Jump to ratings and reviews
Rate this book
Rate this book
Ali Teoman’ın ve “üçleme”nin son romanı

Gecenin Atları

Bu yıl aramızdan ayrılan Ali Teoman’ın ölümünden iki ay önce bitirip YKY’ye teslim ettiği son romanı Gecenin Atları yayımlandı. Böylece Uykuda Çocuk Ölümleri ve Karadelik Güncesi’yle birlikte Teoman’ın kurduğu “Konstantiniyye Üçlemesi” tamamlanmış oldu.
ajikomik olaylarla dolu, düpedüz grotesk ve fantastik bir dünyaya çeken bir roman.
Bilim-din, mutluluk-mutsuzluk, hastalık-sağlık, kaza-kader, zaman ve ölümsüzlük gibi can alıcı konularla hesaplaşmalar türlü dil oyunlarıyla, ironik tanımlamalar ve betimlemelerle, karamizah yüklü adlandırmalarla, sivri metaforlar ve çarpıtmalarla, kısacası görkemli bir dil büyüsüyle adeta şenliğe dönüşüyor.

Ali Teoman’dan coşkulu ve atak bir son roman: Gecenin Atları

483 pages, Paperback

First published June 1, 2011

3 people are currently reading
101 people want to read

About the author

Ali Teoman

20 books39 followers
Asıl adı Ali Tataroğlu'dur. İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini İstanbul Alman Lisesi’nde, yükseköğrenimini ise İTÜ Mimarlık Fakültesi, MSÜ Mimarlık Fakültesi ve Sorbonne Üniversitesi Plastik Sanatlar Fakültesi’nde tamamladı. Bir süre iş ve öğrenim nedeniyle yurtdışında bulunduktan sonra 1993'de İstanbul’a döndü ve yazmaya daha fazla zaman ayırmak için mimarlığı bırakarak çeşitli üniversitelerde İngilizce okutmanı olarak çalıştı. Bir süre sokak müzisyenliği yaptı.

1980'li yılların sonuna doğru öykü yazmaya başlayan Ali Teoman 1992 yılında, İnsansız Konağın İkonu isimli öyküsüyle, Milliyet Gazetesi'nin düzenlediği yarışmada ikincilik ödülü aldı. Ali Teoman'ın tam 16 yıl gizli kalmış bir sırrı, ortaya çıktığında edebiyat dünyasını çok şaşırtmıştı. 1991'de Haldun Taner Öykü Ödülü alan Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı isimli kitabın yazarı olarak Nurten Ay ödül almıştı. Ancak kitabın asıl yazarının Ali Teoman olduğu 2007 yılında ortaya çıktı. Ali Teoman bunun kendi isteğiyle düzenlenmiş bir oyun olduğunu belirterek şu açıklamayı yapmıştı: "Bu adi dolandırıcılık değil, yazınsal bir oyundur. Nurten Ay birkaç kez oyunu bırakmak istedi. Onu ikna ettim. Bunca yıl açık vermeden bana yardım ettiği için kendisine çok teşekkür ederim."

"Uykuda Çocuk Ölümleri" başta olmak üzere tüm yapıtları edebiyat çevrelerinde etki yaratmakla birlikte Ali Teoman çok satan bir yazar olmadı. Çok satan yazar olmak isteyip istemediği de tartışmalıdır. Ali Teoman, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu 23 Mart 2011 sabahı hayata veda etmiştir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
19 (47%)
4 stars
16 (40%)
3 stars
4 (10%)
2 stars
1 (2%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 4 of 4 reviews
Profile Image for Korcan Derinsu.
586 reviews412 followers
August 21, 2025
Konstantiniyye Üçlemesi’nin üçüncü kitabı “Gecenin Atları”, -önceki iki kitaptan da aşina olduğumuz- kısaltmalar, oyunlar, arayış ve gizem derken her şeyiyle yine tam bir Ali Teoman romanı. İstanbul’un gölgesinde yaşanan bilimle dinin, mutlulukla mutsuzluğun, kader ile sonsuzluğun çatışması, kıvrak, oyunlarla dolu bir dil, kara mizah ve başta kahramanımız Bahtiyar Bahtıkara olmak üzere kendine münhasır karakterlerin oluşturduğu renkli bir geçit ile anlatılıyor. Üçlemenin zayıf halkası olduğunu düşünsem de yazarın ölümünden kısa süre önce tamamlandığını bildiğim için çok da objektif bakamıyorum. Üçleme geneline yayılan Teoman’ın bürokrasi taşlamalarına bu kez akademi taşlamalarının eklenmesi ise en sevdiğim taraf oldu. Bütüne bakınca eksikleriyle birlikte değerli; üçlemenin dünyasını kapatan, yazarın imzasını net biçimde taşıyan bir final kitabı Gecenin Atları.
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews28 followers
September 4, 2025
-Her BAĞLILIK bir alışkanlıktır ve eninde sonunda ACI'yla sonlanır.

-Yalnızlık, bilimin başlıca koşuludur ve bilimin yolu dikenlidir. Bilim, herkesin ağzına tat vermez; tat alabilmek, GÖNÜLLÜ MEŞAKKATİ gerektirir.

-Hindistan'da 17.-19.yy arasında yaşamış olan THUGEE'ler, Nazilerin öncüsü kabul edilebilir. Tanrı Şiva'nın eşi olan ölüm tanrıçası KALİ'ye tapan bu insanlar, kast şeklinde bir cinayet örgütü kurmuşlardı. Normal zamanlarda sıradan yaşam süren ve meslekler icra eden bu insanlar, servet amacıyla, seyyah tüccarlara planlı saldırılar düzenleyip, cinayetler işlerlerdi (yerinde ve üst üste gömerlerdi). Yılda 4000'e varan cinayet işleyen bu örgüt, 1830'larda işgalci İngilizlerce yıkılmıştır. Para için herşeyin kullanılabildiğinin ve günlük yaşamında sıradan görünümlü insanların da profesyonel bir canilik yapabileceğinin tarihsel örneğidir bu örgüt.

-BİLGİ, dünyadaki en ağır şeydir, kurşundan bile ağırdır; bir kez bildiğimiz birşeyi, ne kadar çırpınırsak çırpınalım bir daha bilmememiz mümkün değildir.

-MERAK ve ARAŞTIRMA, değişime mukavemete alışmış toplumlar için tehdit oluşturur. Aztekler gibi miskince keşfedilmeyi bekleyenlerin değil, İspanyollar gibi keşfedenlerindir hayat.

-Yüreğinize soracağınız şu soru çok önemlidir: ÖLÜMSÜZLÜK ve SONSUZ GENÇLİK için neyi feda edersiniz? Bunu elde etmek için, sizden sonra başka insanın doğmamasına da rıza gösterir miydiniz?

-İnsan için en büyük sorun ve tehlike, merak ve aklını kullanmama halidir.

-NASIL, bilimin sorusudur; felsefenin sorusu ise NEDEN/NİÇİN'dir. Birisi kanıt peşinde koşar, diğeri ise yaratılcılık ve spekülasyon.

-En büyük sır, HİÇBİR SIRRIN OLMADIĞIDIR.

-Roma İmparatorluğu'nda, kazanılan zafer sonrasında, kölelerin imparatora "CAVE NE CADAS" (düşüşe hazır ol) diye bağırması adettendi.

-Bencil bir biyolojik varlık olan insan için, toplumsal sözleşmeler olmasa, İNSAN AVI sıradan bir spora dönüşebilir. Toplumsal sözleşmenin can alıcı noktası ise "FIRSATLARI" başkaları aleyhine ve kendine üstünlük sağlamak amacıyla KULLANIP KULLANMAMAKTA yatar.

-İnsanlar gerçekte DEMOKRASİ'ye inanmazlar; kendilerinden yukarıdakiler için demokrasi, aşağıdakiler için ise diktatörlük isterler. Demokrasi, iktidarı hasbelkader ele geçirmiş olanların yasaları kendi çıkarları için çiğnedikleri bir sistemdir.

-ÜNİVERSİTE kampusleri dev Alışveriş Merkezlerine dönmüştür ve aslolan alışveriştir artık.

-Odam ile hücrem arasındaki farkı yaratan, İRADEnin varlığı veya yokluğudur.

-Günlük yaşamda aşılamayan haller için sanal mutluluk formülü, "-MIŞ GİBİ YAPMAKTIR".

-ÖLMEK ve ÖLMEMEK, işte gerçek mesele budur. Bu yüzden de, yolun üstünde olmak yoktur aslında; HEP YOLUN KIYISINDA olduğunun farkında olanlar veya olmayanlar vardır.
134 reviews4 followers
November 4, 2021
Ali Teoman'ın "Konstantiniyye Üçlemesi"nin son kitabı olan "Gecenin Atları" adlı eser Prof. Dr. Bahtiyar Bahtıkara'nın ismiyle zıt soyismiyle bir o kadar benzeşen hayatını bizlere sunuyor hem de ne sunmak...

Yazarın hastalığı sürecinde yazdığı ve ölümünden iki ay önce tamamladığı son kitabı tam anlamıyla üçlemenin görkemli finalini oluşturmuş.

PSİKA(Psikolojik Kazıbilim) anabilim dalı başkanı olan profesörümüz, tuhaflıkların dehlizlerinde yol alarak birbirimizi kırdığımız ya da birbirimize kırdırıldığımız bütün değerleri altüst eder.

Kelimelerin, kısaltmaların hiçbir zaman tek bir anlama sığmadığı, yazarın da elinden geldiğince sığdırmamaya gayret ettiği bir eser okuyoruz.

Anlatı ormanlarında gezintiye "ödevler" ile çıkarıyor bizi. Bilim dünyasına yönelen ironik bakış göze çarpmayı geçtim, profesörün monologlarıyla gözümüze sokuluyor.

Diğer kitaplarında olan arayışlar burada da hız kesmeden devam ediyor, anlatıcının kıvrak dili ve gözlemleriyle okuru peşinden sürüklüyor.

Romanda yaşam ve ölüme dair irdelediği sorunlar ve bu kavramlara dair fikirleri, bize yazarın içinde bulunduğu hastalık sürecini de acıyla hissettiriyor.

Okurken hiç bitmesin istediğim romanın benzer ekolleri olsa da üslubuyla çok daha fazla öne çıktığını düşünüyorum. Uzun ve anlam yüklü okumalara hasret kalmışız.

Her BAHTIKARA ruhunu şeytana satsa paçayı kurtarır mı acaba ne dersiniz?

İyi okumalar...
Displaying 1 - 4 of 4 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.