Yaşamadığım bir çocukluğu, yazarak yeniden kurgulamaya çalıştığımı ne ona söyledim ne de sana. Çocukluğumdan aklımda kalan tek şey, kaçıp gitmek düşüncesi. Evden, okuldan, sokaktan, misafirlikten, kavgalardan, ölümlerden, arkadaşlarımdan, ailemden, çevremden kaçıp gitmek. Şu anda bunları yazarken gülüyorum. Farklı olmayı yanlış anladığım gibi, kaçmayı da yanlış uyguladım. Hep kendime kaçtım. İçimi kendimle doldurmaktan daha fazlası gelmedi elimden. Edebiyat kimileri için tehlikeli bir oyundur kimileri içinse yolları çatallanan bir bahçe. Yazarın hayalinde kurduğu dünyalar yavaş yavaş okurun zihnine sızar ve onu değiştirir. Oyuna katılan okur için mucizelerle dolu o bahçede gezinmek eşsiz bir deneyimdir. Borges’in ayak izlerinde yürüyen, Kafka’nın atmosferini soluyan, Atay’ın ironisiyle acı acı gülümseten ama aslında sadece kendisi olan öyküleriye büyülüyor Yekta Kopan. Kurmaca yazarlığında yetkinliğini önceki kitaplarıyla kanıtlamış olarak, oyunlarla, göndermeler, dipnotlarla, kolajlarla, parodilerle yaptığı yolculuğun seyir defterini sunuyor Karbon Kopya’da. Öykünün sınırlarını sorgulatan metinler arasında hatta türler arasında bir maceraya dönüşen bir yolculuk bu.
Yekta Kopan (d. 1968, Ankara), Türk yazar, seslendirme sanatçısı ve televizyon sunucusudur. Sesi Jim Carrey, Michael J. Fox, çizgi film karakteri Sylvester ve Buz Devri (film) animasyon karakteri Sid ile özdeşlemiş bir seslendirmecidir. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri adlı öykü kitabı 2002 Sait Faik Hikaye Armağanı'na, Bir de Baktım Yoksun adlı öykü kitabi ise 2010'da hem Haldun Taner Öykü Ödülü’ne, hem de Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne değer görülmüş bir öykücüdür. NTV televizyon kanalında her gün yayınlanan “Gece Gündüz” adlı kültür-sanat programının sunuculuğunu yapmaktadır.
sonunda bitti, sadece bu kitaba baksaydım yazarı okuyamazdım, bazen edebiyat yapmak için metni klişelere boğabiliyor insan ya da ben bıktım artık aynı şeyleri okumaktan
Fazlası ile edebi oyunbazlık içeren bir kitap. Yazar tüm emeğini, edebiyat ile oyun oynamak için harcamış durumda.
Özellikle Metafor, Meme ve Çeviren'in Notu isimli öykülerinin "numaracılığı"; Kafka’yla Yolculuk ve Çarpışma Testi Kuklaları öykülerinde o kadar dikkat çekici değil.
Borges ve Ben'deki yaratıcılık sanki Gerçeğin Halleri'nde tükeniyor. Becerikli Bay Kerim İnal'ın finalsizliği ise okuru yükselen bir dalganın içindeyken acımasızca denizin boşluğuna düşürüveriyor.
Her şeye karşın yazarın ilgi çeken üslubu; cümleleri dizer, kelimeleri seçerken yaptığı "oyunbaz"lık kitabı okutuyor.
Kitap, adı gibi karbon bir kopya. İçeriği sürekli farklı bir denemenin yeniden ruh bulmuş hali. İlk öyküde, El Toredor kitabının orjinalinden çevirisi sürecinde, çevirmenin, çeviri notlarıyla okuyucuya romandan daha çok bilgi anlatma gayretini görüyoruz. Aslında bu öykü ve çeviri bir kurgu, çevirmen kitabı ele geçirip kendi dünyasını yaratmaya çalışıyor. Bu çok güzel bir düşünce ve yazma üzerine müthiş bir deneyim. Diğer öykülerde de Borges, Kafka öykülerinin üzerine karbon kopya çekiyor Yekta Kopan, ayrıca bir Vincent Van Gogh tablosunun (ki bu tabloda fransız bir ressamdan karbon kopya) iki ayrı incelemesini yapıyor. Kitabı genel anlamda yazma üzerine kafa yorulmuş bir deneme olarak görsem de, diğer kitaplarındaki tadı tam anlamıyla yakalayamadım. Bu tabii iyi olması gerçeğini değiştirmiyor.