"Şems! Ey seyyarelerin en tekinsizi! Çarpacak bir beni mi buldun? İyi ki beni buldun. Hoş âmedî! Hoş âmedî! Seni arıyordum Şems! Ama dağıla dağıla. Seni bekliyordum Şems! Ama savrula savrula… Allahım beni Şems ile yarala! Öyle yarala ki akan gözyaşlarım cehennemi söndürsün. Ağlamaktan kör olup görmesem de cennetini. Sen varsın ya! Şems, Kimyanın yüzüne doğru eğilirken, pencereden bir ışık huzmesi süzüldü odaya. Oda göz kamaştıracak bir şekilde ışıkla dolmuştu. Bir gül kokusu yayıldı odanın her yanına. Kimya başını pencereye doğru çevirdi. Hemen ayaklarını dizlerine, dizini ise karnına doğru çekti. Tıpkı bir bebeğin anne karnında durması gibi. Kimya yatağın içinde doğrulmaya çalıştı. Tebessüm etti. Dudağından; "Efendimiz... Efendimiz..." Başı yastığın sağ ucuna düştü."
Herkes kendi yüreğinin diline uygun kitaplar okur. Bu kitapta okuyucu, içinin içtenlikle dolu sesini duyacaktır. Her bir bakışı ömrünün Şemsini arayan, her bir adımı özünün aşk kapısını aralayan, Kimyanın sessiz ağıtına aşkın gözyaşları ile katılan, o saf yüreklerini okuyacaklar.
Sinan yağmur,1965 yılında Kırşehirde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı, Kırşehir İmam hatip Lisesi'nden 1984'de,Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesin'den de 1990 yılında mezun oldu. Aynı yıl kelam ve islam felsefesi ana bilim dalında yüksek lisansa başladı. 1991 yılında Kadınhanı İmam Hatip lisesinde öğretmenliğe başlayan SİNAN YAĞMUR sırasıyla KONYA İHL ve Meram Dr. Ali Rıza Bahadır İHL de idarecilik görevlerinde bulundu, halen Naciye Mumcuoğlu lisesinde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olarak görevini sürdüren Yağmur, evil ve 2 çocuk babasıdır.
Hep Aynı şeyleri söylüyormuş gibi hissettim. Son kısımda Kimya’nın mektuplarına sanki ihtiyaç yokmuş. O kısmı okudukça platonik aşk değilde sanki takıntılı bir aşıkmış gibi. Kitap da daha çok soru-cevap şeklindeki bölümler güzeldi
İlahi aşkın beşeri aşka dönüşmesi mi desem, yoksa tek aşk ilahi aşk mı bilemedim... Bildiğim ve şahit olduğum bir Kimya Hatunun aşkı var ki Şems'in güneşliğine ışık, sıcaklık katmıştır...
Bu ne güzel derttir. Öyle bir derdin olmalı ki bin dermana değişmeyesin. Peki bu güzel dert nedir? "Ey Rabbim! Senin sonsuz birlik okyanusuna dalmama izin ver!"
Serinin 3. kitabı, bundan öncekilere göre edebi özelliği daha fazla. Tarz olarak Nuriye Çeleğen'in Aşk-ı Sükun'una benziyor. Çokça beğendiğim, altını çizdiğim bölümler oldu. Yalnız bu kitabında yazar, benzer türde eserleri olan yazarlardan etkilenmiş gibi görünüyor, süslü anlatımın yanında gerçekliği tartışılır hikayelere de yer vermiş. Genel olarak okunası bir seriydi.
serinin ilk iki kitabına göre sıkıcı geldi belki de olayların 3. kez tekrarlanmasından. bir de bir kadının (kimya hatun)dilinden anlatılmasıyla paralel olarak uslup ilk iki kitaba göre daha edebi ve süslü. bu da kitabın okunurken bayma nedenlerinden biri bana göre :)
seriyi tamamlaması açısından güzel bir kitap olmuş. Kimya nın aşkı çok büyük.. ama kafam maalesef 15 yaşındaki bir insanın bu kadar büyük sevmesini kabul etmedi.. yaşını bir tarafa bırakıp okuduğumda etkilendim ben de tabi ki.. bazı yerlerde biraz fazla edebi geldi ara kopmalar oldu bende..