Paperback. 12,00 / 19,00 cm. In Turkish. 144 p. Bir cinayet… Herkesin gözü önünde, üstelik bir devlet dairesinde islenen bir cinayet. Katil, herkesin içinde biridir. Içimizden biri… Ancak herkes onun fazlasiyla kibar, saflik derecesinde yumusak ve çok çok iyi bir insan, tam da bu yüzden, herkesten farkli olduguna taniklik etmektedir. Neredeyse masumiyetine inanacagimiz denli iyi bir insandir. Peki, katil mi ki? Irfan Yalçin tanikliklara dayanan, neredeyse belgesel, kurgusuyla bir kahraman yaratiyor ve onun içimizdeki insan oldugunu sergiliyor. Bir türlü ortaya çikarmaya cesaret edemedigimiz bu insan, herhangi birimizi katil olmaktan kurtaracak midir? Iyiligini görmezden geldigimiz, masumiyetiyle alay ettigimiz, sevgisiz birakip yalnizliga ittigimiz, aciya ve açliga terk ettigimiz bir insan hayata geri çagrilabilir elbet: "Her sey gibi sevmek de zaman isidir…" Fareyi Öldürmek, Aydin Sayman yönetmenliginde Içimdeki Insan adiyla 2015 yilinda sinemaya uyarlanmistir. "Bir düs mü, bilmiyorum; gerçekle düsü mü karistiriyorum, bilmiyorum; her seyi düslestiren zamanin bir oyunu mu, bilmiyorum."
İrfan Yalçın (doğum 1934; Zonguldak), Türk yazar. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1972'te Beyoğlu'nda bir kitabevi açtı. 1985'te Köyceğiz'e yerleşti.
Şiir, hikâye, eleştiri alanlarında ürün verse de romanda yoğunlaştı. Milliyet Yayınları 1974 Roman Yarışması’nda Pansiyon Huzur’la ikincilik ödülüne değer görüldü. 1978’de Genelevde Yas, 1979’da Ölümün Ağzı, 1980’de Fareyi Öldürmek, 1983’te Büyük Soytarı, 1991’de Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi, 1995’te Annem, Babam ve Ben adlı romanları yayınlandı. Ölümün Ağzı’yla 1980 TDK Roman Ödülü’nü, Yorgun Sevda ile 2009 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı. 2008’de yayımlanan “İçimdeki Zonguldak”, yazarın yaşam penceresinden bu kentin öyküsüdür. 1985 yılında yönetmenliğini Sinan Çetin'in yaptığı bol ödüllü film 14 Numara İrfan Yalçın'ın Genelevde Yas kitabından uyarlandı.
Vizyon tarihi 2015 yılı olan Aydın Sayman'ın yönetmenliğini yaptığı Vedat Erincin'in rol aldığı İçimdeki İnsan, İrfan Yalçın'ın Fareyi Öldürmek romanından yola çıkılarak senaryolaştırıldı.
ay kaç yıldır okuyacağım diye düşün dur, mart ayında kitaplarını al, kampa gelirken yanına da bir tane al ve dün gece vefat haberini duy… valla üzüldüm, 90 yaşındaymış irfan yalçın, allah rahmet eylesin. o üzüntüyle hemen “fareyi öldürmek”e başladım, bazen de böyle bi bahane gerekiyor işte.. hayat. “fareyi öldürmek” ilk olarak 1979’da yayınlanmış, ayrıca h2o kitap’a künyede bunu belirttiği için teşekkürler. anlatıcımız necmi, 10 yıl evvel ölen arkadaşı sabri’nin mezarını görünce onun hakkında tuttuğu notları ve yazmak istediği romanı anımsar. elimizdeki kitap 4 kişiyle konuşmasının notlarından oluşuyor. irfan yalçın’ın romanın sonunda kanıyla canıyla necmi’yi bizim için bilinir hale getirmesi takdire şayan çünkü necmi gerçekten nevi şahsına münhasır bir karakter. hayatta hep kaybetmiş, babası ve annesi tarafından sevilmemiş, oğluyla karısı ölmüş, işyerinde ezilmiş, mobbing ve zorbalık görmüş, sonradan evlendiği ikinci karısının elinde oyuncak olmuş… hele son konuşmacı, abisi murat’ın anlattıklarıyla çözülen ipler, o baba, o babanın sadistliği içimi yaktı diyebilirim. tabii bunu böyle ince bir biçimde işleyebilmek de irfan yalçın’ın başarısı. ben sadece 4 konuşmacının dördünün de tonlarının ve anlatımının çok benzer olduğunu düşündüm. murat daha duygusaldı evet ama mesela şirret karısından biraz daha farklı ton beklerdim. allah bu kutsal çekirdek aile yapısının belasını versin, sevmeyeceği çocuklar doğuranları sürüm sürüm süründürsün diye ilenerek bitireyim sözlerimi, babanın yaptıklarına çok içim yandı, çok. karavandaki ilk video bu kitaba olsun bari irfan bey’in anısına…
Genelevde Yas sonra yazardan okuduğum ikinci kitap ve yine çok etkileyici.
Bu kısa kitapta İrfan Yalçın, bir devlet dairesinde işlenen cinayet çerçevesinde ele aldığı her bir karakterin, toplum düzeninin, insan ilişkilerinin tahlilini akıcı, sade dille fakat adeta bir toplum bilimci derinliği ve titizliği ile yapıyor. Kurmacadan ödün verilmemiş. Makale okuyorum hissi yok. Kadın erkek farklı kişiler söz alıyor ve yazar hepsini ruhunu özgün şekilde yansıtmayı başarmış.
Katil Sabri Bey'in kendisini cinayet işlemeye götüren hayat öyküsünü okudukça katil aslında kim sorusunu soruyorsunuz. Yazar trajedi ve kötülükle dolu hikayeyi inandırıcı kılmayı başarmış. Adalet, suçluluk, vicdan, zorbalık, kader, yaşamını yönlendirme gibi konularda epey düşündürecek bir metin.
İrfan Yalçın'ın eserlerinin değerini yazar yaşarken bilemediğim için kızıyorum kendime. Tabii ki okumaya devam edeceğim kitaplarını. Bulabilirsem Uzun Bir Yalnızlığın Tarihçesi'ni ele almak istiyorum.
Sabri beyin bir insanı erkilememesi mümkün olmasa gerek. Bu kitapla kendisi ile tanıştığıma çok memnunum. Değerli yazara müthiş aktarım için sonsuz teşekkür ederim.
" hani gece uyanır da, susuzluktan cayır cayır yanar ya içimiz, öyle işte! Bir başkaydı Sabri...Adam mayasıydı tam...Kopar kopar adam yap...Has adam ama...Has adam..."
Ah Sabri! Neler yapmışlar sana?! Çok acıklı…Dünyaya getirdiklerine, belki kendi aşamadıkları travmalarından belki yalın kötü olduklarından kötü davranan insanların elinde büyümüş yavruların bahtsız hayatları çok acıklı!
İrfan Yalçın, bu romanında baba-oğul ilişkisini, otorite figürleriyle hesaplaşmayı ve bireyin iç dünyasındaki çatışmaları derinlemesine ele alıyor. Sabri, babasının gölgesinde büyüyen bir çocuk. Çocukluğu boyunca maruz kaldığı babasının baskıcı varlığı, şiddet ve zorbalık içen tavırları Sabri’nin gelecekteki ruhsal dünyasını ve karakter gelişimini derinden etkiliyor.
Babanın Sabri’ye bu kadar acımasız davranırken diğer oğlu Murat’a sevgi dolu yaklaşmasının sebebinin ne olduğunu anlayamıyoruz, ya da en azından ben çözemedim:) Murat’ın Sabri’yi anlattığı bölüm ise kitabın en çarpıcı bölümü olarak yürekleri dağlıyor.
İrfan Yalçın’ın sade ama etkili anlatımı ile kitabı bir solukta okudum ve geriye içimde derin bir sızı kaldı.
İrfan Yalçın’ın “Fareyi Öldürmek” adlı romanının metnini çok duymuştum ve bu sebeple oldukça merak ediyordum. Romanın neden bu kadar sevilmiş olduğunu anlamış olsam da, beni maalesef çok derinden etkilemedi. Sabri karakterini çok sevdim; ezilerek, eksilerek, değerleri bir bir yok edilerek geçmiş bir çocukluğa rağmen hayata tutunmasını, şanssızlıklara rağmen ayakta kalmasını içim acıyarak okudum. Ama sanki çok şey eksik kalmış gibi hissettim roman bittiğinde. Aradigim derinligi yakalayamadim.
Romanın içine en çok Murat’la girebildim, Murat dışında anlatıcı olan diğer üç karakteri de benimseyemedim.
Bana göre Sabri karakteri, Sabri’nin duygulari, yasadiklari ve yasayamadiklari daha derin işlenebilir, doyurabilirdi bizi hikayeye.
Yine de romanı iyi bir yere koymak isterim, okumanızı elbette tavsiye ediyorum.
“Sabri’yi okutmadı babam. Aldı okuldan. Benim bile onca yalvarmam para etmedi. Annem ağzını açıp tek şey söylemedi nedense! Dedim ya yaşadığı hayat uyuşturmuştu onu. Her şeyin, her olayın dışında gibiydi. Hani bir yeri ağrıyan insan, olanca ilgisini, duyarlığını orasında toplar, çevresinde olup bitenlerle pek oralı olamaz ya, annem öyleydi işte!” ~ ~ ~ “Sabri’nin gülümsemesini bilirsin, koruyucu bir zırh gibiydi suratında. Yaşamak denilen şeyin olanca kahrına, olanca çilesine bu gülümsemeyle karşı koymuştur hep. Biraz saygı, biraz acıma, biraz sevgi uyandıran bir gülümsemedir bu. Yeni ölmüş insanların suratındaki gülümsemeyi andırır…”
İrfan Yalçın’ın Fareyi Öldürmek romanı kolay okunan ama kolay unutulan bir kitap değil. Sade bir dille, oldukça sert ve rahatsız edici gerçeklere dokunuyor. Özellikle çocukların sessizliği, mahalle hayatının görünmeyen yüzü ve bastırılmış şiddet insanın içine oturuyor.
Abartı yok, süs yok; tam da bu yüzden çok güçlü. Okurken sık sık durup düşündüm, bazı sayfalarda devam etmekte zorlandım ama bırakamadım. Rahatsız eden, düşündüren ve yüzleşmeye zorlayan bir roman.
Beş yıldızı, “iyi hissettirmediği” ama çok şey hissettirdiği için veriyorum.
Çok çok beğenerek okudum. İrfan Yalçın maalesef vefatından sonra haberdar olduğum bir yazar, bu kitabı da okuduğum ikinci kitabı oldu. Bir katilin hikayesini dört kişinin ağzından dinliyoruz, gerçi Sabri’ye katil demeye de insanın içi elvermiyor. Sevgisiz büyümek nedir, zorbalık görmek nedir acındırmadan tüm sertliği ile anlatmış İrfan Yalçın. Geç tanıdığıma üzüldüğüm, yazdıklarının hepsini okumaya çalışacağım bir yazar oldu.
4 farklı kişinin bakış açısından Sabri'yi ve onun dramatik yaşamını öğrenmeye çalışıyoruz. Sabri'yi çok gerçekçi bul(a)madım. Konsantre ve tutarlı bir kişi tasvirinden çok genel bir acının tarifi gibi sanki... Gene de çok iyi bir roman. Yusuf Atılgan'ın yazdıklarından kat kat üstün.