Sait Faik Abasıyanık'ın okuduğum ilk eseri ne yazık ki. Ne geç kalmışlık maalesef.
İçinizdeki sesleri Abasıyanık kaleme almış, cümlelere dökmüş. Çok sıcak, içten, samimi.
"İşsizlik insanı yorar, dedi..."
"Yaşı kırkı aşmış bir adamın mevsimler içinde ilkbaharı biraz üzüntü ile duymamasına imkan yoktur. Eski çılgınlıklar nerede? Nerede o, birdenbire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgarından sararma, o yürek çarpıntısı?..."
"... Böyle günlerin birindeyim. Beni yaşamaya çağıran hiç bir şey yoktu..."
"Bu adamı da sevdim birdenbire. Demek benim dünyada dostlarım vardı. Daha yaşayabilirdik. Beyhude yere, iftiracılar, namussuzlar, yalancılar, birbirinin ekmeğini kapanlar için insanları, yaşamayı hor göremezdik..."
"Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanlar yok mu? Dolu. Ama nasıl çekilmişler, nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?"