What do you think?


Can Kırıkları
“Sabır taşı olsa çatlar derler ya hani, ben o deyişi çok severim. Çatlayan bir taş… Taşın o sabit, yekpare halini gözünün önüne getir ve sonra damar damar, usul usul, için için çatladığını. Hastalık işte böyle çatladı içimde. Şimdi ben sevgilimi değil, dünyayı terk edeceğim, o ise beni terk etmiş değil, uğurlamış olacak.” Düşünceli bir ifadeyle ekledi: “Cehennem, ihtiyaç duyulmama hissidir benim için. Cennetse ihtiyaç duymama hissi. Kendi cennetime gidiyorum nihayet.”
Karin Karakaşlı’nın edebiyat dünyasında önemli bir yer tutan Can Kırıkları, ilk baskısının üzerinden geçen on beş yıl boyunca sevilerek okundu. Yeni okuyucular bulmak, başka kalplere dokunmak üzere yolculuğuna devam ediyor.
Karin Karakaşlı’nın edebiyat dünyasında önemli bir yer tutan Can Kırıkları, ilk baskısının üzerinden geçen on beş yıl boyunca sevilerek okundu. Yeni okuyucular bulmak, başka kalplere dokunmak üzere yolculuğuna devam ediyor.
- GenresTurkish Literature
96 pages, Paperback
First published October 1, 2002
About the author
Karin Karakaşlı
35 books14 followersKarin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi.
Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı.
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı.
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı.
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, kapanana dek Radikal 2’de köşe yazarlığı yaptı. 2012 yılında Agos'a geri döndü ve Üvercinka isimli köşesinde yazmaya başladı.
Karakaşlı, aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı.
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı.
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı.
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, kapanana dek Radikal 2’de köşe yazarlığı yaptı. 2012 yılında Agos'a geri döndü ve Üvercinka isimli köşesinde yazmaya başladı.
Karakaşlı, aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 21 of 21 reviews
April 7, 2021
Çoğu Ermeni Tehciri ile ilgili kısa hüzünlü öyküler. Karakaşlı basit, duygusallığı ağır basan etkileyici öyküler yazıyor. Özgün bir edebiyatçı değil, bilinen konuları hüznün ilmekleriyle örüyor. Bir de bazı kitapların şansızlığı yanlış zamanda okunmuş olmalarıdır, beklenen etkiyi göstermezler, benim okumam da böyle oldu galiba.
April 8, 2021
3,5'tan 4.
October 20, 2015
acı acı okudum.ruhumu sızlattı.ne çok acı ne çok kötülük ama yine de umut zar gibi ince bir umut
October 13, 2025
“Artık geçmişim yok. Geleceğim de günübirlik bugünlerden ibaret ne zamandır. Oysa ölümlü dünya işte. Yazık hepimize...”
Excerpt from
Can Kırıkları
Karin Karakaşlı
Excerpt from
Can Kırıkları
Karin Karakaşlı
October 12, 2018
Zorunlu sürgünler, mülteciler, doğal afetler.. hepsi yürek burkan hikayeler anlatmış Karin Karakaşlı bu kitapta.. İncecik, hızlıca okunacak bir kitap, anlattıkları çok vurucu, anlatımı da akıcı. Yine de çok beğendim diyemem, benim için söyleyecek sözü edebi gücünden daha kuvvetli bir kitap oldu.
April 30, 2026
İçerisinde bir sürü öykü bulunan ve önemli konulara parmak basan değerli bir kitap. Konu başlıklarını göze sokmadan empoze etmesini çok beğendim doğrusu...
December 14, 2013
"Satırları okşaya okşaya okudum."
July 27, 2013
Şebnem Ferah'ın Can Kırıkları albümü ve şarkısına ilham olan bu hikaye kitabına bir indirimde denk gelip almıştım. Ne de iyi yapmışım! Çok bizden, pek hüzünlü hikayeler. Pek de güzeller. Herkese tavsiye ederim.
November 10, 2013
Garine hikayesi öyle tanıdık ki kalbim acıdı...
September 29, 2015
"Sonrasız" ağlatır adamı...
October 18, 2015
Her yazdığı satırı okşayarak okumak istiyor insan, her satırı açık bir yarayı kanırtır gibi acı verse de bir o kadar da muhteşem.
November 28, 2018
Yolların, gidip kalamayanlarin, kalıp gidemeyenlerin, altın üst, üstün alt olmasını bizzat deneyimleyenlerin keşke sadece kurguda kalsaydı dedirten hüzün yüklü öyküleri.
December 26, 2018
Melûl, Hepgül ve Karadut 'un Karin' in kulağına fısıldadığı sıcak öyküler, Can Kırıkları
Bazı öyküler vardır. Bilirsiniz, biri bunları yeniden yazar , yüreğinin sesi, kaleminin gücü ile okursunuz, duymadığınız yeni sesler duyarsınız.
Karin Karakaşlı ile ilk tanışma kitabımdı "Can Kırıkları", zaman zaman düşüyorum, bir yazarın belki dört beş kitabı çıkmış, on beş yirmi yıldır dolaşımda, ama henüz yolunuz kesişmemiş, tanımıyorsunuz. Popüler Kültürün raflarında ise hep aynı yazarlar, dünyanızı küçültüyor..
Bir ay önce Karin Karakaşlı ile ilk kez tanıştığımda elini sıktım, ayak üstü sohbet ettik biraz, sonra söyleşisi başladı. Onu daha önce okuyan okurlarının hayranlığını izledim, yetişkin, çocuk bütün gözler pırıl pırıldı. Farklı bir bağdı bu, hissettim. Ve sordum arkadaşlarıma, hangi kitaptan başlayayım diye ? 'Can Kırıkları' dediler. Kitabı aldım başladım öyküleri okumaya.
Evet bu öyküyü biliyordum, savaş sonrası zorunlu göç ve geride kalan evlatlık çocuklar, sonra deprem öyküleri, o çocuklar da yetim ve öksüz, kardeşsiz , en sevdiği oyuncak köpeğini deprem bölgesine gönderen ve tanımadığı arkadaşından gelen hediyeye sımsıkı sarılan bir başka çocuk. " Melül'lü çok seviyorum. Soruyorum ona, nasıl bir evden geldi, anlatmıyor.. Onunla hep konuşuyorum, eski sahibini özlemesin diye. Ben onu çok seviyorum, çünkü o bir evden geldi. Evimi istiyorum. s. 37"
'Sabır Taşı' ise Bedri Rahmi ile Heykeltıraş sevgilisi Mari'nin tutuklu ve hüzünlü öyküsünü anlatıyor.
"Karadutum, çatal karam, Çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın
Yudum yudum içti Mari dizeleri,. Üzerine hiçbir gölgenin düşmeyeceği denli aydınlık bir gökyüzü düşledi. En taze çiçekleri, en hafif esintiyi ekledi..Hayaline gülümseyip mırıldandı. "Tam da onun dediği gibi 'bir dilimi zehir zıkkım, bir dilimi candan tatlı' bir aşk bizimkisi" s. 59-60".
Yerin sesi, Alacakaranlık Kadınları, Yabancı ve Göç başlıkları altında on bir öykü..
Hayat devam eder, yaşarız. Hikayesi ise sonradan yazılır, yeniden yazılır, okuruz,hissederiz..
Namık Somel / 26 Aralık 2018 /Zafanos
namiksomel.blogspot.com/
Bazı öyküler vardır. Bilirsiniz, biri bunları yeniden yazar , yüreğinin sesi, kaleminin gücü ile okursunuz, duymadığınız yeni sesler duyarsınız.
Karin Karakaşlı ile ilk tanışma kitabımdı "Can Kırıkları", zaman zaman düşüyorum, bir yazarın belki dört beş kitabı çıkmış, on beş yirmi yıldır dolaşımda, ama henüz yolunuz kesişmemiş, tanımıyorsunuz. Popüler Kültürün raflarında ise hep aynı yazarlar, dünyanızı küçültüyor..
Bir ay önce Karin Karakaşlı ile ilk kez tanıştığımda elini sıktım, ayak üstü sohbet ettik biraz, sonra söyleşisi başladı. Onu daha önce okuyan okurlarının hayranlığını izledim, yetişkin, çocuk bütün gözler pırıl pırıldı. Farklı bir bağdı bu, hissettim. Ve sordum arkadaşlarıma, hangi kitaptan başlayayım diye ? 'Can Kırıkları' dediler. Kitabı aldım başladım öyküleri okumaya.
Evet bu öyküyü biliyordum, savaş sonrası zorunlu göç ve geride kalan evlatlık çocuklar, sonra deprem öyküleri, o çocuklar da yetim ve öksüz, kardeşsiz , en sevdiği oyuncak köpeğini deprem bölgesine gönderen ve tanımadığı arkadaşından gelen hediyeye sımsıkı sarılan bir başka çocuk. " Melül'lü çok seviyorum. Soruyorum ona, nasıl bir evden geldi, anlatmıyor.. Onunla hep konuşuyorum, eski sahibini özlemesin diye. Ben onu çok seviyorum, çünkü o bir evden geldi. Evimi istiyorum. s. 37"
'Sabır Taşı' ise Bedri Rahmi ile Heykeltıraş sevgilisi Mari'nin tutuklu ve hüzünlü öyküsünü anlatıyor.
"Karadutum, çatal karam, Çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın
Yudum yudum içti Mari dizeleri,. Üzerine hiçbir gölgenin düşmeyeceği denli aydınlık bir gökyüzü düşledi. En taze çiçekleri, en hafif esintiyi ekledi..Hayaline gülümseyip mırıldandı. "Tam da onun dediği gibi 'bir dilimi zehir zıkkım, bir dilimi candan tatlı' bir aşk bizimkisi" s. 59-60".
Yerin sesi, Alacakaranlık Kadınları, Yabancı ve Göç başlıkları altında on bir öykü..
Hayat devam eder, yaşarız. Hikayesi ise sonradan yazılır, yeniden yazılır, okuruz,hissederiz..
Namık Somel / 26 Aralık 2018 /Zafanos
namiksomel.blogspot.com/
June 2, 2026
Karin Karakaşlı, okuduğum ilk kitabının daha ilk hikâyesiyle beni tamamen kazandı. Bu zamana kadar yollarımızın kesişmemiş olmasına doğrusu hayıflandım. Kolektif bilinçaltımızın en derinlerine gömdüğümüz zorunlu kimlik değiştirmeler, acımasız sürgünler, kabuk tut(a)mayan deprem yaraları ve tarihin tozlu sayfalarında kalmış ilham kaynakları arasında dolaşırken, akıcı ve güncel Türkçesiyle bana hem tanıdık hem de yeni gelen bir ses sundu. Uzun zamandır bir yazarla tanışmaktan bu kadar heyecan duymamıştım.
September 20, 2017
"Satırları okşaya okşaya okudum."
Hiçbir kitap bir anda bu kadar duygu yüklememiştir üzerime. Söze nereden başlamalı nasıl incelemeli bilemiyorum. İnsanlığımdan utandım okurken. İnsan bir çamur yığınına dönüşmemeliydi ama çoğumuz dönüştük. Satırları derin, içini kemiriyor insanın.
86 sayfada binbir alıntı yapasım geldiyse eğer bence herkesin okumasına değer.
Satın almak istemezseniz pdf için yazın ben size atarım ama mutlaka okuyun.
Hiçbir kitap bir anda bu kadar duygu yüklememiştir üzerime. Söze nereden başlamalı nasıl incelemeli bilemiyorum. İnsanlığımdan utandım okurken. İnsan bir çamur yığınına dönüşmemeliydi ama çoğumuz dönüştük. Satırları derin, içini kemiriyor insanın.
86 sayfada binbir alıntı yapasım geldiyse eğer bence herkesin okumasına değer.
Satın almak istemezseniz pdf için yazın ben size atarım ama mutlaka okuyun.
December 5, 2018
“Sen bütün dünyayı içinde taşıyorsun. Hiçbiri uzağında değil,çok fazla dibinde.”
“Belki de ağlamak için yaratılmıştı kim bilir. Artık böyle düşünesi geliyordu. En azından gözyaşlarının bir yararı dokunuyordu insanlığa. Tuzlu su değildi gözpınarlarından, kalbinin kaynağından akıttıkları.”
“Belki de ağlamak için yaratılmıştı kim bilir. Artık böyle düşünesi geliyordu. En azından gözyaşlarının bir yararı dokunuyordu insanlığa. Tuzlu su değildi gözpınarlarından, kalbinin kaynağından akıttıkları.”
May 8, 2019
Üniversite yıllarımda Radikal İki alıp okumak olmazsa olmaz pazar günü etkinliklerimdendi. Karin Karakaşlı ile de o sayede tanışmıştım. Agos’daki yazılarını takip ederdim, şimdilerde ise Gazete Duvar’da çıkan yazılarına bakıyorum vakit buldukça. Agos’da 2014 yılında yeni yıl için yazdığı köşe yazısını ise ara ara açıp okurum hala. Beni kalemi öyle etkiler Karin Karakaşlı’nın. ( Merak edip, okumak isteyen için linkini de bırakalım http://www.agos.com.tr/tr/yazi/10059/... )
Geçenlerde eski eşyalarımı toparlarken, üniversitede sevdiğim sözleri not aldığım kırmızı küçük defterim ile rastlaştık. Açıp baktığımda birkaç Karin Karakaşlı alıntısına da rastladım ve okumak için gününü bekleyen kitaplarımın arasından Can Kırıklarını alarak hevesle, güzel öyküleri ardı ardına okumanın zevkine de yeniden vararak okudum bu güzel öykü kitabını.
Karin Karakaşlı’nın empati yapmak, hassasiyet, incelikler, kendin olma arayışı, vicdan, ülkemizde yaşanılan deprem felaketi, azınlıklar, sanat ve bir kelimenin bir sürü güzelliğini yansıttığı öyküleri ruhumu aydınlattı yeniden. Yazarın cümleleri arasında kendini bulma hali biraz benimkisi. Hani şu son dönemde çok popüler olan, Gülten Akın’ın İlkyaz şiirinde geçen dizeleri var ya “Ah, kimselerin vakti yok, Durup ince şeyleri anlamaya” diye, işte bu dizelerin istisnasıdır Karin Karakaşlı ve öyküleri. İncedir, naiftir, yüreğinize seslenir. Özellikle Bedri Rahmi’nin hayatından izler taşıyan öyküsündeki naifliği, o güzel aşkı en yürek burkan noktasında bir de Karin Karakaşlı kaleminden okumak da ayrı mutlu etti beni, kitabın bana süprizi olarak değerlendirdim.
Okuyunuz, okutturunuz efendim.
Geçenlerde eski eşyalarımı toparlarken, üniversitede sevdiğim sözleri not aldığım kırmızı küçük defterim ile rastlaştık. Açıp baktığımda birkaç Karin Karakaşlı alıntısına da rastladım ve okumak için gününü bekleyen kitaplarımın arasından Can Kırıklarını alarak hevesle, güzel öyküleri ardı ardına okumanın zevkine de yeniden vararak okudum bu güzel öykü kitabını.
Karin Karakaşlı’nın empati yapmak, hassasiyet, incelikler, kendin olma arayışı, vicdan, ülkemizde yaşanılan deprem felaketi, azınlıklar, sanat ve bir kelimenin bir sürü güzelliğini yansıttığı öyküleri ruhumu aydınlattı yeniden. Yazarın cümleleri arasında kendini bulma hali biraz benimkisi. Hani şu son dönemde çok popüler olan, Gülten Akın’ın İlkyaz şiirinde geçen dizeleri var ya “Ah, kimselerin vakti yok, Durup ince şeyleri anlamaya” diye, işte bu dizelerin istisnasıdır Karin Karakaşlı ve öyküleri. İncedir, naiftir, yüreğinize seslenir. Özellikle Bedri Rahmi’nin hayatından izler taşıyan öyküsündeki naifliği, o güzel aşkı en yürek burkan noktasında bir de Karin Karakaşlı kaleminden okumak da ayrı mutlu etti beni, kitabın bana süprizi olarak değerlendirdim.
Okuyunuz, okutturunuz efendim.
September 16, 2017
"Cehennem, ihtiyaç duyulmama hissidir benim için. Cennetse ihtiyaç duyulmaya ihtiyaç duymama hissi. Kendi cennetime gidiyorum nihayet." paramparça insanlar evreni gibi
February 3, 2019
Bazı öyküler insanın içine içine işliyor.
March 18, 2021
Her bir hikâyede içimi buruk bir hüzün kapladı. "Oyuncaklar arasında" bölümlerinde gözyaşlarıma engel olamadım.. ne kadar gerçek, ne kadar taze, ne kadar dokunaklı hikayeler..
Read
September 23, 2012Ay Denizle Buluşunca...
Displaying 1 - 21 of 21 reviews




















