“Kadın siyasette özne mi nesne mi? Kadınların siyasete girmesi siyaseti değiştirir mi, kadınları değiştirir mi? Elinizdeki kitap, kadınların siyasette özne olup olmadıklarının tartışıldığı bu dönemde çok önemli bulgularla bu sorulara etraflı bir yanıt verme niteliği taşıyor. Kürt kadınlarının 1980’li yıllardan itibaren önce geleneksel kadınlık rolleri çerçevesinde, ardından siyasal söylemin mümkün kıldığı biçimde, en nihayet de kendi sorunlarına da çare arayıp siyasetin kendisini dönüştürmeye varan siyasete katılım süreçlerini bu kitap detaylı bir şekilde inceliyor. (...)
Acının hak talebine dönüşmesi için yaşananları siyasi bir söyleme oturtacak bir söylemin gerekliliğine dikkat çeken bu çalışma, bu dönüşümün kişisel ve kolektif öznelerin inşa edilmesine bağlı olduğunu gösteriyor. Acının siyasallaşmasının çeşitli biçimleri olabilir. Bir biçimi sürekli olarak acının yol açtığı yarayı gündeme getirmeye odaklanırken, farklı bir yolu da bu acının tarihselliğine vurgu yapmaktır. Tarihî olgular acıyı siyasallaştıran söylemce kurgulanırken belli seçimler yoluyla yeniden yazılır ve hakkın nereden, nasıl ve kimler tarafından talep edileceğini, yani acının kimin acısı olduğunu da belirlemiş olur. Yaraya odaklanmak ise acıyı çekenle çektiren arasındaki farkın göz ardı edilmesine olanak tanır. Handan Çağlayan’ın çalışması, bu süreçlerin nasıl işlediğine ilişkin ipucu vermesi açısından da önemli bir başlangıç yapmaktadır.
1968 yılında Siverek’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Siverek ve Urfa’da gördü. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde sosyal politika ve siyaset bilimi okudu. Doktora öğrenimini aynı fakültede 2006 yılında tamamladı. Hemşirelik, sendikacılık ve araştırma görevliliği yaptı. Sınıfsal, etnik ve cinsiyete dayalı ayrımcılık pratikleriyle bunların birbirleri arasındaki ilişki üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.
The Turkish edition of this book (originally published in 2007) was highly overrated in Turkey, mainly because it was the first study in Turkey based on fieldwork on Kurdish women. The original version attributes the subjugation of Kurdish women to patriarchal authorities as a consequence of the failure of national integration and the incomplete introduction of capitalism in Turkey's Kurdistan, which, according to the author, would have led to the dissolution of "feudal forces." It fails to address institutional racism or state violence. While the English edition seemingly attempts to remove this aspect, it retains the developmentalist logic inherited from the original study.