Tanrılar bir yıkım gönderdiğinde insanoğlunun kibri kıyametin önüne geçti. Kaos diyara sirayet etti ve insanoğlu sihri keşfetti. İnsan diyarı bir günah işledi. Peri diyarı bir günah işledi. Ve o gün, Aynaların Çağı en soğuk kışa döndü.
Bir gece beklenmedik şekilde yansıması kaybolan Rena, aynaya tekrar baktığında onu görür. Kâbuslarına hükmeden adamı, Kâbus Gözcüsü’nü… Bilmeceye doğru cevabı verdiğinde ise Kâbus Gözcüsü’nü aynanın esaretinden kurtarırken lanetin sıradaki kurbanı olduğundan habersizdir. Kâbus Gözcüsü ile yapılan sıra dışı bir anlaşma… Perilerin dahi hizmetkâr olduğu kadim bir diyar… Adını fısıldayan güçlü bir kehanet… Kaderi bir gecede baştan yazılan Rena’nın hiç bilmediği bir diyarda çözmesi gereken sırlar vardı. Diyarın kalbi günden güne zayıflıyordu ve savaş yaklaşıyordu. Mienas Krallıkları onun kalbini istiyordu. Saklı Diyar ise yansımasını... Peşinde olduğu cevaplarla her gün ölüme bir adım daha yaklaşan Rena, kalbini korumak pahasına ne kadar ileri gidecekti?
Yaklaş küçük kız… Yansımanı çalanlar seni bulacak. Saklan… Saklan… Saklan… İmparatorluğun kalbindeki yozlaşmış sır seni ele geçirecek. Diyar seni arıyor… Aynalar seni hapsettiğinde ona itaat et. Yozlaşmış Harabeler onu bekliyor.
Potansiyeli olan bir konusu var evet, ama bir fantastik evren bu şekilde kurulmaz, fantastik eser yazmak "ben yazdım oldu" demek değildir. O evrenin de sınırları olur, kuralları olur ve okuyucunun bu kuralları net bir şekilde anlaması gerekir. Tam olay gerçekleşirken "haa bu arada şu olursa bu olur bu evrende" diye araya sıkıştırılmaz bilgi yani. Güzel bir fikir bulmuş yazarımız ama ne yazık ki kurgulayamamış. Bir ton senaryo boşluğu vardı, evren çok temelsizdi ve esas kız inanılmaz derecede sinir bozucuydu. Keşke daha iyi olabilseydi.
Öncelikle belirtmem gerekiyor ki ilk kez bir Türk yazar okudum. İlk Türk yazar kitabım Emre Gül’ün kitabı Yozlaşmış Harabeler Aynalar Çağı kitabı.
Kitabın son sayfasına kadar merakla okuduğum bir kitaptı. Gerçekten yazar evreni çok güzel kurmuş. Okurken şimdi ne olacak, neden bunu yaptı sürekli bu moddaydım. (˶˃ ᵕ ˂˶)
Konusundan biraz bahsedeyim. Rena sürekli peşini bırakmayan hastalıklarla uğraşan bir kız. Sürekli aynı rüyayı görüyor. Rüyada bir ses sürekli kendisini çağırıyor ve garip bir bilmece soruyor. Ne olduğunu anlamıyor başta ve bunu arkadaşına paylaştığında arkadaşı sadece bir rüya olduğunu bu kadar takmaması gerektiğini söylüyor. Ta ki o geceye kadar. (⸝⸝๑ ̫ ๑⸝⸝⸝)
Rüyasında gördüğü adamı karşısında görünce ilk önce yine rüya gördüğünü sanıyor ama gelin görün ki öyle değil. Daha sonra ayna karşısına geçen Rena bilmecenin cevabını doğru biliyor. Ama bu cevap ne yazık ki kendisine bir ödül değil lanet getiriyor. Olaylar bundan sonra başlıyor. (⸝⸝ᵕᴗᵕ⸝⸝)
Aynadan kurtulan Düş ve Kabus Sarayı Lordu Aryen artık kendi lanetinin Rena’ya geçtiğini tıpkı kendi gibi bir gün ayna da hapsolacağını söylüyor. Rena başta inanmak istemiyor ama ayna da kendi silüetini göremeyince gerçeklikle yüz yüze kalıyor. Bundan sonra ki maceramız da Aryen kendisini bu lanetten kurtarmak için onu Mienas denen diyara getiriyor. ⸜(。˃ ᵕ ˂ )⸝♡
Rena ve Aryen’in hem diyarı için mücadeleri hem de aşkları için yaptıkları fedakarlıkları okumak benim için çok güzeldi. Tüm bu macerayı okurken sevdiğim bir diğer karakterler de Erin ve Enfer oldu. İkisini shiplememin önüne kimse geçemez. (ദ്ദി˙ᗜ˙)
Anlatmadığım o kadar duygu var ki inanın kâğıtlara, sayfalara sığdıramam. Diğer kitabını gerçekten merak ediyorum. Onu da en kısa zamanda okuyacağım. Kesinlikle tavsiye ederim. ♡(.◜ω◝.)♡
Kitabin kirgusu güzel işlense gerçekten potansiyeli olan bir kitap olabilirdi . Yazarın ilk fantastiği diye ağırdan alıyorum . Yazarın dili normalde kötü değil ( bence) ama bu kitapta bence yazarın dili iyi değildi ve okurken " acemi yazılmış fantastik " kokusunu alıyorsunuz . Kurguda boşluklar var , okuyucunun evreni öğrenme sürecini bence yazar yeteri kadar iyi yönetememiş. Okurken olaylar bambambam geliyor ilk başta "Noluya la!" oluyorsunuz ama belli bir yerden sonra olayların yeterli kadar detaylı işlenmemesi ve ŞAK diye diğer olaya geçilmesi şahsen benim ayarlarımı oynattırdı. Ve bu olayların hemen "ee tamam hallettik hadi yeni tasalar , action !" oldu bittiyse getirilmesi belli bir yerden sonra mantık hatasına sebebiyet veriyor(Spoilerli bir şekilde açıklasam okuyanlar eminim ki bana katılacaklardır) . Zaman geçsin diye mantık hatalarını sallayarak kitap okuyabiliyorsanız okunur (readingslupmta falan "yeter ki okuyam bir şeyler !" oluyoruz ya belki o çaresizlikte mantık hatalarını es geçerek okuyabilirseniz de okunur , bende öyle oldu). Ama onun dışında önermem.
Türkçe bir fantastik kitap okuma hevesiyle aldım ve ilk girişte bile açıkçası beklentim ortaokulda okudum fantastik wattpad kurgularındaki kadardı. Kitabın ortalarına doğru tam beni çekti diyordum ki kitabın sonları yeniden ortalığı karıştırdı. Belli olaylar için kurulan temeller birden yıkıldı, bir anda daha yeni girdiğimiz bir fantastik evrende "aa bak buraua gidip bunla konuşalım ama oraya gidince de o bizi buraya yollayacak" sonra bir anda hapsoluyoruz falan? Kitap 500 sayfa olmasına rağmen tüm yükünün son 100 sayfada yaşanmasına gerek yoktu. Yaşanan şeyler 200 300lü sayfalarda başlasa bile kitabın etkisi çok daha farklı olurdu. Yine de sırf merakımdan ikinci kitabı alıp okuyacağım, umarım ikinci kitapta akış daha düzgün ilerler
Açıkçası okumaya başladığım zaman bu ne mantıksız senaryo, noluyo diye düşündüm ama kitap ilerledikçe parçalar yerine oturdukça, waow demek bu yüzden böyle ooluyor diye düşündüm. Çok güzeldi, Aryen'imi özledim. Rena da çok şaşırttı. Boş vaatler veriyo, anca tutamayacağı sözler öylüyo diye bi düşünceye kapılmadım değil am kitabın sonlarına doğru Rena'm güçlerine kavuşunca harbi dediği gibi yapıyo. Rena ile Aryen ilişkisi ağağağağ. Rena yatakta başka bir kadın ya Aryen, Aryen zaten hot boy birde yatktayken WEEEE.
Konusunu beğenmiştim , sırf bunun için okudum ama dayanamadım 300. sayfalarda bıraktım inanılmaz derecede beğenmedim. Fantastik evren öylesine aklına gelenleri yazmışcasına kötüydü. Yazım dili kötüydü hele ki smut sahneler [sevişme,öpüşme vb.] resmen başka kitapdaki betimlemeleri yapıştırmış gibiydi kesinlikle söyleyebilirim ki smut sahnelerin yazım dili katlanılmazdı. Tek güzel şey ilk 50 sayfada ki kitabın konusuydı o konu ile çok iyi iş çıkarılabilirdi ama yapılamamış malesef. Tavsiye etmem.
bu kitabın nasıl oyuncak müzesinden puanı düşük??? anlamıyorum okumaya yeni başladığım zamanlardı ve buda yeni cikmisti ve ben merak edip şans eseri almistim ve cidden çok güzeldi benim gönlümde 10 olsa 10
İlk 200 sayfada aşırı sıkıldım ve bunaldım sıkıldım sonrasının gideri var gibiydi lakin ana karakterlerin davranışlarına gıcık oldum ayrıca kurgunun bir temeli yok olacakmış olmamış
Çok severek okuduğum bir kitaptı. Yazarın ilk fantastik kitabı olmasına rağmen çok başarılı, ayrıca yazarın diğer kitaplarıda mükemmel. Kitaptaki evren çok anlaşılırdı ve kolaydı yani bu neydi ya diyebileceğiniz bir yer yok. Sadece başlarda biraz sıkılıyorsunuz ama sonradan akıp gidiyor😻
Bilmiyorum… Çok zor bitirdim bir maratonu videosu var kanalımda bulabilirsiniz birazcık daha derdimi anlattığım detaylı bir maraton aslında.
Burdan anlatıcak olursam çok yavaş ilerlediğini düşünüyorum ve 500 küsür sayfada neredeyse hiç bir şey olmamış gibi hissediyorum ne evreni doğru düzgün görebildik ne de bir sonuca varabildik.
İkinci kitabı çıktı ama devam etmek istemediğimi düşünüyorum Emre’nin yazımına olan ön yargımı kırmaya çalışıyorum başka kitaplarla deneyip ön yargım kırıldığı zaman tekrar bir şans vermek olabilir.