Farklı Freud okumalarıyla psikanalizi yeniden temellendiren Lacan, 26 yıl boyunca verdiği seminerleriyle ünlüdür. Bu seminerler, öğrencilerin ve katılımcıların notlarından bir araya getirilmiştir. Lacan, bu seminerlerle psikanalizin mevcut algılarını ve sınırlarını pek çok açıdan zorlamış hatta iş Lacan'ın, Uluslararası Psikanaliz Derneği'nden atılmasına kadar varmıştır. Bu da Lacan'ın, fikirlerinin çarpıtılacağından endişe ederek, ölümünden kısa süre önce kapatacağı psikanaliz okulunu kurmasına neden olmuştur.
Lacancı okulların ve okumaların yoğun bir şekilde devam ettiği günümüzde, Lacan'ın kendisi de farklı okumalara her zaman açık olacaktır.
Lacan’ın felsefesinin ne olduğunu ve ne olmadığını anlamak için tam bir kaynak. Paralellinde verdiği hayat öyküsü, o yıllarda bulduğu yeni fikirleri anlamamız açısından çok değerli bir katkı olmuş. Matematik, dilbilim, felsefe ve psikoanalizi harmanlayan söylemleri kesinlikle hayranlık uyandırıyor. Ve bunların Lacan’ın hayatında nasıl bir araya geldiğini görmemizi sağlayan bir yapıt. İlginiz ve kısmen bilginiz varsa eğer Lacan’a, mutlaka okunmalı.
Nami Başer Lacan konusunda çok yetkin biri, Fransa’da Felsefe eğitimi almış, doktora tezini Lacan üzerine yapmış. Türkçe’de böyle bir kaynak bulmak çok kıymetli. Lacan’la tanışma kitabımdı, Lacan üzerine bir sunum yapmam gerektiği için araştırmaya başlamıştım. Ve bu kitapla Lacan’a giriş yapmak birçok açıdan benim işimi çok kolaylaştırdı. Lacan okumalarıma Zizek’le devam etmeyi planlıyorum bundan sonrasında da.
işin magazinel kısmı için okuyacaksanız, ya da Lacan'a aşinaysanız ve biraz hafıza tazelemek ve Lacan'a dair farklı birkaç yorumla karşılaşmak istiyorsanız belki aradığınızı bulabilirsiniz. Fakat "Lacan'a giriş" için çok kötü bir tercih.
Lacan okumalarımda son durağım Nami Başer'in Lacan üstüne yazdığı bu yarı-biyografik kitap oldu. Kitapta hem Lacan'ın özel hayatı hem de kuramının gelişimi dört bölüm şeklinde anlatılmış. Genel olarak bakıldığında başarılı buldum. Çok fazla kuramsallıkla boğulmamış. Genel bir özet gibi. Her bölümde Lacan'ın kendi kuramını oluştururken hangi aşamada çevresinden etkilendiği (felsefe, dilbilim ve diğer psikanalistlerden) dönem dönem anlatılmış. Bunu yaparken üstüne kendi yorumlarını da eklemeyi ihmal etmemiş.
'Lacan yalnız konuşan varlıklarda bilinçdışı vardır diyorsa ve bu bilinçdışının bir dil gibi yapılandığını söylüyorsa bunun anlamı şudur: İnsanda konuşlanan özellik kastedilen anlam değil harfin, "tetikleyicinin kendisidir. Uzun zaman sessiz duran birisi için, acaba bana ne demek istiyor diye kendi kendime sorabilirim. Çünkü bu sessizlik kızgınlık, küskünlük, fırçalama gibi anlamlara açıkken bir de tam tersine neşe, heyecan barındırabilme anlamlarına sahiptir. Hatta bunlarla ilgisi bile olmayan yorgunluk, bananecilik gibi yönlere de yelken açabilir. Demek ki bu sessizlik çok anlamlı demektir ve benim benliğimde birçok şeyi tetikliyor anlamını taşır. Sadece susmak değil fanteziler geliştirmek hayallere kapılmak vs. de tetikler bizi. Bilinçdışımız böyle oluşur.'