"Sen,
Kağıdın sesine fütursuzca kulak kabartan okur...
Bilmelisin ki, bu satırların yazanı bir kadındır.
Elinde tuttuğun sayfaya kalemin kondurduğu işaretler, bir kadının avaz avaz bağıran avuçlarından kanıyor."
Ayşegül Çelik'in, 2010 yılında Yunus Nadi Öykü Ödülünü kazanan "Kâğıt Gemiler" adlı öykü kitabı, okuru, topraklarımızdan gelen çağdaş masallarla buluşturuyor.
"Çölde büyüyen bir çocuk, denizi gördüğü ilk anı unutabilir mi?"
Akıcı ve zengin bir dille iyiliğin, kötülüğün, merhametin ve umutsuzluğun masalının inşa edildiği bu kısa ama etkileyici eser, bize insanı resimliyor.
"Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp Cehennem'in kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden önceki suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor."
Birbiriyle bağlantısı olan bu öyküler, insan ve özellikle kadın olmakla ilgili acı gerçekleri, masalsı bir ton benimseyerek ustaca yumuşatıyor.
"Eğer taş üstüne taş koymayacaksak, omuzlarımızdaki kuvvet ne işe yarar? Birbirimizi yerden kaldırmayacaksak, neye uzanacağız bu kollarla? Merhamet bile hatırımıza gelmeyecekse, içimizde oturan iyiliğin anlamı ne?"
Dini, dili, cinsiyeti farklı olanın da insan olduğunu unutmamak adına, hümanist, eşitlikçi bir derdi olan bu mütevazi ve etkileyici kitapta, öykü okumayı seven, sevmeyen fark etmeksizin tüm okuyucuların kendinden ve zamanımızdan bir şeyler bulacağına inanıyorum.
"Bir vardı, bir yoktu
Yokluğu söylemesi zordu..."