What do you think?


Pulbiber Mahallesi
Şair Didem Madak son kitabı Pulbiber Mahallesi Metis'ten çıkıyor. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlanan, Grapon Kâğıtları (İnkılap, 2000) ve Ah'lar Ağacı (Everest, 2002) isimli iki kitabı bulunan Madak, kendine özgü sesi, şiire yaklaşımı ve hayata bakışı ile dikkat çeken bir şair.
113 pages, Paperback
First published March 1, 2007
About the author
Didem Madak
4 books130 followersİzmir doğumlu (1970-23 Temmuz 2011). Liseyi İzmir'de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. İlk şiirleri Sombahar ve Ludingirra dergilerinde yayımlandı. İlk kitabı Grapon Kâğıtları (2000) ile İnkılâp Kitabevi Şiir Ödülü'nü aldı. Sonraki yıllarda iki kitabı daha yayımlandı: Ah’lar Ağacı (Everest, 2002) ve Pulbiber Mahallesi (Metis, 2007). 2008'de kızı Füsun dünyaya geldi. Kanser nedeniyle 41 yaşına yaşamını yitiren şair Didem Madak'ın naaşı Edirnekapı'da defnedildi.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 99 reviews
April 24, 2020
YouTube kanalımda Pulbiber Mahallesi kitabını önerip Didem Madak'ın nasıl okunması gerektiğinden bahsettim:
https://youtu.be/k74xcWiUUY4
Didem Madak'ın Kanye West'in Yeezus albümündeki deneyselliğine benzettiğim yegane kadın haykırışları içeren kitabıdır. Kitabın içerisinde en sevdiğim alıntı:
"Bu dünyaya, yemeğin pişmesini, bebeğin doğmasını, çamaşırların kurumasını beklerken, çamaşırların kuruduğunu, yemeğin piştiğini ve bebeğin doğduğunu yazan bir kadının gelmesini diliyorum. Ayrıca bunları yaparken aklına mukayyet olmasını istiyorum." (s. 54)
https://youtu.be/k74xcWiUUY4
Didem Madak'ın Kanye West'in Yeezus albümündeki deneyselliğine benzettiğim yegane kadın haykırışları içeren kitabıdır. Kitabın içerisinde en sevdiğim alıntı:
"Bu dünyaya, yemeğin pişmesini, bebeğin doğmasını, çamaşırların kurumasını beklerken, çamaşırların kuruduğunu, yemeğin piştiğini ve bebeğin doğduğunu yazan bir kadının gelmesini diliyorum. Ayrıca bunları yaparken aklına mukayyet olmasını istiyorum." (s. 54)
August 29, 2017
belki çok daha önce okusaydım çok daha fazla beğenirdim. Bazı kelimelerin dizilişi oldukça parlaktı ancak verdiği duygu çok öncelerde kaldı.
November 28, 2020
Didem Madak ile vedalaşma kitabımdı. Kendisinin de bizimle veda kitabı oldu ne yazık ki. Çok üzgünüm keşke Füsun da senin gibi annesiz kalmasaydı şair kalpli kadın.
January 16, 2022
noel babalar sakallı değil sakarlar, biliyor musun dedim zeyna'ya
tıraş olurken yüzlerini kesip bir paket pamuk yapıştırıyorlar esasında
aslında kaymak gibi adamlar
tıraş olurken yüzlerini kesip bir paket pamuk yapıştırıyorlar esasında
aslında kaymak gibi adamlar
Read
January 16, 2012"bana artık büyü diyorlar füsun
artık büyüyüm, bilmiyorlar."
artık büyüyüm, bilmiyorlar."
October 22, 2017
Didem Madak’ın son şiir kitabı. İlk iki kitabı kadar iyi değil aslında. Ama yer yer çok vurucu mısralar var yine. Acı yine var, inceden bir isyan ve heybetli bir duruş da söz konusu.
Klasik sorudur ya hani: fırsatınız olsa kimle tanışmak, bir çay içmek isterdiniz diye; Didem Madak’la tanışmak ve ayrılırken sıkı sıkı sarılmak isterdim. O kadar güzel bir insanmış ki kitabını hep ümitvar olanlara ithaf etmiş.
Edebiyatımızdan mükemmel bir karakter olarak geçmiş Didem Madak. Umarım zamanla çok daha fazla kişi tarafından bilinir ve okunur.
Klasik sorudur ya hani: fırsatınız olsa kimle tanışmak, bir çay içmek isterdiniz diye; Didem Madak’la tanışmak ve ayrılırken sıkı sıkı sarılmak isterdim. O kadar güzel bir insanmış ki kitabını hep ümitvar olanlara ithaf etmiş.
Edebiyatımızdan mükemmel bir karakter olarak geçmiş Didem Madak. Umarım zamanla çok daha fazla kişi tarafından bilinir ve okunur.
August 23, 2018
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
November 23, 2016
Cok cok sevecegimi dusundugum ve uzun zamandir bir turlu baslayamadigim icin ve dolayisiyla yuksek beklentilerim yere dusup parcalandigindan midir nedir, hayal kirikligina ugradim biraz. Belki de once tanimaliyim biraz Didem'i, bilemedim. Diger kitaplarini aldigima da uzuldum hatta. Sevdigim iki siiri oldu yalnizca ve digerleri asiri etkileyici degildi uzgunum.
Iki yildiz verecek kadar kotu olmadigi icin uc. Yoksa uc de degil yani.
Iki yildiz verecek kadar kotu olmadigi icin uc. Yoksa uc de degil yani.
December 29, 2024
Çok üzülerek söylüyorum çoğu şiiri benlik değildi maalesef. :( Şairin Ardından olan kısımdaki şiirler daha çok beğendiğim şiirler oldu, son şiiri de kalbime dokundu. Puanları onlara verdin diyebilirim.
Dijital okumaydı, elimde normalde herkesin daha çok sevdiği Ah’lar Ağacı da var. Onu umarım daha çok severim okuduğumda.
Dijital okumaydı, elimde normalde herkesin daha çok sevdiği Ah’lar Ağacı da var. Onu umarım daha çok severim okuduğumda.
Read
August 8, 2021hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım :((
March 7, 2013
Derler ki annesinden geçen ağrıyı kızına devretti Didem Madak. Okudukça hüzünleniyor insan.
Read
October 17, 2021Madak'ın kitabın başında dediği "Bu kitap ısrar üzerine yazılmıştır." sözünü kimi şiirlerinde sanki hissettim ya da bilmiyorum, belki bu sözü bende bir önyargı oluşturdu. Benim için Grapon Kağıtları'nın gerisinde bir kitaptı.
April 23, 2023
bitti...💔💔 gercekten didem madak bagimlisi oldum hem de oyle boyle degil. cogu siirinde oturup en az bi yarim saat dusunuyorum cunku gercekten cok agir yaziyor yine de mukemmel bir kalem...
keske hala yasiyor olsaydi😭😭😭
keske hala yasiyor olsaydi😭😭😭
Read
July 2, 2023bana artık büyü diyorlar
bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından
karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.
bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından
karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.
July 15, 2026
GECENİN ÇEKMECESİ
İnsanlar öldüler, hep öldüler, bir gün öldüler Anlaşılmaz!
Gecenin çekmecesinde unutuldular sonra
Bir inci kolye gibi dağılmış boncukları.
Belki bir gün balkona çıkar
Blok flütle çocuk şarkıları çalarım
"Dostluğun biz sevgisiyle toplanırız burada" Sizler, bizler, ne bileyim herkesler...
İnsanlara uyanmalarını kim söylüyor Füsun
Kim sabah oldu diyor onlara?
Bana artık büyü diyorlar
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından Karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.
Bilirsin işte Füsun gidişinden bu yana
Hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım!
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
Bir gece kalkıp bütün ışıkları yakacağım Füsun Şiirime ışıktan bir nokta koyacağım!
syf16
İki yaşlı ve iki başlı iki gövel ördek gibi Gölümüzde yüzüyoruz kanımızdan canımızdan
Mahalleli pulbiber ekiyor suyumuza Nilüferler gibi açılıyor taneleri.
Güzel ve ağırdılar diyecekler
Oysa paytak ve kırmızı kanatlıyız
Bizim familya uçar, uçarıdır, uçacağız...
Yanlış da olsa fiiller için çekici bir kadınım
Pulbiber Mahallesinin düm-tek tarihinde Acıdan sızlarken burnumuzun direği
Morarmış çarşaflarımızı bayrak diye asardık Dokunsalar dağılırdı iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Kıtırdı ve çıtırdı
Nedense iki kuşun ismine benzerdi kalbimiz Biz böyleydik işte, lezzetimiz de böyle... böyle... böyle...
Bu mahalleye Cenevizlilerden kalmışım
Bir elli altı santimlik bir kule olarak
Ferman tarihinse Göğe doğru uzanan bu beden de bizimdir icabında.
syf21
Takatim yok o kadar Kelimeler ölsün istemem.
İsterim ki kelimeler bahçe havuzumda kırmızı balıklar gibi yüzsünler Defterlerimi bu sene annem kaplasın. İçimi ezmesin isterim tren sesleri.
Taş olsa dayanmazdı denir bazı acılara Kaç zamandır şarapnel demek isterim Şarapnel şarapnel şarapnel...
Niye demek isterim bilmeden.
Çapaklı kelimeler ayıklarım gözlerimden sabahları Racon hışırdatırım kaçsın diye kolay kuşlar balkondan Kaç zamandır ha bitirim, şimdi bitirim diye diye Kaç zamandır bir tren tarifesini şiir diye yazarım
Kelimeler birer birer ölüyor, Kalem büyüsünü kaybediyor Bense mausa hakim olamıyordum. Ellerime hayretle baktım. Tariflere, tarifelere bulaşmıştı İki elim tariflerde yazıyordum. Ölü kelimelere minik mezarlar kazıyor Ağlayarak gömüyor Kibrit çöplerine taktığım mezar kâğıtlarına Burada yatıyor yazıyordum. Kelimelerin mezarlığında gece bekçisiydim.
Dirilecekleri günü bekledim.
ÇATLAKLARIN ARASINDA
Çatlak topuklarını sergileyen kadınlara
Yanardağlıktan emekli olduktan sonra Gel zaman git zaman şiir ithafkârı olmuştum.
Zamana emir verdim.
Ona dedim ki: Gel zaman!
Zamana emir verdim
Ona dedim ki: Git zaman!
On emri bile olmayan bir yanardağ eskisini kim dinlerdi.
Kurdun karnındaydım
Uyuyan güzelin rüyasında sayıklama Kedinin çizmesi söz konusuydu Ve kanlı yollar belirmesi kollarımda.
Serbest değildim, yasaklanmış da.
Lavlarımın akmasından korkarak ağlamadım Yüzümde oluşacak haritayı silemezdim bir daha.
Herkes bir daha derdi, bir daha ağla Bis yap derlerdi. El çırparlardı. Tempo tutarlardı Ağla. Ağla. Ağla...
syf41
Pulbiber Mahallesinin tarihi kaçarken vurulmuştu.
Sen bir yampirisin dedim, Sen kendini bilmez bir yengeçsin Sen... Sen... aşağılık ay budalası...
İşte yine küfrün sokaklarında lambalar yanmıştı.
Şimdi olacaktı Belki biraz daha uğraşmak lazımdı Tanrı hilali bumerang gibi kullanıyor Beni bol kesik kafalı bir korku filmine fırlatıyordu Pulbiber, mahallenin ismi olmuştu.
Biber pul olup gitmişti işte, Ne güzeldi yani, hafiflemişti. Ağla ağla açılırsın bir kelimeydi Pulbiber.
Hz. İsa karşıdaki Lambacının alın çizgilerine gelip oturdu.
Yan kahveden bir Türk kahvesi söyledi kendine Yürüklerin İbram "ayıpsın bi garar" diyerek Kokusu güzel, kendisi güzel kahvelerden getirdi ona Böylece avizeler ve lambalarla dolu dükkân Şıkır şıkır oldu sesler ve ışıklarla
syf51
Lambamı dünyamın tavanına asmıştım işte
En bi tavanına.
Mor ötesi ışıklı bir lamba.
Kendimdeki işaretleri görebildim böylece. Böylece evde deli beslemeyin uyarılarına aldırmadan Ve hiç korkmadan bir deli beslemekten Çamaşırların kurumasını bekledim, yemeğin pişmesini Bebeğin doğmasını Küfrün sokaklarında lambaların yanmasını Çimentonun donmasını Mafya babanın başımda kahkahalar atmasını Cesaretin varsa gel demelerini bekledim. Kelimelerin meczup dilenciler gibi evimde gecelemesini. Dili kesik bir korku filmine atmıştı Tanrı beni Bana reddedemeyeceğim bir teklif sunmayacak mıydı?
Tanrı'nın büyük tarlaları andıran ayakları vardı Yürüdüğünde buğday başakları hışırdardı Üzüntüsünden kan tüküren Tanrı'dan işaretlerdi gelincikler Hain bir raptiye gibi saplanırdım ayaklarına Çıkarıp atardı beni.
Yüzüm sürülmüştü, kökleri dışarıdaydı, humus kokardı.
Hapishaneden kaçan kehaneti teklif etmişti Tanrı bana Herkese yasaklanan ayeti, Bu kırmızı, bu top top, bu yılbaşı çiçeklerini... İçinde ne var merak edeceksin Koyun koyuna uyuyan iki kara tohum?
Koyun koyuna, biri uyuyan diğeri uyumayan iki kara tohum?
Çiçek satan kadınlardan tarih satın alacaksın.
İçinde her şey çiçek pıhtılarına dönüşecek Bir gün gelecek hiç ağlamayacaksın Yüzün çatlayacak susuzluktan, şeytanın çatlamayacak Bilecek ve söylemeyeceksin!
Mahallemizde bütün talih kuşları kuş gribi olmuştu. İsli evler kara tabancalar gibi havaya ateş ediyorlardı. Kaçışıp kaçışıp dağılıyordunuz Efendimiz Gidip bir alışveriş zincirine bağlıyordunuz kendinizi Günler süren bir ölüm orucundan çıkmış gibi... Kredi kartları iade edilmiş bir manikdepressif gibi... Siz efendimiz, siz, siz, siz,,,,SIZSIZZZZZZZZZZZ Kanatları itlaf edilmiş garip bir kuştunuz.
İstanbul'un yanık kablo kokan damarlarından akarak
Oyun arkadaşımın yanına gidiyorum
Siz buna kaçmak diyebilirsiniz
Siz buna göçmek diyebilirsiniz.
Çocukken elektriklerin kesilmesini isterdim Annem masal anlatırdı o zaman.
Çünkü sahibini görmediği sesleri şiir sanır insan.
Siz bunu da böyle bir karanlık sayın Efendimiz.
Şimdi kelimeleri tekrarlamak yok etmiyor onları
Şimdi kendim altımı çizme kırmızıyla diye Bas bas bağırıyor.
Siz buna yanlış da diyebilirsiniz ya.
Belki de biraz iyi olmaktır ama.
Tanrı'nın olmadığı bir Dünya'da fazladan bir yığın aşk vardır" Sözün aslını araştıracak takatim yok. Buna benzer bir şey diyebilirim, Demek isterim takatim olsa.
Kar yüzümü kapatmadan önce derdim belki
Belki cama küçük taşlar atar ve uyandırırdı beni sevgilim.
Belki buluşurduk, telli duvaklı bir şiirde buluşurduk Siyah bir gelinliğe benzemeden önce bu şiir Uzun kuyruklusundan. Karanlıkların ihalesi bana kalmadan önce Biraz arpa için şaha kalkmadan önce atlar Kelimelerle beş-taş oynayan bir çocukken belki Annemin adını tekrarlardım Kardeşimin adını Kendi adımı Belki babamın bile adını Ve eski sesler bilirdim O eski sesler bilir derlerdi, efsaneydi Şeytan tırnaklarının sesini bilir Islık çalamayan çocuk üzülür Bahçeye kaçmış topun kesilen sesi gibi Rüyanda ölmüşsün demek ömrün uzamış Diyebilecek biri gibi. Pulbiber Mahallesinin tarihi ne zaman başlayacak?
Kapatıyorum şiiri hep göbek deliğime basarak.
Tanrı sadece iyi bir oyun arkadaşıdır.
syf56
çok işlenmiştim. çünkü gücüm, gücüme gitmişti. gül ağacım çünkü. ısrarım çünkü yaşamaktaki. gücüme gitmişti. çünkü. illaki yaşayacaktım. içlen-miştim. içli bir şey olmuştum. bağırmaya yakışmamıştım. ve zati yeterince bağırmıştım. salladığında buzların sesine alışmıştım. çok yürümüştüm. otuz altı numara ayaklarım bile bu dünyayı adımlayıp durmamı acaip karşılamıştı. buna hayret etmiştim. buna çok sevinmiştim. çok hayret etmiştim. ve sesi hayaletle iyi gider diye hayret eden bir şair değildim. hayalet gibi gezdim. yaprakla-rın düşerken attıkları çığlıkları duydum. metruk evlere emrettim ve tuğlalar fırlattılar şiirin kafasına. Leman muhtar oldu mahalle-ye. ben mebus. roman düğünlerinde oy topladık. kimseye etme-den şikâyet, ağladık mahallenin istikbaline. kötü şarkılara alıştık. şiir ithafkârı olduk. uzun listeler çıkardık. şiir ithaf edersek belki iyileşir mahalledeki deli. belki şiir ithaf ederek dile, dile benden ne dilersen diyebiliriz.
Dilimizin pas rengi yelkenleri olacaktı. hayallerimizin dilinde tu-tuklamalar başlamıştı. amnezi. annemizin yerine geçip kötü anıla-rın saçlarını taramıştı. aanılaaar. anılar...... duvardan geçer gibi geçtik içimizden. içimizde ezilmiş kediler gördük. yıkılmış evler. çocuklar ölmüştü. ölü bahçelerde. sabaha karşı işkembe çorbası içtik ve pulbiber dağılırken, bak ebru yapıyorum dedim. sarımsak kokulu ebru tekneme eğilip. Pulbiber Mahallesinin ebruzeni ol-muştum. düşündüm. bu düşünmek beni renkli biri yapmıştı. bu se-beple hayra alamet de değildim. hayaletin dik âlâsıydım. mahalle-de karaborsa vardı ve sebebi bendim. içlenmiştim. sanırım artık içimde olduğunu hissettiğim bir meyveyi düşürmeli, altın yumurta-yı yumurtlamalıydım ki, yoksa menopoza girecektim. çetrefildi. çektiğim ümitvar bir acı değildi. bağırmak yoktu. ağlamak yoktu. kusmak yoktu. pipisini göstermeyecek kadar büyümüştü. Zey-na'ya karne verdim. hepsi pekiyi. beslenme alışkanlığı, tırnak te-mizliği. hepsi. birmüddetbirkediyle yetinmek. yıldızlı pekiyi. bir şair değil şiir ithafkârı olduğunu kabullenmek. âlâ. pek âlâ. bu kadar kardeşim ya. işte oluyor. olay budur.
O zamanlar İstanbul yeniydi. Pulbiber Mahallesine taşınmasam eskimezdi. mahallenin leylası kim olsun diye beni seçtiler. Gözle-rimin birine korsan yaması kestiler. aynaları yaldızladım sarıya. ağladım. bi faydası olursa. çekirdekler gibi çitledi beni şiirler. o zamanlar İstanbul yeniydi. vakalar vardı. hayırlı hayırsız. kimseye bi şey diyemezdiniz. burun kılları uzamıştı. ve hatta postiş yaptır-mış idiler. ben o zaman şiir ithafkârı oldum, tırtıldilligil gibi oldum, kömürlük penceresi dili albino kedimle gayet iyi. karafatma bana ev verdi. allah razı olsun. kötü şarkılaralıştım. eyyvahh. eyvah. eyyyyyyyyvahhhhh. eyyyyyyyyyeee-Eyvallah.
syf92
İnsanlar öldüler, hep öldüler, bir gün öldüler Anlaşılmaz!
Gecenin çekmecesinde unutuldular sonra
Bir inci kolye gibi dağılmış boncukları.
Belki bir gün balkona çıkar
Blok flütle çocuk şarkıları çalarım
"Dostluğun biz sevgisiyle toplanırız burada" Sizler, bizler, ne bileyim herkesler...
İnsanlara uyanmalarını kim söylüyor Füsun
Kim sabah oldu diyor onlara?
Bana artık büyü diyorlar
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından Karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.
Bilirsin işte Füsun gidişinden bu yana
Hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım!
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
Bir gece kalkıp bütün ışıkları yakacağım Füsun Şiirime ışıktan bir nokta koyacağım!
syf16
İki yaşlı ve iki başlı iki gövel ördek gibi Gölümüzde yüzüyoruz kanımızdan canımızdan
Mahalleli pulbiber ekiyor suyumuza Nilüferler gibi açılıyor taneleri.
Güzel ve ağırdılar diyecekler
Oysa paytak ve kırmızı kanatlıyız
Bizim familya uçar, uçarıdır, uçacağız...
Yanlış da olsa fiiller için çekici bir kadınım
Pulbiber Mahallesinin düm-tek tarihinde Acıdan sızlarken burnumuzun direği
Morarmış çarşaflarımızı bayrak diye asardık Dokunsalar dağılırdı iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Kıtırdı ve çıtırdı
Nedense iki kuşun ismine benzerdi kalbimiz Biz böyleydik işte, lezzetimiz de böyle... böyle... böyle...
Bu mahalleye Cenevizlilerden kalmışım
Bir elli altı santimlik bir kule olarak
Ferman tarihinse Göğe doğru uzanan bu beden de bizimdir icabında.
syf21
Takatim yok o kadar Kelimeler ölsün istemem.
İsterim ki kelimeler bahçe havuzumda kırmızı balıklar gibi yüzsünler Defterlerimi bu sene annem kaplasın. İçimi ezmesin isterim tren sesleri.
Taş olsa dayanmazdı denir bazı acılara Kaç zamandır şarapnel demek isterim Şarapnel şarapnel şarapnel...
Niye demek isterim bilmeden.
Çapaklı kelimeler ayıklarım gözlerimden sabahları Racon hışırdatırım kaçsın diye kolay kuşlar balkondan Kaç zamandır ha bitirim, şimdi bitirim diye diye Kaç zamandır bir tren tarifesini şiir diye yazarım
Kelimeler birer birer ölüyor, Kalem büyüsünü kaybediyor Bense mausa hakim olamıyordum. Ellerime hayretle baktım. Tariflere, tarifelere bulaşmıştı İki elim tariflerde yazıyordum. Ölü kelimelere minik mezarlar kazıyor Ağlayarak gömüyor Kibrit çöplerine taktığım mezar kâğıtlarına Burada yatıyor yazıyordum. Kelimelerin mezarlığında gece bekçisiydim.
Dirilecekleri günü bekledim.
ÇATLAKLARIN ARASINDA
Çatlak topuklarını sergileyen kadınlara
Yanardağlıktan emekli olduktan sonra Gel zaman git zaman şiir ithafkârı olmuştum.
Zamana emir verdim.
Ona dedim ki: Gel zaman!
Zamana emir verdim
Ona dedim ki: Git zaman!
On emri bile olmayan bir yanardağ eskisini kim dinlerdi.
Kurdun karnındaydım
Uyuyan güzelin rüyasında sayıklama Kedinin çizmesi söz konusuydu Ve kanlı yollar belirmesi kollarımda.
Serbest değildim, yasaklanmış da.
Lavlarımın akmasından korkarak ağlamadım Yüzümde oluşacak haritayı silemezdim bir daha.
Herkes bir daha derdi, bir daha ağla Bis yap derlerdi. El çırparlardı. Tempo tutarlardı Ağla. Ağla. Ağla...
syf41
Pulbiber Mahallesinin tarihi kaçarken vurulmuştu.
Sen bir yampirisin dedim, Sen kendini bilmez bir yengeçsin Sen... Sen... aşağılık ay budalası...
İşte yine küfrün sokaklarında lambalar yanmıştı.
Şimdi olacaktı Belki biraz daha uğraşmak lazımdı Tanrı hilali bumerang gibi kullanıyor Beni bol kesik kafalı bir korku filmine fırlatıyordu Pulbiber, mahallenin ismi olmuştu.
Biber pul olup gitmişti işte, Ne güzeldi yani, hafiflemişti. Ağla ağla açılırsın bir kelimeydi Pulbiber.
Hz. İsa karşıdaki Lambacının alın çizgilerine gelip oturdu.
Yan kahveden bir Türk kahvesi söyledi kendine Yürüklerin İbram "ayıpsın bi garar" diyerek Kokusu güzel, kendisi güzel kahvelerden getirdi ona Böylece avizeler ve lambalarla dolu dükkân Şıkır şıkır oldu sesler ve ışıklarla
syf51
Lambamı dünyamın tavanına asmıştım işte
En bi tavanına.
Mor ötesi ışıklı bir lamba.
Kendimdeki işaretleri görebildim böylece. Böylece evde deli beslemeyin uyarılarına aldırmadan Ve hiç korkmadan bir deli beslemekten Çamaşırların kurumasını bekledim, yemeğin pişmesini Bebeğin doğmasını Küfrün sokaklarında lambaların yanmasını Çimentonun donmasını Mafya babanın başımda kahkahalar atmasını Cesaretin varsa gel demelerini bekledim. Kelimelerin meczup dilenciler gibi evimde gecelemesini. Dili kesik bir korku filmine atmıştı Tanrı beni Bana reddedemeyeceğim bir teklif sunmayacak mıydı?
Tanrı'nın büyük tarlaları andıran ayakları vardı Yürüdüğünde buğday başakları hışırdardı Üzüntüsünden kan tüküren Tanrı'dan işaretlerdi gelincikler Hain bir raptiye gibi saplanırdım ayaklarına Çıkarıp atardı beni.
Yüzüm sürülmüştü, kökleri dışarıdaydı, humus kokardı.
Hapishaneden kaçan kehaneti teklif etmişti Tanrı bana Herkese yasaklanan ayeti, Bu kırmızı, bu top top, bu yılbaşı çiçeklerini... İçinde ne var merak edeceksin Koyun koyuna uyuyan iki kara tohum?
Koyun koyuna, biri uyuyan diğeri uyumayan iki kara tohum?
Çiçek satan kadınlardan tarih satın alacaksın.
İçinde her şey çiçek pıhtılarına dönüşecek Bir gün gelecek hiç ağlamayacaksın Yüzün çatlayacak susuzluktan, şeytanın çatlamayacak Bilecek ve söylemeyeceksin!
Mahallemizde bütün talih kuşları kuş gribi olmuştu. İsli evler kara tabancalar gibi havaya ateş ediyorlardı. Kaçışıp kaçışıp dağılıyordunuz Efendimiz Gidip bir alışveriş zincirine bağlıyordunuz kendinizi Günler süren bir ölüm orucundan çıkmış gibi... Kredi kartları iade edilmiş bir manikdepressif gibi... Siz efendimiz, siz, siz, siz,,,,SIZSIZZZZZZZZZZZ Kanatları itlaf edilmiş garip bir kuştunuz.
İstanbul'un yanık kablo kokan damarlarından akarak
Oyun arkadaşımın yanına gidiyorum
Siz buna kaçmak diyebilirsiniz
Siz buna göçmek diyebilirsiniz.
Çocukken elektriklerin kesilmesini isterdim Annem masal anlatırdı o zaman.
Çünkü sahibini görmediği sesleri şiir sanır insan.
Siz bunu da böyle bir karanlık sayın Efendimiz.
Şimdi kelimeleri tekrarlamak yok etmiyor onları
Şimdi kendim altımı çizme kırmızıyla diye Bas bas bağırıyor.
Siz buna yanlış da diyebilirsiniz ya.
Belki de biraz iyi olmaktır ama.
Tanrı'nın olmadığı bir Dünya'da fazladan bir yığın aşk vardır" Sözün aslını araştıracak takatim yok. Buna benzer bir şey diyebilirim, Demek isterim takatim olsa.
Kar yüzümü kapatmadan önce derdim belki
Belki cama küçük taşlar atar ve uyandırırdı beni sevgilim.
Belki buluşurduk, telli duvaklı bir şiirde buluşurduk Siyah bir gelinliğe benzemeden önce bu şiir Uzun kuyruklusundan. Karanlıkların ihalesi bana kalmadan önce Biraz arpa için şaha kalkmadan önce atlar Kelimelerle beş-taş oynayan bir çocukken belki Annemin adını tekrarlardım Kardeşimin adını Kendi adımı Belki babamın bile adını Ve eski sesler bilirdim O eski sesler bilir derlerdi, efsaneydi Şeytan tırnaklarının sesini bilir Islık çalamayan çocuk üzülür Bahçeye kaçmış topun kesilen sesi gibi Rüyanda ölmüşsün demek ömrün uzamış Diyebilecek biri gibi. Pulbiber Mahallesinin tarihi ne zaman başlayacak?
Kapatıyorum şiiri hep göbek deliğime basarak.
Tanrı sadece iyi bir oyun arkadaşıdır.
syf56
çok işlenmiştim. çünkü gücüm, gücüme gitmişti. gül ağacım çünkü. ısrarım çünkü yaşamaktaki. gücüme gitmişti. çünkü. illaki yaşayacaktım. içlen-miştim. içli bir şey olmuştum. bağırmaya yakışmamıştım. ve zati yeterince bağırmıştım. salladığında buzların sesine alışmıştım. çok yürümüştüm. otuz altı numara ayaklarım bile bu dünyayı adımlayıp durmamı acaip karşılamıştı. buna hayret etmiştim. buna çok sevinmiştim. çok hayret etmiştim. ve sesi hayaletle iyi gider diye hayret eden bir şair değildim. hayalet gibi gezdim. yaprakla-rın düşerken attıkları çığlıkları duydum. metruk evlere emrettim ve tuğlalar fırlattılar şiirin kafasına. Leman muhtar oldu mahalle-ye. ben mebus. roman düğünlerinde oy topladık. kimseye etme-den şikâyet, ağladık mahallenin istikbaline. kötü şarkılara alıştık. şiir ithafkârı olduk. uzun listeler çıkardık. şiir ithaf edersek belki iyileşir mahalledeki deli. belki şiir ithaf ederek dile, dile benden ne dilersen diyebiliriz.
Dilimizin pas rengi yelkenleri olacaktı. hayallerimizin dilinde tu-tuklamalar başlamıştı. amnezi. annemizin yerine geçip kötü anıla-rın saçlarını taramıştı. aanılaaar. anılar...... duvardan geçer gibi geçtik içimizden. içimizde ezilmiş kediler gördük. yıkılmış evler. çocuklar ölmüştü. ölü bahçelerde. sabaha karşı işkembe çorbası içtik ve pulbiber dağılırken, bak ebru yapıyorum dedim. sarımsak kokulu ebru tekneme eğilip. Pulbiber Mahallesinin ebruzeni ol-muştum. düşündüm. bu düşünmek beni renkli biri yapmıştı. bu se-beple hayra alamet de değildim. hayaletin dik âlâsıydım. mahalle-de karaborsa vardı ve sebebi bendim. içlenmiştim. sanırım artık içimde olduğunu hissettiğim bir meyveyi düşürmeli, altın yumurta-yı yumurtlamalıydım ki, yoksa menopoza girecektim. çetrefildi. çektiğim ümitvar bir acı değildi. bağırmak yoktu. ağlamak yoktu. kusmak yoktu. pipisini göstermeyecek kadar büyümüştü. Zey-na'ya karne verdim. hepsi pekiyi. beslenme alışkanlığı, tırnak te-mizliği. hepsi. birmüddetbirkediyle yetinmek. yıldızlı pekiyi. bir şair değil şiir ithafkârı olduğunu kabullenmek. âlâ. pek âlâ. bu kadar kardeşim ya. işte oluyor. olay budur.
O zamanlar İstanbul yeniydi. Pulbiber Mahallesine taşınmasam eskimezdi. mahallenin leylası kim olsun diye beni seçtiler. Gözle-rimin birine korsan yaması kestiler. aynaları yaldızladım sarıya. ağladım. bi faydası olursa. çekirdekler gibi çitledi beni şiirler. o zamanlar İstanbul yeniydi. vakalar vardı. hayırlı hayırsız. kimseye bi şey diyemezdiniz. burun kılları uzamıştı. ve hatta postiş yaptır-mış idiler. ben o zaman şiir ithafkârı oldum, tırtıldilligil gibi oldum, kömürlük penceresi dili albino kedimle gayet iyi. karafatma bana ev verdi. allah razı olsun. kötü şarkılaralıştım. eyyvahh. eyvah. eyyyyyyyyvahhhhh. eyyyyyyyyyeee-Eyvallah.
syf92
December 13, 2018
Didem Madak ile, ahlar içinde olduğumu düşündüğüm bir vakitte, Ah'lar Ağacı isimli şiiri ile tanışmıştım. İçinde bulunduğum buhrana cuk diye oturdu da mı kendisini bu denli sevdim yoksa zaten sevdiğim oydu da o buhranlı anı mı beklemiştim tanışmak için hala bilmiyorum bunu.
Sonrasında, orda burada çok şiirini okudum Didem Madak'ın. Kitaplarını almak için ise neden bu kadar geciktim bilmiyorum.
Evet, şiir kitabı okumayı çok sevmem, belki ondan diyeceğim ama ondan olmamalıymış. Kitaptan sonra, bu yersiz çekincemi anladım. Eğer siz de Didem Madak'ın şiir tarzını sevmiş hatta bayılmış ama şiir kitabı sevmeme huyunuzdan dolayı kitaplarını almamış iseniz hala, hadi kalkın alın. Zira, bence klasik bir şiir kitabı değil, tarzı gereği, bu kitapta onun oluşturduğu kahramanlar var yine her şiirde, bir bütünlük, bir omurga var kitapta. Roman gibi hissettiren bir his var, aynı konudan ama ayrı telden şiirler değil.
Sonrasında, orda burada çok şiirini okudum Didem Madak'ın. Kitaplarını almak için ise neden bu kadar geciktim bilmiyorum.
Evet, şiir kitabı okumayı çok sevmem, belki ondan diyeceğim ama ondan olmamalıymış. Kitaptan sonra, bu yersiz çekincemi anladım. Eğer siz de Didem Madak'ın şiir tarzını sevmiş hatta bayılmış ama şiir kitabı sevmeme huyunuzdan dolayı kitaplarını almamış iseniz hala, hadi kalkın alın. Zira, bence klasik bir şiir kitabı değil, tarzı gereği, bu kitapta onun oluşturduğu kahramanlar var yine her şiirde, bir bütünlük, bir omurga var kitapta. Roman gibi hissettiren bir his var, aynı konudan ama ayrı telden şiirler değil.
November 17, 2017
"Bu kitap ısrar üzerine yazılmıştır." yazıyor kitabın ilk sayfasında, belli Pulbiber Mahallesi'nin ısrar için, ithaf için, yorgun bir şair tarafından yazıldığı. Belli yarısı yenmiş aklındaki gülleri koparıp onlara attığı ve onların şiir şiir diye başına üşüştüğü. Didem Madak'ı tanımak isterdim.
Gerçekten tanımak isterdim, dünya üzerinde böyle bir insanın ve böyle güzel ağlayanların olduğunu bilmek ve o insanları ölüme teslim etmek çok acıklı. Bu şiirler iç sızısıyla okunan şiirlerdi, acı çekiyordum okudukça veya acım uzakta kendi kendini çekiyordu, uzakta ve gömülü önümdeki şiire.
Tüm dünyaya Didem Madak okutmak istiyorum.
-
Kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz
Böylece yağmurda ıslanmazlar
Ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler
Böylece paraşütten iner gibi hafiflerler
Şiirin içine girerken
Gerçekten tanımak isterdim, dünya üzerinde böyle bir insanın ve böyle güzel ağlayanların olduğunu bilmek ve o insanları ölüme teslim etmek çok acıklı. Bu şiirler iç sızısıyla okunan şiirlerdi, acı çekiyordum okudukça veya acım uzakta kendi kendini çekiyordu, uzakta ve gömülü önümdeki şiire.
Tüm dünyaya Didem Madak okutmak istiyorum.
-
Kuşlar için küçük şemsiyeler yapabiliriz
Böylece yağmurda ıslanmazlar
Ve içimdeki ağır sözler için de şemsiyeler
Böylece paraşütten iner gibi hafiflerler
Şiirin içine girerken
September 5, 2013
"Şalına sarınırdın, toprağa sarınır gibi
Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini."
Didem Madak, neden erken gittin?
Erken öleceğini biliyordum bana bırakmak için,
bu acımasız ölü anne sesini."
Didem Madak, neden erken gittin?
November 20, 2017
...
Elbette çatlarımı çalacaktım
Ben tünel olacaktım, sevgilim istiklal!
En son taksime varacaktık.
...
Yüzüm geçit verirse gülümserim birilerine
...
Tanrı sadece iyi bir oyun arkadaşıdır.
...
"Hiçbir acının gücü sigaramın ateşini söndürmeye yetmeyecek."
...
Şimdi fotoğraf çekilsek gözlerimiz bulutlu çıkar.
...
Oysa bir şiir neydi sanki
Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?
...
Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken
Annem uyandırılıyor uykusundan
Üzgün dönüyor hep cennete veli toplantısından...
İyiyim falan diyorum sana ama
Bunlar hep sen yanımda olmadığından.
...
Bir şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul?
Ben bu şiiri kusarak yazdım.
...
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
Meğer yüksek bir dağmış.
...
Elbette çatlarımı çalacaktım
Ben tünel olacaktım, sevgilim istiklal!
En son taksime varacaktık.
...
Yüzüm geçit verirse gülümserim birilerine
...
Tanrı sadece iyi bir oyun arkadaşıdır.
...
"Hiçbir acının gücü sigaramın ateşini söndürmeye yetmeyecek."
...
Şimdi fotoğraf çekilsek gözlerimiz bulutlu çıkar.
...
Oysa bir şiir neydi sanki
Ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?
...
Dünyamızın üstünde bütün ruhlar uyurken
Annem uyandırılıyor uykusundan
Üzgün dönüyor hep cennete veli toplantısından...
İyiyim falan diyorum sana ama
Bunlar hep sen yanımda olmadığından.
...
Bir şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul?
Ben bu şiiri kusarak yazdım.
...
Ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
Ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
Meğer yüksek bir dağmış.
...
June 24, 2023
Meslektaşım, üstadım- hicvediyorsun tüm dünyayı yine de kaymıyor ellerinden gerçekliğin tasması. Yazdığın için teşekkür ederim, ışıklar içinde uyu 💙 Diğer kitaplarını da mutlaka okumalıyım ! Kadın olmak yeterince zorken kadın şair olmak, bir de ne yapsan etsen hukukçu kimliğinden kopamamak. Duygularımın kağıtta izdüşümü olmuşsun.
Umarım bir gün bu seviyeye gelirim 💭 Biliyorum ki sen de ben de sadece “şiirinin kadını” olamadık, olamayız da 🪬
Umarım bir gün bu seviyeye gelirim 💭 Biliyorum ki sen de ben de sadece “şiirinin kadını” olamadık, olamayız da 🪬
May 9, 2023
"Doğdum, doğurdum
Bir insan nasıl büyüyor gördüm
Hayatta kalmak için
Ve hayatta kalmanın yanında
İnandım şiir bir gevezelikti
Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
Satırlar artık bomboş
Karnımda hissiz bir şiir var
İçimde durmadan bölünen şiirler
Birlikte yok olacağımız şiirler
Birlikte unutulacağımız şiirler
Hiç borcu olmamış şiirler
Ve bu yüzden çok acıyan şiirler"
Bir insan nasıl büyüyor gördüm
Hayatta kalmak için
Ve hayatta kalmanın yanında
İnandım şiir bir gevezelikti
Şimdi 128 harfli bir şiir var karnımda
Satırlar artık bomboş
Karnımda hissiz bir şiir var
İçimde durmadan bölünen şiirler
Birlikte yok olacağımız şiirler
Birlikte unutulacağımız şiirler
Hiç borcu olmamış şiirler
Ve bu yüzden çok acıyan şiirler"
This entire review has been hidden because of spoilers.
June 3, 2017
'Bıkmıştım artık bu kahraman kadınlardan
Hepsinin kahraman olması şart mıydı yani'
Hepsinin kahraman olması şart mıydı yani'
July 2, 2017
"Bir mektup falan yazsam sana...
Kalbine mektup yazamıyor insan."
Kalbine mektup yazamıyor insan."
January 8, 2019
"Doğururken geçenlerde
Çok sancım vardı, bişey olmadı
Bana bişey olmaz, artık...
Büyüyüm ben Füsun."
Çok sancım vardı, bişey olmadı
Bana bişey olmaz, artık...
Büyüyüm ben Füsun."
November 21, 2019
Bana artık büyü diyorlar
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından.
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından.
August 7, 2021
Bir şiir kitabının sonu kalbimi bu kadar kıramamalıydı
"Sylvia uyan! Nicholas sütünü içmedi!"
"Sylvia uyan! Nicholas sütünü içmedi!"
June 3, 2022
Sizler, bizler, ne bileyim herkesler...
İnsanlara uyanmalarını kim söylüyor?
Kim sabah oldu diyor onlara?
***
Minor hayatların major depresyonu
***
Dokunsalar dağılırdı
iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Kıtırdı ve çıtırdı
İnsanlara uyanmalarını kim söylüyor?
Kim sabah oldu diyor onlara?
***
Minor hayatların major depresyonu
***
Dokunsalar dağılırdı
iyi pişmiş kurabiyeler gibi kalbimiz
Kıtırdı ve çıtırdı
April 8, 2023
dogum günün kutlu olsun didem!! -08.04
March 5, 2024
Hüzün sektöründe bilfiil yirmi üç sene görev yaptım!
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
İnfaza götürürken bari üstbenlerim
Gözüme bir gökkuşağı bağlasalar.
Displaying 1 - 30 of 99 reviews






























