Oyunları birçok dile çevrilmiş olan, dünyaca ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevic, Profesyonelde Yugoslavya'daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entellektüelin yaşamöyküsü içinde, kara-komedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor.
Yazarın bu oyunundan çektiği aynı adlı film, 2004 İstanbul Film Festivali Uluslararası Yarışmasında Jüri Özel Ödülü almıştı.
Dušan Kovačević is serbian playwright and director best known for his theater plays and movie scripts. He graduated from a grammar school in Novi Sad, and received a Bachelor's degree in dramaturgy from the University of Belgrade in 1973. Kovačević's prolific work is well known and popular in Serbia. His comedies have been translated into 17 languages, but his work didn't become available in English until the mid-1990s. A declared royalist, Dušan Kovačević is a member of the Crown Council of Aleksandar Karađorđević. He is also a corresponding member of the Serbian Academy of Sciences and Arts.
نمایشنامه حرفه ای دوشان کواچویچ ترجمه ایرج امامی نشر ثالث تعداد صفحات : 62
در پشت جلد می خوانید: اسم من تئودور کرای ئه. مادرم تیا صدام می کرد. دوستانم هم ...البته وقتی هنوز داشتمشون. اسم من احتمالا معنی خاصی برای شما نداره. من نویسنده م. یا حداقل امیدوارم باشم. چهل و پنج سالمه. تا حالا دو تا کتاب منتشر کردم: یه کتاب شعر و یه مجموعه داستان کوتاه. متاسفانه خیلی کمه! ولی خوب بهم می آد که بیست تا رمان نوشته باشم، افتضاحه داستانی که می خوام براتون بگم باورنکردنیه اما خوب حقیقت داره. این داستان در یک نشست با ماشین تایپ، همانطور که اتفاق افتاده به رشته تحریر دراومده. یه ملاقات با این مرد تموم زندگی من رو عوض کرد. لابد شما می پرسید مگه می شه زندگی کسی به این راحتی عوض بشه؟! بله می شه! چطوری؟ خیلی ساده است! فقط اگه به اندازه من باهوش و خوش شانس باشید
Sırp yazar Dušan Kovačević'in Profesyonel isimli oyunu 1990 yılında yayımlanmış, o yıl sahneye koyuldu mu bilmiyorum. Yugoslavya'nın 70'ler ve 80'ler boyunca geçirdiği değişim, muhalif öğretim üyesi/yazar iken yayınevi yöneticisi olmuş Teodor Teja Kray ile 10 yıl boyunca kendisini takip eden gizli servis ajanı Luka Laban arasında tek bir mekanda geçen sohbet ya da yüzleşme diyebileceğimiz diyaloglar aracılığıyla sorgulanıyor. Arada sekreter Marta ve "bütünüyle normal bir kaçık" da arz-ı endam ediyor.
Yugoslavya tarihi hakkında çok yüzeysel bilgim var ama oyunu mükemmelliğini kavramama engel olmadı bu durum. Hatta oyunu okudukça araştırma yapma isteği duydum. Tek mekanda geçen oyunda geriye dönük olaylar zekice hazırlanmış ayrıntılarla veriliyor. Diyaloglar muhteşem, hiç aksamıyor hikaye. Karşılaştırma yapmadan duramıyorum; bana Oğuz Atay'ı hatırlattı üslup. Kara mizahın en iyi örneklerinden.
Metin kısa olduğu için uzun uzun anlatmak istemiyorum hikayeyi. Yazar gerçekten yetenekli. Underground (Yeraltı) ve İntiharın Genel Provası oyunlarını da okuyacağım.
Not: Yazar oyunu 2003 yılında sinemaya da uyarlamış fakat beyaz perde için olayları güncellemiş. Film daha çok 90'lar ve sonrasına odaklanmış anladığım kadarıyla. Meraklısına not düşmüş olayım.
Okuyucuyu yormayan anlatımı, keyifli betimlemeleri ve farklı diyaloglarıyla iyi bir kitap okudum. Tiyatrosunu izlemiş kişiler kesinlikle şanslılar. Umarım bir gün bende izlerim.
Sinoć mi je pukao film. Čekam od septembra da Laguna objavi sledeći tom Kovačevićevih dela gde se nalazi i ova drama. Više nisam mogla da čekam, a i skoro sam pogledala film po ko zna koji put.
Ne želim da spojlujem niti bilo šta, ali film je jednostavno bolji. Priča i radnja su bolje složene, a i Ludak (ako ste gledali film onda znate o kome pričam) je bolje predstavljen. Možda je do mene jer sam ipak film znam napamet. ://
Znam da postoji i predstava, ali nju nisam pogledala, u planu mi je.
Drago mi je što sam je pročitala, ali mi je i drago što postoji film.
Film je više fokusiran na devesete, dok u drami samo saznajemo da se radnja dešava negde posle pada komunizma.
Otkud znam, falilo mi je par delova iz filma, ali je 4 jer nekih delova nema u filmu.
Luka: “Ama”sı yok! Otuz yıl hizmetlerinde çalışmış biri olarak diyorum ki, onlar “ama” sözcüğünü bilmezler. “Ya öyle, ya böyle”den ötesine akılları ermez. Ya onlara karşı olduğunu sanarak onlardansın, ya da sahiden onlara karşısın, yani hiçbir yerdesin, kısacası yoksun.
Kısa ama betimlemeler ve diyaloglar açısından güzel bir kitap. Diyaloglar arası geçişlerin pürüzsüz ve kitapta hiç falso olmaması kitabı güzelleştirmiş.
Struggles of those who strive for creating freely, thinking independently in an authoritarian world is echoed masterfully. You can't exist if you are against those in power. You *can* exist if you subscribe loyally, perhaps without knowing, to all the shenanigans in their game. If you call that existence.
Bülent Emin Yarar ve Yetkin Dikinciler'den oyunu birkaç kez izleme şansım olmuştu. Filmini de izlemiştim ama filminde bazı değişiklikler vardı. Tiyatrosunu okuduktan sonra bizimkilerin metne sadık kaldığını takdirle teyit etmiş oldum. En sevdiğim çağdaş tiyatro eserlerinden biri...
Muhteşem bir kitap. Bir sistem ve insanlık eleştirisi olarak ele almak gerekirse aynı toplumun bir parçası olan farklı bireyler ve onların geldikleri son nokta göz önüne seriliyor.
Teya başlangıçta sisteme karşıt sapasağlam bir tutum sergilerken zamanla onun bir parçası haline gelmiş, belki hala onun için umut vardır.
Luka bir profesyonel, görev adamı, düzenin vücut bulmuş hali, kendini ve kendi yozlaşmasını kabullenmiş.
Martha, tarafsız ama bu bana biraz ahlâksızca geldi çünkü onu irkiten ve Teya'yı dışlamasına neden olan şey Teya'dakı değişim değil, Teya'nın kendisinin bu geri dönüşü olmayan noktaya vardığını fark etmesi üzerine oluyor.
Sarhoş yazar bozuntusu, kendine dair anlamlı herşeyi kaybetmiş birisi ve sisteme karşı olan savaşını kaybetmiş.
Sadede gelmek gerekirse, kitabın bende bıraktığı izlenim, gençliğin tatlı sosyalist hatıraları belleklerden silinirken, insanların içini kaplayan bir hayal kırıklığı ve yenilmişlik hissi oldu. İdeaların öldüğü, en karakteri sağlam insanların silikleştiği ve yok olduğu üzerine oldu.
Ve bu oyun sadece 47 sayfa!
This entire review has been hidden because of spoilers.
Oyunla alakalı karınca kararınca bir kritik yapmıştım insanart.ist web sitemizde. Teksti de edinip okudum, oyun kritiğimde de belirttiğim gibi tekst abartısız hayatımda gördüğüm en yaratıcı fikirlerden birine sahip. Ve metnin formatı da, Devlet Tiyatrosu'ndaki dramaturgisi de buna sonuna kadar hizmet ediyor. Metnin formatı o kadar başarılı ki, dün gece okumaya başladım ve iki defa gördüğüm oyunu kafamda izlermişçesine yarısına kadar geldim kendimi durduramadan. Müthiş eğlenceli, müthiş isabetli eleştiri ve tespitleri olan ve sonunda da çok tatlı bir final yapan oyun, Luka'nın tabiriyle 'Acıklı Komedi'. Herkes mutlaka okumalı, tiyatro türünün en seçkin örneklerinden.
A collection of plays by Serbia playwright Kovačević. My favorite from the collection is The Professional, a story about the encounter between an author and a spy, that at times breaks the 4th wall. Overall Kovačević has a dark humour, and it is easy to see that these plays would be quite funny if seen live.
Şu zamanda kadar tartışmasız hayatımda okuduğum en tempolu tiyatro metni. Bir Adam Yaratmak diye bir eser okumasaydım hayatımda okuduğum en iyi eserdi diyebilirim. Yani şöyle diyim onu benim için tahtından edebilecek tek eser muhakkak okuyun, okurken o kadar zevke geldim ki adeta bir edebiyat orgazmı yaşadım aşırı iyiydi.