“Her zaman portre kaleme almayı sevdim. Portre çizmek başlı başına bir sanattır. Ayrıntılı bilgilerle çizilen büyük tarihi portreler bizde mevcut değil. Sebebi açık, sanatçı değiliz. Bir tarihi kişiliği çizmek için her şeyden evvel edebiyatçı olmak, öyle bir gelenekten gelmek lazım. Bu nedenle benim girişimim bir eskizdir, okuyucunun tepkisini ve ilgisini bekliyorum.” -İlber Ortaylı-
Tarihçiliğin ve üslup sahipliğinin zirve noktası İlber Ortaylı bu sefer defterini okurlarıyla paylaşıyor. Okuduklarını, tanıdıklarını, hocalarını kendi gözünden okuyucularıyla paylaşıyor. Tarihe yön veren kişiler, günümüzün tanınan, tartışılan, konuşulan isimleri Ortaylı’nın kaleminde yeniden canlanıyor.
Tarihten… Sezar, İmparator Augustus, Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim, Şarlken, Kanuni ve Hürrem, Mimar Sinan, Evliya Çelebi, Kösem Sultan, III. Selim, Çariçe II. Katerina, Kavalalı Mehmet Ali Paşa, II. Abdülhamid, Tolstoy, Puşkin, Beethoven…
Günümüzden… Latife Hanım, Kazım Karabekir, Osman Ertuğrul Efendi, Neslişah Sultan, Mehmed Akif Ersoy, Bülent Ecevit, Cemil Meriç, Halil İnalcık, İsmail Cem, Recep Yazıcıoğlu, Yahya Kemal, Attilâ İlhan, Hüseyin Hatemi, Yılmaz Öztuna, Reşad Ekrem Koçu, Irene Melıkoff, Oktay Aslanapa, Özdemir İnce, Sureyya Faruki…
İlber Ortaylı (born 21 May 1947), is a leading Turkish historian, professor of history at the Galatasaray University in Istanbul and at Bilkent University in Ankara. Since 2005 he has been the head of the Topkapı Museum in Istanbul.
As the son of a Crimean Tatar family who fled Joseph Stalin's persecution and deportation, he was born in a refugee camp in Bregenz, Austria on 21 May 1947 and came to Turkey when he was 2 years old. Ortaylı attended elementary school and St. George's Austrian High School in İstanbul and then Ankara Atatürk High School. He graduated from Ankara University Mekteb-i Mülkiye (Faculty of Political Science) and completed his postgraduate studies at the University of Chicago under Professor Halil İnalcık and at the University of Vienna. He obtained his doctorate at Ankara University in the Faculty of Political Sciences. His doctoral thesis was Local Administration in the Tanzimat Period (1978). After his doctorate, he attended to the faculty at the School of Political Sciences of Ankara University. In 1979, he was appointed as associate professor. In 1982, he resigned from his position, protesting the academic policy of the government established after the 1980 Turkish coup d'état. After teaching at several universities in Turkey, Europe and Russia, in 1989 he returned to the Ankara University and became professor of history and the head of the section of administrative history.
İlber Ortaylı is widely known as a polyglot. Apart from Turkish, he also speaks German, Russian, English and French.
He has published articles on Ottoman and Russian history, particular emphasis on cities and the history of public administration, diplomatic, cultural and intellectual history. In 2001, he collected the Aydın Doğan Foundation Award. He is a member of the Foundation for International Studies, the European-Iran Examining Foundation and the Austrian-Turkish Academy of Sciences. A biographical book on İlber Ortaylı, "Zaman Kaybolmaz: İlber Ortaylı Kitabı," was published by Nilgün Uysal in 2006.
■Tanzimat'tan Sonra Mahalli İdareler (Provincial administration after Tanzimat) (1974) ■Türkiye'de Belediyeciliğin Evrimi (Evolution of manucipality in Turkey; with Ilhan Tekeli, 1978) ■Türkiye İdare Tarihi (Administrative history of Turkey) (1979) ■Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu (German influence in the Ottoman Empire) (1980) ■Gelenekten Geleceğe (From tradition to the future) (1982) ■İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı (The longest century of the Empire) (1983) ■Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Yerel Yönetim Geleneği (Local administration tradition from Tanzimat to the Republic) (1985) ■İstanbul'dan Sayfalar (Pages from Istanbul) (1986) ■Studies on Ottoman Transformation (1994) ■Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devletinde Kadı (Kadıs as a legal and administrative figures in the Ottoman State) (1994) ■Türkiye İdare Tarihine Giriş (Introduction to the history of Turkish administration) (1996) ■Osmanlı Aile Yapısı (Family structure in the Ottoman Empire) (2000) ■Osmanlı İmparatorluğu'nda İktisadi ve Sosyal Değişim (Economic and social change in the Ottoman Empire) (2001) ■Osmanlı Barışı (Ottoman peace) (2004) ■Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek 1 and 2 (Rediscovering the Ottoman Empire) (2006) ■Kırk Ambar Sohbetleri (Kırk ambar conversations) (2006) ■Eski Dünya Seyahatnamesi (Travelogue of the old world) (2007)
Tarihe adını yazmış büyük insanların, kısa biyografilerini yazmış büyük tarihçi hocamız İlber Ortaylı. Akıcı bir biçimde sanki konuşur gibi okunuyor. Düşündüğüm insanların bir çoğu vardı kitapta. Beklediğim bir kaç insan daha vardı aslında ama onları defterine yazmamış ya da başka bir defterine yazmış İlber Ortaylı.
Kitaba bir türlü adapte olamadım. Çok dağınık geldi. Bazı cümleler hem aynı başlık altında hem de diğer başlıklar içinde çok tekrarlanmış. Bazen de cümlenin devrikliği veya noktalama işareti eksikliği okunan metni kavramayı zorlaştırdı. Tekrar tekrar cümleleri okumam gerekti. İçerikten bahsedecek olursam birinci bölüm ülke ve dünya tarihinde önemli yer edinmiş kişilerin portrelerinden oluşuyordu. İkinci bölüm ise çoğunlukla İlber Ortaylı'nın yaşamında yer edinmiş kişileri içeriyor. Bir sürü değerli isim ve kitap hakkında bilgi sahibi oldum.
İlber hoca'nın tarihi ve yaşayan şahsiyetler hakkındaki notları biraraya gelince harika bir kitap ortaya çıkmış. Çoğumuzun ismini bildiğimiz tarihi karakterler kadar ismini hiç duymadığımız ve İlber Hoca'nın kitabı olmasa belki de duymadan ömrümüzü tamamlayacağımız abide şahsiyetlerin yaşam öykülerini, mücadelelerini, hayata dair eserlerini, çalışmalarını okuma şansına kavuşuyoruz. İlber hoca ilgimizin olmadığı alanlarda çalışmalarda bulunmuş önemli kişileri anlatırken okuyucu sıkmıyor ve bu kendisinin edebi alanda da yeteneğini ortaya koyuyor.
ilber Ortaylı kaleminden ülkenin geleceğine emek vermiş,profesörlerin,siyasetçilerin tarihçilerin,yazarların ve nice sanat ustalarının kısa kısa hayat hikayeleri. Fazlasıyla keyifli ,kitap başlıklar halinde ve kurgu olmadığı için kitaptan kopma derdi olmadan her gün bir anlatımı açıp okunabilir,zira ben öyle yaptım. Benim için başka hayatlara ulaşma imkanı hep cezbedici olmuştur,bir ustanın anlatımıyla ise daha da keyifli hale geldi.
Bu kitap bana ingilizce dışında 2. Hatta 3. Yabancı dili öğrenmem gerektiğini hissettirdi ve sanat tarihine olan ilgimin yoğunluğunu bir kez daha farkettim. Güzeldi.
İlber hocanın defterinde sadece başarılı devlet adamları yok. Müzisyenler, edebiyatçılar, şairler, ressamlar, tiyatrocular, tarihçiler, arkeologlar, akademisyenler var. Kısa biyografilerine kendi yorumlarını da eklemiş. Kişileri uzun uzadıya anlatmadığından hiç sıkılmadan okunabilir.
İlber hoca herkese kendi alanında böyle bir defter tutmayı özendiriyor. Ayrıca günümüzün selfie kültüründen, geçmişin portre kültürüne uzanmak da heyecan verici.
Kitabı okurken, sanki İlber Ortaylı yanımdaydı ve bana bu kişileri anlatıyor gibiydi, her bölümde onun sesi yankılanıyordu kulaklarımda. Çok güzel anlatmıştı ve gerçekten anlatanın o olduğu çok belli oluyordu. Çoğu bildiğim kişilerdi ama bildikleriminde farklı bir şeylerini, özelliklerini keşfettim ve yeni bir sürü insanla tanıştım. Sanki bir kitap okumamış, her sayfada yeni bir insanla tanışmış ve İlber Ortaylı, o insanları bana anlatmıştı ya da onları bana tanıştırmış gibi hissettim.
Bir tarihçi olarak gerek çalışmalarına gerekse yaşamındaki hayatına giren kimselerin portlerlerine yer vermiş. Hoş bir çalışma. Ulu orta yerlerde bulunmayacak bazı bilgileri hocanın kendi yorumuyla, kendi bakış açısından okumak fena değil.
Bazıları duyduğum bildiğim, bazıları ilk defa isimlerini duyduğum onlarca akıllı ve etkili insanla tanıştım. İlber Hoca'nın tadına doyulmaz üslubu da hediyesi.
Hoca her zaman dağınık anlatır ama bu kitap daldan dala, konudan konuya tam bir şölen olmuş. Bazı zamanlar anlatılan portreden sapıp yan konulara da değiniyor. Takibi zor bir eser.
''Artık insanlar şiir okumuyor. Oysaki şiir okunmalı ve düşünülmeli; ancak o zaman Mehmet Akif gibi şairlerimiz olacak. Tabi bunlar dünkü Mehmet Akif gibi olmayacak. Benim dediğim değişen Türkiye'nin anlaşılması. Zamanını ve zeminini anlamayan bir aydın sınıf önderlik yapamaz.
Türkiye'nin 20'nci yüzyılda toplumumuzu etkileyen büyük şair ve düşünürleri birbirlerini takdir ederdi. Nazım Hikmet, ''Akif büyük adam, inanmış adam'' derdi.''