Cem Akaş (1968), daha ilk öyküsünde (“Gerçeğin Öte Yanında”, 1987) öykü ve romanın “olmuş ya da olabilecek olayları” anlatan yazılar olmadığının, temelde bir dil ve üslup işi olduğunun bilincinde olduğunu kanıtlamıştı. O zamandan beri de öykü, roman, deneme gibi edebiyatın hem kurmaca hem de kurmaca-dışı alanlarında (benzetme yerindeyse) “Calvinogiller” arasında yer alıyor ve bu takımın bütün üyeleri gibi edebiyatta asıl değer yaratanın “söylenen” değil “söylenmeyen, eksik bırakılan” olduğunu okurlara ve eleştirmenlere gösteriyor.
Cem Akas (born 1968) is a Turkish novelist, who was born in Mannheim, Germany. He was educated in Turkey and the United States in Chemical Engineering (BSc), Political Science (MA) and Turkish History (PhD). He has worked for Yapi Kredi Publications, Istanbul, between 1992 and 2004. In 2004 he left YKY and formed his own publishing group: G Yayin Grubu.
Cem Akaş'ı idefix'in listesinde Sincaplı Gece kitabıyla gördüm ilk defa. İlginç bir yazar olacağını hissetmiştim nasıl olduysa ve o kitabı ile birlikte bir kitabını daha sipariş ettim ki genelde yeni tanımak istediğim bir yazarın 2 kitabını birden alırım. Öncelikle bu kitaptan başlayayım dedim. Yine, neden bilmiyorum. Sonuç olarak kitabı çok sevdim. Bir kere isminin hakkını veriyor. "Eksiltmeli öyküler" Bir hikayede cümlelerin son kelimeleri yok mesela. Öykü akıyor yine de. Bir öykü de meşhur Da Vinci şifresine konu olan Baronzio'nun Laboris Sanctum'u var. Bir başka hikayede çok ilginç bir öykü var onun için ayrı parantez açmak isterim. Cusano'nun 1850'de yazdığı "Eksiltilmiş Duygular" kitabından bahsediyor bu hikayede. Bahsedilen kitabın konusu gerçekten çok güzeldi. Dünyadaki bütün duyguları yaşayıp saklamak ve dev bir duygu kütüphanesi haline getirmek isteyen bir çiftin kütüphane kurmaları ile başlayan bir öykü. İlginçti. Genel anlamıyla çok güzeldi kitap da. Cem Akaş, entelektüel seviyesi yüksek olan bir yazar. Mühendis olduğunu anlayınca da, sevgim biraz daha arttı.