkarak, İstanbul'un kırk semti, kırk farklı edebiyatçı-yazar tarafından kaleme alındı. Okurla aynı zamanda buluşan bu kırk kitaplık dizi hem bir ilk olması hem de İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ne armağan olması açısından yüksek değer taşımaktadır.
- GenresShort Stories
110 pages, Paperback
First published October 1, 2009
About the author
Mine Söğüt
27 books385 followersMine Söğüt (1968, İstanbul), Türk gazeteci, yazar.
Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi’inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.
Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi’nde başladı, İnsan Hakları Servisi’nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi’nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.
1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.
Karikatürist Bahadır Baruter ile evlidir.
Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi’inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.
Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi’nde başladı, İnsan Hakları Servisi’nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi’nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.
1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.
Karikatürist Bahadır Baruter ile evlidir.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 16 of 16 reviews
April 26, 2015
Dolapdere daha güzel anlatılabilir miydi bilmiyorum ve bir semt üzerinden türkiyeyi anlatabilmek..
Ajitasyona hiç bulaşmadan ama acıları göstererek anlatıyor..
Okumaktan pişman olmazsınız..
s20
Taksim şişenin ağzı. Tarlabaşı gövdes. Ve Dolapdere dibi. Akan hayatların tortusu bin yıldır orada birikiyor.
s25
Bu semti komşu semtlerden ayıran en büyük özellik, gayrı meşru olan ne varsa hepsine birbirinden ayırmadan bağrını açmasıydı.
s63
hayatta kalmak yaşamakla bir tutulmaz ki.
Ajitasyona hiç bulaşmadan ama acıları göstererek anlatıyor..
Okumaktan pişman olmazsınız..
s20
Taksim şişenin ağzı. Tarlabaşı gövdes. Ve Dolapdere dibi. Akan hayatların tortusu bin yıldır orada birikiyor.
s25
Bu semti komşu semtlerden ayıran en büyük özellik, gayrı meşru olan ne varsa hepsine birbirinden ayırmadan bağrını açmasıydı.
s63
hayatta kalmak yaşamakla bir tutulmaz ki.
December 23, 2023
İmceleme geliyor...
September 19, 2026
Sesli kitap olarak dinlediğim için öykülerin adlarını ne yazık ki aklımda tutamadım. Hêvîda’ydı sanırım. Devamlı bu ismin geçtiği o uzun öyküyü çok sevdim. Benim açımdan kitabın kalbiydi.
January 13, 2025
Deli Kadın Hikáyeleri kitabında da yer alan bir öyküyle başlıyor, bazıları kendi yarattığı bazıları gerçek karakterlerle, Reşat Ekrem Koçu'dan, Yaşar Kemal'den alıntılarla devam ediyor. İnsanın ön planda olduğu bir anlatım. Son bölümü, Istanbul'un ağzından yazılmış Mine Söğüt'ün bu şehirle ilişkisini anlatan Hayalet Mektup, beni çok etkiledi. Istanbul'un bir semtini anlatırken son 70 yılda bu şehre ve kısmen bu ülkeye damga vurmuş olayları göz ardı etmeden tüm açıklığıyla değiniyor Mine Söğüt. Istanbul'la özel olarak Dolapdere'yle ilgili harika bir kitap.
November 16, 2023
9. Bölüm favorim oldu
July 21, 2015
Müthiş bir duyarlılıkla dokunmuş Mine Söğüt hem bu semtin hem de Istanbul'un tarihine ve insanlarına..."Eğer tarihi kazananlar değil haklı olanlar yazsaydı, bugün hayat tüm dünyada ve bu mahallede bambaşka olacaktı."
May 12, 2015
Bu serinin dizgisi düzgün, okuması gerçekten akıcı kitaplarından.
December 20, 2015
Insani alip Dolapdere'nin o gizemli sokaklarinda gezdiren bir roman. Kandan, etten ve kemikten olusmus bu semtin koseye itilmis, unutulmus, cope atilmis ve gormezden gelinmis insanlarinin hikayesi.
December 6, 2020
Ben kitabı beğendim. Ayrıca Dolapdereyi de çok merak ettim. İyi mi oldu kötü mü bilmiyorum ama bir kere gidecegim. Yazar, oraya gidip bir çok incelemede bulunmuş , insanlar ile konuşmuş. Sade ve anlaşılır bir dili var Mine Söğüt 'un. O yüzden kitap da hemen bitiverdi aslında. Dolapderede bir çok cesit insan olduğunu , neyken ne olduğunu gözler önüne sermiş yazar. Ben beğendim orta kararda.
August 4, 2019
Tekinsiz kitapların Kraliçesinden tekinsiz bir yer olan Dolapdere hikayesi...
"Burası hep yükseklerden yuvarlananların vardığı çukur bir semt."
"Burası hep yükseklerden yuvarlananların vardığı çukur bir semt."
December 14, 2021
Turkish white woman’s burden par excellence.
January 8, 2024
Zor hayatlar. Empati yapmamızı sağlayan, üzen güzel bir kitap
August 11, 2023
Keyifli bir okuma ve istersen Spotify'da yazarın kendi sesinden de dinleyebilirsin.
Kitap bittikten sonra aşırı şekilde Dolapdere'yi bir bileniyle gezme ihtiyacı, Ağır Roman filmini de yeniden izleme ihtiyacı duydum. Güzel incelenmiş, temiz yazılmış. Hele en sondaki İstanbul'un Mine'ye mektubu, mest...!
"Nasıl bir dünya burası, herkes nereye gitti, dilimi konuşan yok mu?"
"Çok eski zamanları hatırlıyorum, daha matmazel olduğum zamanları.."
"Benim odunluğumda, benim odunlarım için Kürtlerle Çingeneler birbirini öldürecek!"
"Huzur bu kadar imkânsız değilken bile...."
"Tam erguvanların renginden, ıhlamurların kokusundan, kiliselerin ihtişamından, camilerin görkeminden, şehrin eski dilinden haz alacakken, hayat beline baltayı indirir. İki büklüm olursun. Çocukluğundan beri peşini bırakmayan o adaletsizliğe isyan duygusu demir bir bulut gibi takılır kalır, gitmez başından. Bu yüzden beni tam sevecekken, basardın küfrü!"
Kitap bittikten sonra aşırı şekilde Dolapdere'yi bir bileniyle gezme ihtiyacı, Ağır Roman filmini de yeniden izleme ihtiyacı duydum. Güzel incelenmiş, temiz yazılmış. Hele en sondaki İstanbul'un Mine'ye mektubu, mest...!
"Nasıl bir dünya burası, herkes nereye gitti, dilimi konuşan yok mu?"
"Çok eski zamanları hatırlıyorum, daha matmazel olduğum zamanları.."
"Benim odunluğumda, benim odunlarım için Kürtlerle Çingeneler birbirini öldürecek!"
"Huzur bu kadar imkânsız değilken bile...."
"Tam erguvanların renginden, ıhlamurların kokusundan, kiliselerin ihtişamından, camilerin görkeminden, şehrin eski dilinden haz alacakken, hayat beline baltayı indirir. İki büklüm olursun. Çocukluğundan beri peşini bırakmayan o adaletsizliğe isyan duygusu demir bir bulut gibi takılır kalır, gitmez başından. Bu yüzden beni tam sevecekken, basardın küfrü!"
June 7, 2015
Mine Söğüt'ün okuduğum ilk çalışması. Bu kadar iyi dil ve akıcılı bir yazımla bir semtin hikayesi daha iyi anlatılabilir miydi, bilemiyorum. 110 sayfalık, ince denilecek bir kitapla hiç bilmediğim bir semti beni doyasıya - hüznüyle, acısıyla - sokaklarında gezdirdi. Kaderin gücünü --- savaşın getirilerini bu kitap ağzımızda acı bir tat bırakarak bizlere anlatıyor
January 20, 2013
İstanbul'u bu kadar güzel anlatmak, yaşananları, hissedilenleri bu kadar güzel aktarmak ...
March 4, 2018
"Keşke dünya herkesin birbirine hikâyesini anlattığı kocaman bir sahne olsaydı. Belki herkes durup karşısındakinin hikâyesini can kulağıyla dinlese, anlaşa anlayabilse, kimse kimseyi düşman olmazdı. Oysa insanlar sadece kendi hikâyelerinden mesulmüş gibi yaşıyorlar. Kimse başkalarının kaderinde kendi hissesi olabileceğini sezmiyor..." p. 68
Displaying 1 - 16 of 16 reviews















