Jump to ratings and reviews

Bir Ruh Macerası

“İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısında yenilgilerimizin sebebi İslam’dır!” hükmü, giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar; bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı… Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim.



Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti… Varoluşuna sahih neden bulamayan insan; bilsin yahut bilmesin korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım… Allah hepimizi ve özellikle yeni nesilleri böylesi azaplardan esirgesin…

Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücümün yettiğince tefekkür ediyorum... Herkes geleceğe doğru hayal kurar; bense geçmişe doğru… Bir bahçeye yolculuk yapıyorum… Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım; ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle; aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum… Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu benim geçmişe doğru yolculuğum, geçmişe dönük hayalim.”

160 pages

First published January 1, 2010

Loading...
Loading...

About the author

Ayşe Şasa

6 books15 followers
Ayşe Şasa, 1941 yılında İstanbul’da doğdu. Babasının babası Bekir Şasa Orman Genel Müdürlüğü yapmış ve Ankara’nın Eskişehir çıkışında, yol kıyısında hatırasına oluşturulmuş bir orman vardır. Şimdiki adı Robert Kolej olan Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde okudu, 1960 yılında mezun oldu. Robert Kolej’in İdari Bilimleri Bölümü’ne devam etti(1963-1965). 1963 yılından itibaren senaristlik yaptı. Bu yıllarda kendisini Marksist olarak tanımlıyordu. Kemal Tahir ile güçlü bir dostluk kurdu ve bu dostluğun onun üzerinden derin etkileri oldu. Son Kuşlar, Ah Güzel İstanbul, Utanç ve Gramofon Avrat gibi filmlere imza attı. 1993 yılında sinemayla ilgili Yeşilçam Günlüğü adlı denemeleri yayınlandı. Bu ana kadar başından üç evlilik geçti. İkinci evliliğini Ünlü Yönetmen Atıf Yılmaz ile yaptı.

1980'li yıllarda ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi. Doktorlar şizofren teşhisi koydu. On yıllık inziva dönemi sırasında sinema piyasasından tamamen çekildi. Bu süreçte yanında 3. eşi olan Bülent Oran vardı. Bu dönemden sonra, düşünsel anlamda kendisini değiştirdi, daha bilimsel/sezgici bir hayat sürmeye başladı. Bu yeni yaşam tarzı, eserlerine de yansıdı. İbn Arabi ve Andrei Tarkovsky üzerinde derin düşüncelere sahiptir.

16 Haziran 2014 tarihinde bir süre tedavi gördüğü zatürre rahatsızlığı sebebeiyle hayatını kaybetmiş ve Sahrayıcedid Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
122 (51%)
4 stars
83 (34%)
3 stars
26 (10%)
2 stars
7 (2%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 21 of 21 reviews
Profile Image for Merve.
13 reviews4 followers
December 19, 2020
uzun zamandır okumak istediğim fakat okuyamadığım bir kitaptı. hayatında bu denli keskin dönüm noktaları yaşayan insanların o virajları nasıl aldıkları, o dönüm noktalarında neler hissettikleri ve bu değişime nelerin vesile olduğunu çok merak ediyorum. ayşe şasa, tüm bunları size sanki karşısındasınız gibi anlatıyor, okurken hissediyorsunuz ve siz de yaşıyorsunuz onunla beraber.
onun da dediği gibi ''varoluşuna sahih bir neden bulamayan bir insanın'' korku, endişe ve hezeyan halinden kalb-i münib'e ulaşmasının hikayesi. ayrıca kitapta tanıdığımız isimlerin ayşe şasa ile olan münasebetlerinin anlatıldığı noktalar da ilgi çekiciydi.
Profile Image for Betül Bozkurt.
407 reviews16 followers
April 10, 2020
“Alem içinde alem, zaman içinde zaman, mekan içinde mekan olduğunu öğrendim.” Çok kıymetli Ayşe Şasa’nın kendi dönüşümünü ele aldığı biyografik eser. Gerçekten sancılı, yorucu ama sonu güzel kokulu karanfillere dayanan bir yolculuk☺️ Umarım kendi içindeki cenneti bulduğu gibi, sonsuz cennete de kavuşmuştur☺️
Profile Image for abuzade.
109 reviews13 followers
May 3, 2013
Evvelinde olmasa da bari ahirinde ruhen huzuru bulan bir insanin enterasan hayat hikayesi.

Bu macera, maddi zenginligin huzur ile ayni seymis gibi lanse edilip de insanlarin buna inandirildigi bir dunyada yasayan bizlere 'parayla saadet olmaz' deyisinin dogrulugunu bir kez daha hatirlatiyor.

Acaba hanimefendi hangi tarikata dahil olmus onu merak ettim...

Profile Image for Bekir Arslan.
60 reviews13 followers
August 28, 2012
ayşe şasa'nın kendi hayatını anlatan kitabı. küçüklüğünden itibaren etkilendiği olaylar, ruh bunalımları, yönelimlerinin yanında okuyucuya da fikir veren tecrübelerinin anlatıldığı biyografi türünde bir kitap.
Profile Image for Büşra  N Ç.
38 reviews3 followers
March 26, 2013
Ayşe Şasa'yı kitaplarındaki satırları ile tanımış olmaktan mutluyum. Ve İbnul Arabi'nin ismini ilk onun vesiyle duyduğum için de teşekkürler...
Profile Image for rüveyda.
58 reviews18 followers
July 16, 2023
ayşe şasa’yı tanımak adına başlangıç kitabı.m

[bir zamanlar, yani çocukluğumda bir bahçenin ortasındaydım ama o günlerde nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. şimdiki hâlimle aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum. çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. bu, benim geçmişe dönük yolculuğum, geçmişe dönük hayalim.]
Profile Image for Özlem.
88 reviews1 follower
September 11, 2026
Topkapı Sarayı’nda Şimşirlik denen yerin oldukça ibretlik bir hikayesi var. Osmanlı’da kardeş katli terk edildikten sonra kafes usulüne geçildiğinde, tahta çıkan padişahın kardeşleri, tahta rakip olmasın, iç karışıklık çıkmasın diye senelerce Şimşirlik’e hapsedilirlermiş. Hatta 30-40 yıl, koskoca sarayın içindeki bu küçük yerde hapis kaldıktan sonra tahta çıkan padişahlar olmuş.

Dışarıdan bakınca devasa sarayı görüyorsun, heybetli Osmanlı hanedanını görüyorsun, fakat içeride birkaç insanla muhatap olarak ömrünü yıllarca sınırlı bir alanda geçiren, tahta çıkıp padişah olması için götürmeye geldiklerinde öldürecekler sanarak namaz kılmak için müsaade isteyen koskoca Osmanoğlu şehzadeleri varmış.

Ayşe Şasa hanımefendinin hayatını birkaç açıdan bu kafes hikayesine benzettim. Sıradan bir Anadolu insanının açlık ve yoksullukla yaşadığı yılları bahçeli köşklerde, varlık ve zenginlik içinde geçirmiş. Öyle ki onun hayatının refahını bizler ancak kitaplarda veya filmlerde görüyoruz. Ama durum sadece dışarıdan bakıldığında böyle. Halbuki o, ecnebi mürebbiyelerin kelimenin tam anlamıyla zulmü altında, kafese hapsedilen şehzadeler kadar yalnızmış.

Üstelik durum büyüdüğünde de pek değişmemiş, artık bir mekana hapis değilse de psikolojik olarak içinde bulunduğu insanlara, sosyete tabakasına, üst kesimdekilere pek ayak uyduramamış ve aidiyet duymamış. Fiziksel tecrit, zihinsel bir izolasyona evrilmiş bu sefer de.

Ayşe Hanım ilk başlarda bu dışlanmışlığa çözümü sosyalizmde aradıysa da aslında sıkıntılarına bir çözüm olmamış. Çocukluk döneminde yaşadığı travmalar yetişkinlik hayatındaki zorluklarla bir araya gelerek onu mental açıdan hastalığa sürüklemiş, nevroz ve psikozlar, şizofrenik nöbetler birbirini kovalamış.

Bu zorlu süreç yolunu dolaylı olarak Kemal Tahir’in vasıtasıyla Muhyiddin İbn Arabi’nin Füsus'ul Hikem adlı eseriyle kesiştirerek bir umut ışığı, yaşama tutunma vesilesi olmuş. Ayşe Hanım bu ışığı takip ederek ömrü boyunca aradığı huzuru İslam'da bulmuş ve bir mürşid-i kamile bağlanmış.

Aslında Ayşe Hanım'ın hikayesine uzaktan bakarsak neden bu refaha, lükse ve şatafata uyum sağlayıp sosyeteye karışmayı seçmediğini sorgulayabiliriz. Varlıklı bir hayat içinde, o yerden bu yere gezip gününü gün ederek, takıp takıştırarak, gönül eğlendirerek yaşamak varken, niye huzursuz olasın? Niye Allah’a, İslam’a ihtiyaç duyarsın ki, Kendisinin de itiraf ettiği üzere alaturka olan, inanç içeren her şeye gericilik olarak bakıldığı, çevresindeki herkesin de böyle düşünerek yetiştiği bir dönemde üstelik. Allah, Peygamber; cahil insanların inandığı hurafelerdir bunlar. İslam alt tabaka insanların ve müstahdemlerin, kapıcıların dinidir. Döneminin en iyi eğitimini alıp tam bir Batılı gibi yetiştirilmiş bir insanın bunlarla ne işi olur?

İşte manevi alemde durum bu kadar rasyonel işlemiyor belli ki. Çünkü insanın oyunbozan bir kalbi var. “Kalpler yalnızca Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra'd Suresi, 28) Kalbin varsa ve onu öldürmediysen, yani hala canlıysa ve huzursuzsa, huzuru Allah’ı anmakla bulursun. "gönül Çalab'ın tahtı" demiş Yunus Emre.

Bu tarz hikayeler bize her seferinde hatırlatıyor ki kim olursak olalım hepimizin Allah’a ihtiyacı var, çünkü dünyaya gelmeden önce Allah, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dediğinde hepimiz “Bela” dedik, “Evet sen bizim Rabbimizsin” (A'raf Suresi, 172) Hal böyleyken ya verdiğin sözü hatırlayıp Allah’a itaat edersin, ya da kalbini susturup sözüne ihanet etmiş olursun. Göğsünde her atışında seni Allah’ı hatırlamaya çağıran bir çağrı varken, nefsi hazların, isteklerin ve dünyevi gürültülerin sesiyle o sesi susturursan aslında beklentiye, çoğunluğa uymuş olacaksın.

Ama ya eğer uymazsan? Ya o arayışa, hatırlama sürecine girersen? O zaman hiçbir şey daha kolay olmaz, çizgiden dışarı çıkarsın. O zaman sen bir tuhaf, bir garip olursun. Yabancı hissedersin. Bir değişik bakarlar sana, anlamazlar. Bilmezler aslında senin nasıl bir manevi yolculuk yaşadığını ve ne kadar huzurlu olduğunu. Niye başını örtüyor? Niye namaz, cami, ibadet falan kovalıyor? Derdi ne? Bir tuhaf sanki.

Evet bunlar tuhaftır. Aslında bir “garip” tir. Hani Rasulullah “İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o garip mü'minlere!” diye buyurduğunda, gariplerin kim olduğu sorulunca, “Kabilelerinden dinleri için ayrılıp uzaklaşanlardır.” buyurmuş.( Müslim, İman, 232) Bence bu kabile sadece bir insan topluluğu değil, çevrende normal karşılanıyor olsa da seni Allah'tan uzaklaştıran her şeydir aslında; içine doğduğun dünyadır, modern trendlerdir, sosyal baskılardır veya taklit yaşayışlardır. Kabilenden Allah için ayrıldığında garip olursun, hem gurbette olursun, hem bir yabancı olursun.

İşte Ayşe Hanım da bence, bu tarz bir garipmiş. Fakat öyle bir huzur bulmuş ki, İslam'dan önceki hayatına cehennem gibi diyor, sonraki döneme cennet gibi. Bu huzura paha biçilmesi mümkün değildir.

Ben bu gariplik motifini tasavvufta çok seviyorum, Yunus Emre’nin şiirlerinde çok geçer, o da bir gariptir, en iyi tanıdığımız gariptir belki de:
“Acep şu yerde varm'ola şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı gözü yaşlı şöyle garip bencileyin

Gezdim Rum ile Şam'ı yukarı illeri kamu
Çok istedim bulamadım şöyle garip bencileyin

Söyler dilim ağlar gözüm gariplere göynür özüm
Meğer ki gökte yıldızım şöyle garip bencileyin”
Profile Image for John Blacksad.
584 reviews61 followers
December 17, 2022
Ayşe Şasa benim ilgi duyabileceğim bir profil. Bunu hissediyordum. Yıllar evvel Deliler Ülkesinden Notlar’ı yarım bırakmış ve onunla ilgili okumaya ara vermiştim. Ketebe’nin baskıları ele alması ile bu defa Bir Ruh Macerası’ndan tekrar başladım. Devamı da gelecek gibi duruyor.

Bir yudumda okunabilecek hızlı bir kitap. Kasete alınmış söyleşilerin deşifresinden oluşuyor. Akıcı.

Ayşe Şasa, Türk burjuvazisine mensup diyebileceğimiz, bu sebepten batılı değerleri saplantı haline getirmiş, varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya geliyor. Büyük dayısı Rauf Orbay. Muteber semtlerde evler, köşkler, tekneler, mürebbiyeler (Burası önemli, okuyunca göreceksiniz)… Fakat bu parlak görüntünün altında feci travmalı bir çocukluk, gençlik, psikiyatrik rahatsızlıklarla bezeli bir ömür ve sonrasında çeşitli vesileler, insanlar ve özellikle İbn Arabi ile dönüşen, tasavvufa, İslama yönelen bir hayat var.

Kitapta ağırlıklı olarak çocukluk dönemi travmalarına yer verilmiş. Bugünden bakınca adeta bir “çocuk nasıl yetiştirilmez rehberi” gibi. Korkunç şeyler yaşamış! Sonrasında kolej dönemi ve müteakibinde Şasa’nın Türk Sineması ile Yeşilçam’la iç içe geçirdiği yıllar, senarist kimliği.

Atıf Yılmaz, Kemal Tahir, Yılmaz Güney, Bülent Oran, İsmet Özel ve daha niceleriyle hatıralar akıyor.

Güzel bir tespitte bulunuyor Şasa. İnanmak, inanmamak bir tercih. Fakat yüzlerce yıl topluma nüfuz etmiş inanç ve kültür değerlerini tümden yok sayıp yerine ithal muadillerini koymak bazı bazı ciddi bir sosyal “graft versus host hastalığı” gibi olumsuz neticeler verebiliyor. Şasa bu kırılmaları yetiştiği varlıklı ama talihsiz ortamın zemininden de sebep, ruhunun tam ortasında yaşıyor. Kitabın son beşte birinde ise İslamla, tasavvufla, öz değerlerle tanışmasından ve sekine bulan ruhundan bahsediyor.

Ketebe’nin Şasa külliyatına devam etmeye meylediyorum. Bir eleştiri olarak, “Acaba daha iyi, daha kazıyıcı sorularla, daha başka bir akış olabilir miydi?” şeklinde düşündürmesi hususunu eklemiş olayım.
Profile Image for elif.
27 reviews
May 31, 2025
Özellikle son 30 sayfada Ayşe Hanım’ın geçirdiği karanlık çocukluk ve gençlik döneminden sonra geçmişteki bütün yaşanmışlıklara rağmen tabiri caizse yaşamayı yeniden öğrenişini okumak çok güzeldi.

bazı alıntılar:

O hanım, alafranga yetişmiş biri, bana telefonda körfez bombardımanını kastederek diyor ki: "Çok güzel pastalar yaptım, oturdum televizyonun başına, bombardıman çok 'reussi' (başarılı) oldu!" Fransızca bir kelime kullanıyor: reussi. Dehşete düşüyorum... Bu, benim içine doğduğum nasıl bir çevre? Orada insanlar ateş altındalar, bunlar pasta yiyerek bombardıman seyrediyorlar ve nezih oluşundan bahsediyorlar. Bunu düşüne düşüne, altüst olmuş bir vaziyette, derhal bir örtü bulup başıma takıyorum ve aynada kendime bakmaya başlıyorum. "Ben... diyorum, bu bombayı kafasına yiyenlerle aynı saftayım. Ben sizden değilim!"

modernitenin vazgeçilmez ve zamanüstü bir yenilik ideolojisi olmadığını, benzer asırların tarihte çokça yaşandığını, bugün modern denilen şeylerin de öncekilerden baskın hiçbir özelliği olmadığını anlatmıştır. Bu büyük bir sadeleşme, çünkü biz hep modern zamanlarda olmaktan dolayı karamsarlık duyuyoruz. Bu karamsarlık da pek çok şeyden kaytarmamıza vesile oluyor; umutsuzluk veriyor. Zaman o kadar kötü ki biz mazuruz falan gibi... "Hz. Adem'den beri bütün yaşantının özü aynıdır, sadece zuhur değişir. Habil ile Kabil'in cinayetiyle başlıyor zaten tarih..." sözleri ona aittir.

Hayatım boyunca sürmüş bir "kabz" halinden "bast" haline geçiş... Sosyal ilişkilerde tam bir verimlilik, tam bir bereket. Evet, bütün bunlar himmetle oluyor. Hayatımda kadife bir elin sihirli etkisini kademe kademe hissediyorum. Âlemdeki güzellikleri her an yeniden keşfetmek sonsuz bir neşe veriyor. Âlemdeki, tabiattaki, insanlardaki güzelliği...

"Biliyor musun, hayat bitti zannedersin, yeniden başlar, bitti zannedersin yeniden başlar." Çok güzel değil mi? Benim hayatım defalarca bitti zannettim ve hep yeniden başladı. Bu böyle bir şey... Bitiş çizgisine geldim geldim derken, yeni bir yol açılıyor, taze bir hayat... Herhâlde, gerçek sona vasıl olduğumuz zaman da, orada yeni bir hayata doğuyoruz.
Profile Image for Selim.
13 reviews
October 8, 2023
Yazılmış en iyi türkçe otobiyografilerden biri.

Ayşe Şasa erken cumhuriyet döneminin sonunu yakalamış ve bu süreçte topluma malolmuş birçok kişiyle anılar biriktirmiş bir isim. Bu kişilerin hayatına nasıl dokunduğunu ve sosyal karakterleri hakkında, o dönemin ilgililerine gayet doyurucu ve güzel anektodlar paylaşmakta. Ayrıca kendi hayatının bu kadar gitgelli ve maceralı olması da eğlenceli bir okuma deneyimi sağlıyor.

Bu kitap kaleme alınırken dönüşmüş olduğu insanla aynı dünya bakışına ve düşünce tarzına sahip olmasanız da bu ilginç yaşamı ve tecrübelerini okumak gerçekten çok hoş bir deneyim.

Türkiye’de anı kitabı yazarken özellikle çekinik kalınan, “Aman kimsenin kalbi kırılmasın” düşüncesine sığınılmadan açık ve dürüst şekilde yazılmış olması bence kitabı çok ayrı bir yere koyuyor. Özellikle ailesini, kendisine maddi manevi her türlü destekte bulunan yol arkadaşlarını ve en önemlisi kendisini çok net ve güzel bir şekilde eleştirdiği bir kitap.

Anı ve biyografi kitaplarına ilgi duyan insanlar için güzel bir hazine.
Profile Image for Merve Orsel.
6 reviews3 followers
April 1, 2026
Okuduklarımdan kalbim kırık, ruhum yaralı halde kapağı birkaç kez kapattığım, derin bir nefes, bir iç çekiş ve birkaç damla gözyaşından sonra bu hayli derin maceraya tanık olma heyecanını bastıramayıp bir nefeste olmasa da bir oturuşta okuduğum o kitap..
Bir ruh macerası, bir gönül göçü, yeniden bir var oluş..
Vahiy’de tekrar hayat bulan bu müthiş hikaye.. İnsan olarak doğan bir ruhun çeşitli çilelerden sonra tekrar insan oluşu..
Müthiş bir tevazu ile “Hayatımdan, bende yer etmiş birtakım olayları ve sahneleri nakletmekten başka hiçbir iddiası olmayan bu metin” diye bahsettiği hikayesine samimiyetle okuyucuları tanıklık etmeye davet eden Ayşe Hanım’a derin bir muhabbet duyuyorum şimdilerde.
Rabbim rahmeti ile muamele etsin, O’na ve onun gibi fıtratını arayan nicelerine.
Profile Image for elif.
18 reviews2 followers
September 24, 2025

hakikatin peşinde bir ömür, bendeki tesirini anlatmaya kelimeler bulamadım.

“geçirdiğim hastalığın tam anlamıyla kahırdaki lütuf olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. bu hastalığın çöküntüsü ve acıları içimde batıla dair herşeyi yıkmasaydı ben hala gençliğimdeki o yanlış ve zelil noktada olacaktım. evet işte kahırdaki lütuf...”

“biliyor musun, hayat bitti zannedersin, yeniden başlar, bitti zannedersin yeniden başlar." çok güzel değil mi ? benim hayatım defalarca bitti zannettim ve hep yeniden başladı. bu böyle bir şey... bitiş çizgisine geldim derken yeni bir yol açılıyor, taze bir hayat... herhalde, gerçek sona vasıl olduğumuz zaman da orada yeni bir hayata doğuyoruz.”

Profile Image for sugarleaf.
7 reviews
January 12, 2026
It was a very striking life story. When I had previously read another book by the same author, I felt a similar way after finishing it. The search of a person for a world they truly belong to, especially when they cannot feel a sense of belonging in their surroundings, and the way they overcome all the hardships and difficulties by encountering Islam… it is a wonderful book.
Profile Image for Anar Marhamet.
1 review
July 14, 2018
Setting up the right identity is the need of the developmental stages of human. There are millions of women who are suffering from the same problem which leads to the huge confusion in our lifestyle. May all the minds be clear and peaceful :)
Profile Image for Mustafa Işık.
5 reviews
November 23, 2018
Cenazesi er kişi niyetine diye kıldırılan erkeklere erkekliği kadınlara kadınlığı öğreten bir yazar herkes okumalı
Profile Image for Ezgi.
28 reviews
August 21, 2023
keske daha detayli olsaymis ama overall bircok perspektiften cok aydinlatici bir kitap oldu benim icin ♥️
4 reviews
October 28, 2024
Çok etkilendim. Bir solukta okuduğum bir kitap oldu. Sanki Ayşe Şasa yanıbaşımda sohbet ediyormuşuzcasina..
Profile Image for Fatma Keçi.
16 reviews1 follower
September 17, 2026
biyografilere bayılıyorum ya… allah’a yakınlaştıranlara daha çok. tesekkurler ayşe şasa, mekanı cennet olsun.
Profile Image for Hafif Adımlarla Gülümseyerek.
163 reviews2 followers
February 5, 2024
Her şeyden evvel en ağırından bir duygusal istismarı ve sonuçlarını anlatıyor.
Öldüğü yerlerden yeniden dirilmiş Ayşe Şasa; muzdarip olduğu sevgi eksikliğinin çaresini de İslam’da bulmuş.

“… içimde en ufak bir şikayet kalmamış olduğunu memnuniyetle müşahade ediyorum. Kadere rıza duygusu; sabrı, tevekkülü, bir başka boyutta zenginleşmeyi getiriyor.”

Yer yer tanıdık, çok çarpıcı bir yaşam öyküsü.
Profile Image for Yavuz Sert.
76 reviews4 followers
September 23, 2014
Ne büyük zorluklar çekmiş merhume Ayşe hanım. bu zorlukları aşma sırasında karşısına çıkan kitaplar ve kişilerle ilgili daha çok soru sorulabilirdi belki. o kısımlar biraz kısa geldi bana. belki bilinçli de yapılmış olabilir. Allah derecatını âlî etsin
Displaying 1 - 21 of 21 reviews