Son yıllarım, özellikle de son aylarım bu ikilemle boğuşmakla geçmişti; kaderini bilmek insanı mutlu mu eder, mutsuz mu? Eğer başarılı olursam, insanlar kaderlerini değiştirebilecekleri gerçeğiyle yaşamayı becerebilecekler miydi? İnsanlık için bir kaos mu, yoksa kötü olan birçok şeyin engellenebileceği yeni bir düzen mi yaratmaktaydım? İnsanlığın bugünkü halinden mutlu olmadığını bilmeme veya varsaymama rağmen, bu gerçek ortaya çıkınca oluşacak yeni durum, cehaletin mutluluk olduğunu doğrularsa ne olacaktı? Eğer öyle olursa, korkarım, tarih sayfalarına "şeytan" olarak da geçebilirdim. Geliştirdiği kader dekoderi prototipi sayesinde DNA kodlarıyla insanların ölüm saati de dahil olmak üzere tüm geçmiş ve geleceklerinin öğrenilebileceğini keşfeden Profesör Charles Wayner, hiç beklemediği bir anda kendi ölüm zamanını öğrenir. Yaşadığı sarsıntının ardından yapması gereken tek bir şey vardır artık: Mucidi olduğu kader dekoder prototipini güvenilir bir emanetçiye miras bırakmak ve ölümünden sonra "kader kodu"nun sağlıklı bir şekilde bilim dünyasına kazandırılmasını sağlamak... Profesörün peşindeki örgüt ise bu prototipi, gün yüzüne çıkmadan önce ellerine geçirmek için akla hayale sığmayacak entrikalar peşindedir. Profesörün seçtiği emanetçinin bir yandan "kader kodu"nu çözmeye çalışarak zamanla girdiği yarış; bir yandan da polis, istihbarat, örgüt ve bilim dünyası ile girdikleri kovalamaca, nabzı yüksek sahneler ve ustaca işlenmiş çetrefilli kurgu eşliğinde Işıkla Gelen Kader, soluk kesen bir yolculukta okuyucusunu sayfalarına hapsedecek.
Çok ilginç bir kitap. Çok başarılı bir hikayesi var. Dünya çapında karşılık bulabilecek bir kitap. Rahatlıkla bir Matrix, hatta Interstellar tarzı bir film ya da dizi senaryosu olabilir.
Bunun ötesinde aynı zamanda neredeyse yeni bir dinin kurucusu bir kitap.
Günümüzde çok sık karşılaşılan, frekans, enerji, vb. kavramların üzerine kurulmuş yaratılış ve evrensel düzen tezlerini, hem tarihsel, hem günümüz bilimi ışığında bir mantık dahilinde kurgulamış yazar. Şimdiye kadar karşılaştığım en tutarlı, en bütüncül ve şaşırtıcı biçimde insana olası gelen evrensel yaratılış kurgusu. Kuantum fiziği, genetik bilimi, bio photonlar, bilim tarihi ve ek olarak bütün bunlar çevresinde ayrı ayrı değerlendirildiğinde komplo teorisi ya da tesadüf denebilecek bilgi ve bulguları, bir araya getiriyor, ancak biraz karmaşık. Yazar bana göre çok zeki ve çok bilgili biri olmalı. Kendisini merak ediyorum. Bir yandan da kendini saklamasını makul görüyorum zira dini çevreler tarafından tepki görebilir.
Tek olumsuz yanı, edebi açıdan gelişme alanı olması. Gerçi bu tarz bir hikayede, İhsan Oktay Anar gibi bir anlatım olmasını beklememek lazım, ayrıca öyle olsa belki de sadece yerel kalır. Oysa bu haliyle bence dört dörtlük global bir kitap. İlk fırsatta İngilizce'ye çevrilip yayınlanmalı.
Son olarak, sesli kitap olarak dinledim. Tam 14 saat.