Mircea Eliade, zihniyet tarihiyle ilgili daha kapsamlı bir kitap için giriş olarak tasarladığı bu eserinde, simyanın kökeni ve işlevi meselesini biraz daha derinleştiriyor.
Metalürji, tarım, takvim, hukuk gibi büyük buluşların, insanoğlunun varoluşunu önemli ölçüde şekillendirdiği bilinen bir gerçektir; Eliade ise bu dönüşümlerin iç dinamiğini ve insanın kozmosa bakışına getirdiği açılımları incelemektedir. Simya söz konusu olduğunda, Eliade'nin bakış açısından bakıldığında, zihinsel sıçrayışı kışkırtan şey metallerin keşfi değildir; metalürji tıpkı tarım gibi insanoğlunun, kozmos hakkında yarattığı imgeyi değiştirmesine yol açmış, bu yüzden de insanı dönüştüren zihinsel sentezleri doğurmuştur. Sonraki keşiflerce aşılan ya da geçersiz kılınan bu zihinsel sentezler, insanlığın tinsel evriminin gerçek bileşenleridir. Eliade'ye göre, burada söz konusu olan, hayatta kalma mücadelesinde yeni, sıradan bir araç (maden, tarım, vb) değil, daha çok o zamana kadar insanoğlunun tanımadığı başka bir kozmosun açığa çıkarılmasıdır.
Romanian-born historian of religion, fiction writer, philosopher, professor at the University of Chicago, and one of the pre-eminent interpreters of world religion in the last century. Eliade was an intensely prolific author of fiction and non-fiction alike, publishing over 1,300 pieces over 60 years. He earned international fame with LE MYTHE DE L'ÉTERNAL RETOUR (1949, The Myth of the Eternal Return), an interpretation of religious symbols and imagery. Eliade was much interested in the world of the unconscious. The central theme in his novels was erotic love.
Kitabı okurken birçok not aldım. İlerleyen zamanda notları temize geçirdiğimde burayı da güncelleyeceğim. Dinler tarihine giriş merakımla kitabı edindim. İnce fakat yoğun bir kitap. Eliade ile tanışmak için de iyi bir başlangıç olabilir.
,,Prin desăvârșirea naturii, omul urmărea propria sa desăvârșire. Sensul oricărei 《magii》este acesta: să obții perfecțiunea folosindu-te de 《exemplul》și 《forțele》Cosmosului."
Küçük ama çok güzel bir kitap. Kitap simyanın ön-kimya olmadığına kısaca değinerek başlıyor. Önce Babil'de kozmos algısının nasıl olduğunu anlatıyor. O günün insanı içinde yaşadığı evreni nasıl anlamlandırıyor. Bugünkü maddesel, 'ölü evren'den çok farklı; cinsiyet sahibi, uyum içinde varolan, yaşayan, büyülü bir kozmos anlayışına sahipler. Bunun ardından kitap, büyünün ne olduğu, Babil'de hastalıkların nasıl anlaşıldığı ve tedavi edildiği, metalurjinin kutsal anlamı ve metalurji ile ilgili yapılan ritüeller gibi konularla devam ediyor. Sonunda Babil simyasını anlatıyor.
Babil simyası, günümüze daha yakın tarihlere kadar varolduğundan olsa gerek, Babil kozmos anlayışına göre günümüze daha yakın, daha tanıdık. Bu bölümü çok zevk alarak okudum. Babil simyasını anlatan 1000 sayfalık bir kitap olsa hiç sıkılmadan okurum diye düşündüm. Örneğin madenlerin yetiştirilmesi konusu. Birçok bilgisayar rol yapma oyununda bir madenden maden filizi toplandığında o maden bir süre sonra yeniden filiz verir. Bu tür zamanında çok zevk alarak oynadığım oyunlardan parçalar buldum bu bölümde. Ne yazık ki simya ile ilgili bölüm dolu dolu olsa da kitapta 10-15 sayfa kadar yer tutuyor.
"Simyacılar büyük bir olasılıkla çok sayıda kimyasal gerçeği keşfetmişlerdi, ama bunlardan söz etmediler, çünkü ilginç bulmuyorlardı. İster simgesel olsun isterse gerçek, simya işlemlerine bambaşka anlamlar yüklüyorlardı."
"Simyada herhangi bir bilimin başlangıcını bulamayız. Simyacı asla bilimsel yöntemleri kullanmaz."
"... kişinin dikkatini yavaş yavaş somut olgulara çevirdiği bir zamanda ortaya çıkar. Bir tekniğin ilksel anlamı bu şekilde bozulma süreci içine girdiğinde, mutlak suretle başka insansal yetiler, kutsal olmayan yetiler işin içine karışmış demektir."
"Uygulamaya dönük işlere alışmış kimyacı bunlara baktığında, masonluk konusundaki bir risaleden somut bilgiler elde etmeye çalışan bir duvarcı ustasıyla aynı duyguları hissedecektir."
Eliade, wykorzystując swoją erudycję, a także doświadczenie z zakresu filozofii, antropologii, a nade wszystko swój otwarty umysł, odkrywa przed nami (czytelnikami) frapujące znaczenia zapomnianych symboli, rytuałów i systemów kosmogonii. Objaśnia też, że utraciły one dawną rolę i znaczenie, wraz ze zmianą rozumienia świata i wszechświata, ponownym jego odkryciem przez ludzkość, po przekroczeniu kolejnego progu rozwoju cywilizacyjnego, który, zachowując niektóre z nich w szczątkowej formie, nadał im odmienną rolę i inaczej je objaśnia. Przy czym, nie jest on ani krytykiem bezdusznej industrializacji, a chyba bardziej obrońcą duchowego rozumienia wszechświata, jako całości, obecną w minionych kulturach.
Simya'nın o gizemli örgüsünden daha kapsayıcı ve net açıklamalarla kendini ifade ediyor yazar. Kısa olduğu için doygunluk yaratacak kadar kapsamlı bir tekamül hedefiyle yazılmamış kitap fakat okuyanı cezbeden fikirlerle dolu kitap. Eski medeniyetlerin dini rituellerinden ve bu davranışların günümüze uzanan kollarından bahsediyor kitap ve kurulan bağlar aradaki uzun asırlara rağmen, taşınan ortaklıklarla ve insani tavırların evrensel tutumuna odaklanılması sayesinde, okuyanın zihninde bir resim yaratmayı başarıyor. Beni beklediğimden daha fazla etkileyen bir eser oldu, geçmişe dönük kadim medeniyetlerin güdülerini anlamak isteyen biri için keyifli bir eser.
I always like Eliade's books. The original book was written in Romanian in 1937. This is the french translation in 1991. Eliade seems to have read all the earlier bibliography. The text hasn't many notes by the author. Some major themes that are going to haunt Eliade's theory are here: the correspondence between the heavens and the earth, the sacred centre and the sacred mountain, the cosmic axis, etc. The final chapter is devoted to alchemy, and it is very interesting. As regards the essence of his thought, is developed masterfully, without gaps, and shows an extreme clarity.