Jump to ratings and reviews
Rate this book

İki Gözüm Ayşe: Sabahattin Ali'nin Özel Mektupları

Rate this book
Zaten benim kafam bir dünya gibi, her an içimde bir adam, bir başka adam doğuyor... Ve ben, asıl ben, bu doğup ölen adamların kafalarındaki silik bir hatıra gibiyim, hepsinde aynı olan bir hatıra... Ben hep böyledim. Yalnız etrafıma kendimi oyalayan bağlarla bağlanırdım. Buradaki yalnızlık mutlak bir dimağ yalnızlığı, beni kendimle bıraktı ve ben içimi seyretmeye alıştım, kendimi artık kandıramıyorum ve hep kendi kendime soruyorum: 'Beni bu dünyaya bağlayan nedir?'
...
İki Gözüm Ayşe, Sabahattin Ali'nin öldürülüşünden yaklaşık yarım yüzyıl sonra ortaya çıkan mektuplarını; Sabahattin Ali cinayetinin çözülemeyen düğümünü fotoğraflar eşliğinde sunuyor.

216 pages, Paperback

First published February 1, 1991

Loading...
Loading...

About the author

Sabahattin Ali

189 books2,591 followers
Sabahattin Ali (February 25, 1907 – April 2, 1948) was a Turkish novelist, short-story writer, poet, and journalist.

He was born in 1907 in Eğridere township (now Ardino in southern Bulgaria) of the Sanjak of Gümülcine (now Komotini in northern Greece), in the Ottoman Empire. He lived in Istanbul, Çanakkale and Edremit before he entered the School of Education in Balıkesir. Then, he was transferred to the School of Education in Istanbul, where he graduated in 1926. After serving as a teacher in Yozgat for one year, he earned a fellowship from the Ministry of National Education and studied in Germany from 1928 to 1930. When he returned to Turkey, he taught German language in high schools at Aydın and Konya.

While he was serving as a teacher in Konya, he was arrested for a poem he wrote criticizing Atatürk's policies, and accused of libelling two other journalists. Having served his sentence for several months in Konya and then in the Sinop Fortress Prison, he was released in 1933 in an amnesty granted to mark the 10th anniversary of the declaration of the Republic of Turkey. He then applied to the Ministry of National Education for permission to teach again. After proving his allegiance to Atatürk by writing the poem "Benim Aşkım" (literally: My Love or My Passion), he was assigned to the publications division at the Ministry of National Education. Sabahattin Ali married on May 16, 1935 and did his military service in 1936. He was imprisoned again and released in 1944. He also owned and edited a popular weekly newspaper called "Marko Paşa" (pronounced "Marco Pasha"), together with Aziz Nesin.

Upon his release from prison, he suffered financial troubles. His application for a passport was denied. He was killed at the Bulgarian border, probably on 1 or 2 April 1948. His body was found on June 16, 1948. It is generally believed that he was killed by Ali Ertekin, a smuggler with connections to the National Security Service, who had been paid to help him pass the border.[2] Another hypothesis is that Ertekin handed him over to the security services, and he was killed during interrogation. It is believed he was killed because of his political opinions.

Sabahattin Ali's 100th birth anniversary was celebrated in Bulgarian city Ardino in March 31, 2007. Ali is a well-known author in this country because his books have been read in schools in Bulgaria since 1950s.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
18 (54%)
4 stars
10 (30%)
3 stars
3 (9%)
2 stars
2 (6%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 6 of 6 reviews
Profile Image for Murat.
697 reviews
August 11, 2016
Bir insanın özel mektuplarını yorumlamanın veya puanlamanın etik olmadığı kanaatindeyim.

Öte yandan diyeceğim; mektupların kitaplarındakine benzer güzel tasvir ve tahliller içermesi bir yana; Ali'nin özgüvensizliği, iradesizliği ve takıntıları.. "Üzücü"..

Profile Image for Buse.
105 reviews3 followers
September 18, 2026
İncelemeye geçmeden fark ettiğim bir şey var ki, bu aralar mektup içeren eserler okumaya çok meyilliyim niyeyse hep mektup içeren kitaplar çıkıyor karşıma ve mektuplarla ilgili eserleri okumak çok güzel hissettiriyor...

Bu sefer de Sabahattin Ali'nin kaleminden çıkan mektuplarına eşlik ediyoruz. Her şeyden önce değinmek istediğim şey Sabahattin Ali'nin mektuplarını yazışındaki o ustalığı, içtenliği. Zaten eserlerini okurken hissettiğim o samimiyet burada çok daha farklı bir şekilde karşıma çıktı. Bazen mutluluğunu, bazen hüznünü, bazen endişelerini, bazen de kırgınlıklarını okuyoruz. Üstelik O hayatına dair bir şeyler anlatırken biz her mektupta aynı Sabahattin Ali’yi görmüyoruz. Bir mektupta daha neşeli, başka bir yerde daha kaygılı, başka bir yerde kırgın ya da duygusal olabiliyor.
Ufak bir özet geçecek olursam: Kitap, Sabahattin Ali’nin Ayşe Sıtkı İlhan’a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Mektupların içerisinde aşk, dostluk, özlem, yalnızlık, edebiyat, geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve dönemin baskıları gibi pek çok konu var. Dolayısıyla yalnızca iki insan arasındaki yazışmaları okumuyoruz; aynı zamanda Sabahattin Ali’nin hayatının ve düşüncelerinin farklı dönemlerine de tanıklık ediyoruz.

Sabahattin Ali benim çok sevdiğim yazarlardan biri. Bu yüzden onun mektuplarını okumak benim için başlı başına güzel bir deneyimdi. Bir yazarı romanlarından, hikayelerinden ve şiirlerinden tanımak başka; onun kimseye göstermek zorunda olmadığı, daha doğal ve daha içten haliyle yazdığı mektupları okumak bambaşka. Bence bir yazarı daha yakından tanımak istiyorsanız muhakkak o yazarın mektuplarını içeren bir eserini okumalısınız. İki Gözüm Ayşe’yi okurken sanki Sabahattin Ali’nin eserlerinin arkasındaki insanı biraz daha yakından tanıyormuşum gibi hissettim.
Bazı yerlerde biraz şaşırdığımı da eklemeliyim. Sabahattin Ali hakkında kafamda oluşturduğum bazı düşüncelerin mektuplarla birlikte biraz değiştiğini söyleyebilirim. Olumsuz bir değişim gibi algılanmasın asla. Burada karşımızda sadece eserleriyle tanıdığımız büyük bir yazar yok; seven, özleyen, bekleyen, kızan, endişelenen, zaman zaman kendisiyle çelişen bir insan var. Bu açıdan kitap, Sabahattin Ali'yi idealize etmeden daha filtresiz tanımaya yardımcı oluyor.

Son kısım epey vurucuydu. Sabahattin Ali'nin hayatının sonuna ve vefatına dair bilgileri, yapılan çokça yorumu, birçok karışık hikayeyi okumak ayrıca üzücü geldi. Bir de bazı konularda hala tam bir netlik olmaması ayrı trajik... Özellikle kitabın başından beri onun sesini kendi cümleleriyle duyduktan sonra sona yaklaştıkça ister istemez insanın içine bir hüzün çöküyor. Mektupların kıymetini de burada daha fazla hissettim sanırım. Çünkü bunlar artık sadece geçmişten kalmış yazışmalar değil, Sabahattin Ali'nin kendi sesiyle bize bıraktığı çok değerli yazılar.
Profile Image for Engin Noyan.
29 reviews7 followers
mektup
July 8, 2026
1931 - 1935 yılları arasında farklı yerlerden, Konya ve Sinop cezaevlerinden ve daha sonra Ankara memuriyeti süresince Ayşe Hanıma yazdığı bu 67 kişisel mektupta yazarın hissiyatını, dönemin atmosferini, Sabahattin Ali'nin özellikle cezaevinde mahpus insanların kader öykülerini ve Ayşe'ye çevirmesi ya da okumasını salık verdiği kitap tavsiyelerini onun edebi ve samimi dilinden okumak tarihi onla yaşamak deneyimi sundu.

Mektuplar, yazarların kişisel dünyalarını apaçık sunabilir. Bu kitapta onun öznel dünyasının içerisinde kendimi bulurken kimi zaman kendisine hiç yakıştıramadığım eril üstenci cümleleriyle karşılaşmak beni şaşaırtıp utandırdı. Eşitlikçi ahlaka sahip olunması gereken sol değerlerin bir zamanlar bu dilden, dolayısıyla bakış açısından yoksun olması hayrete şayan!

Okuduğum kitap İş Bankası yayınları 2026 baskısı. Uğur Mumcu dahil kimi röportajlar, ve aslı Osmanlıca olan şiirler de orijinal harfleriyle yer alıyor. Gazeteci Doğan Akın tarafından bulunan ve kitaplaştırılan mektuplara keşke bolca da fotoğraflar eşlik edebilseymiş.

Pekçok eskimiş kelimenin geçtiği mektuplarda bunların Türkçelerinin verilmesi de apayrı bir değerli çalışma olmuş.

Ayşe Hanım yıllar sonra bu mektupların yayınlanmasına kani olmuş, peki ya Sabahattin Ali ne derdi acaba, düşünmeden edemedim.
Profile Image for Dila.
61 reviews1 follower
May 15, 2018
Sinop cezaevinden ve sonrasında çıkıp Ankara’da bir memuriyet beklerken, dimağını kendisininkine eş bulduğu Ayşe’ye mektupları. Sık sık aşık olan ve hep aşkını bir yiğide kaptıran, insanların çiğliğini hemen farkedip yine de empati kurmaya çalışan çok ama çok çocukça 26 yaşında, kendisine göre epeyi yaşını almış bir genç adamın mektupları. Birçok öyküsünün konusu ve hatta kürk mantolu maddonnanın kendisinin bahsi geçiyor mektuplarda. Bence kitaplarından daha da iyi tanıtıyor kendini Sabahattin Ali. Doğaya aşkını çok derinden seziyorsunuz. İnsan sevgisini de. ‘Bir fikrin iyiliği sabitliğinde değil samimiyetindedir’ minvalinde söyledikleri çok etkileyiciydi. Çok çok çok güzel olmuş da Ayşe mektupları yayınlamış, keşke yayınevleri yayınlasa da herkes okusa..
Profile Image for codeyourname.
11 reviews
September 25, 2026
Çok çok sevdiğin birinin senin onu sevdiğin gibi seni sevmemesi çok kalp acıtıcı bir şey ya
Displaying 1 - 6 of 6 reviews