Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yeşilçam Dedikleri Türkiye

Rate this book
Paperback. 13,00 / 19,50 cm. In Turkish. 608 p. En güzel siir de birlikte olmanin siiri. Onu yaz yazacaksan! Sevismek de dayanisma degil mi? Pervin'le dün gece bölüstüklerimizin sürüp gitmesi, bütün bu görünenler. Grev çadirinda'da onu anlatmak istiyorum. Nasil? Bulamadim daha; kolay mi?.. Yalniz onu da anlatmak istemiyorum. O çadira kapatilmaya baskaldirmak gerek. Sevismek varsa niye kati sinirlar çizilsin? Birkaç çirkinin yol kesmesiyle yitecek mutluluk, yalanin bir parçasi demek... Hem de en kötü parçasi... Faizi bile vardir!.. Koy çelik kasaya, sakla!.. Insana, yakisan verilmeli. Bir de, sunlarin anlamayacagi dizeler söyleme sakin. Benim anladigimi onlar niye anlamasin? Öyle degil biliyorsun... Güçlük de orada... Bakma sen bu samataya, onlarin her seyi anlayacaklari gün epeyi ilerlerde daha. Anlatamayinca böyle söylersiniz. Öyle iyi anlar ki onlar... Bunca toplanmasini bilecekler de dogrulari söyleyeceksin, anlamayacaklar!.. Gülüsüp konusmalarina bak sunlarin, birbirlerine yemek uzatislarina... Ellerini çektiler, kaldirim tasina döndü su duvarlarin ötesindeki makineler... Kös kös bekliyor hepsi... Salt onlarin dogrulari yeterli olsa.

644 pages, Paperback

First published January 1, 1986

1 person is currently reading
142 people want to read

About the author

Vedat Türkali

34 books136 followers
1919 yılında Samsun’da doğan Vedat Türkali, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Türkoloji Bölümü’nde tamamladı. Maltepe ve Kuleli askeri liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.
Vedat Türkali 1944-1950 yılları arasındaki ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde elden ele gizlice dolaştırılan şiirleriyle, özellikle “İstanbul” şiiri ile tanındı. Şiir uğraşını hapishane yıllarında da sürdürdü. 1958 yılında tahliye olduktan sonra sinema alanında çalıştı. 40’ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Yazdığı dört tiyatro oyunu, ulusal gelenek ve değerlere dayanan özgün, öncü nitelikler taşır. Türkülerle işlenmiş epik yapıdaki 141. Basamak, 1970’de Ankara’da sergilendi. Aynı özellikteki Bu Ölü Kalkacak, 1976 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda sergilenirken yasaklandı. Dallar Yeşil Olmalı, 1985’te yayımlandı. Yazdığı son tiyatro oyunu olan Şeytanın Kaşık Oyunları (2000) deprem konusunu işlemektedir.
Vedat Türkali’nin ilk romanı Bir Gün Tek Başına, 1974 yılında yayımlandı. Aydınlar arası hesaplaşmaya dayanan umutsuz bir aşk romanı niteliğindeki ikinci romanı Mavi Karanlık 1983 tarihini taşır. Üçüncü romanı Yeşilçam Dedikleri Türkiye Türk romanında bir dönüm noktası olarak anılmaktadır. 1990’da yayımlanan Tek Kişilik Ölüm, gerçek kişilere ve gerçek olaylara dayalı bir dönem romanıdır. Takip eden on yıl boyunca Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği Güven adlı iki ciltlik romanını kaleme aldı; roman 2005’te yayımlandı. 2004 yılında yayımlanan Kayıp Romanlar adlı romanı ise 90’lı yıllar Türkiye’sini, siyasi sürgünden ülkesine dönen emekli bir doktorun gözünden anlatır. Yalancı Tanıklar Kahvesi (2009), 12 Eylül’e giden süreçte geçer. 2014’te Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Bitti Bitti Bitmedi adlı romanında ise Türkiye’nin tartışmalı konularından olan Ermeni meselesini mercek altına almıştır.
Vedat Türkali’nin düzyazıları, söyleşileri, savunmaları Tüm Yazıları Konuşmaları adı altında, 2001 ve 2014’te iki ayrı cilt halinde yayımlandı. Yazarın Kürt sorunu ile ilgili yazıları da Özgürlük İçin Kürt Yazıları adı altında, 2002 ve 2014’te yine iki ayrı cilt halinde yayımlanmıştır.
Vedat Türkali’nin, çocukluğundan tutuklanma sürecine kadarki yaşamından kesitler içeren, Komünist (2001) adlı bir de anı kitabı bulunmaktadır.

Edebiyatın neredeyse bütün alanlarında ürenler veren Vedat Türakli, 29 Ağustos 2016’da hayatını kaybetti.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
43 (45%)
4 stars
31 (32%)
3 stars
19 (20%)
2 stars
1 (1%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 5 of 5 reviews
Profile Image for Melek Guler.
93 reviews
January 4, 2021
Daha önce Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık kitaplarını okumuştum, net şekilde söyleyebilirim ki bu, en sevdiğim Vedat Türkali kitabı oldu.
Yeşilçam'ın hem şatafatlı hem de yozlaşmış yanlarını anlatırken yine klasik bir Türkali özelliği olarak ülkenin toplumsal, siyasal ve ekonomik durumunu fon olarak kullanıyor. Bir birinden farklı üç karakterin ağzından dinliyoruz olayları, üçü de erkek. Iyi ki kadın karakterlerinin iç dünyasını yazmaya kalkmamış dedim, zaten ülkemizde erkekler, kadınları yazmayı beceremiyor, bunu hepimiz kabullendik artık.
O dönemde ilaç üzerinden yapılan vurgunlar da anlatılmış kitapta, okurken bugün yapılan aşı ve çocukların tedavisi gibi tartışmaları düşündüm sıkça, o yüzden daha fazla etkisinde kaldım belki de. Kitapta da dediği gibi, "Ülkede ilaç sorunu yok, Sağlık Bakanlığı sorunu var." Umarım bir gün "Ìlaç Dosyası"nı çekmeyi başaran birileri olur.
Bir de kitaptaki Emine, Pervin ve Seniye karakterlerini birileri yazsa keşke, bunu da Ayfer Tunç hanımefendilerin çok güzel yapabileceğini düşünüyorum, bu da temenni olarak dursun burada.
Profile Image for Hakan Sipahioğlu.
205 reviews24 followers
April 24, 2018
kişileri koruma maksadıyla adlarının değiştirildiği belgeseller gibi, gerçek isimleri ve hikayenin yapısı adına da olayların sırasını değiştirerek bir dönemin yeşilçamına ışık tutan, kültür endüstrisi üzerine bir roman. vedat türkali'nin başta kendisi olmak üzere yılmaz güney, onat kutlar, ertem göreç, cumhuriyet gazetesi-nadir nadi ve eczacıbaşı ailesi gibi bu ülkenin fikir ve sanat dünyasının son kırk yılında iz bırakmış insanlar hakkındaki sıcağı sıcağına darbe sonrası izlenimlerini yansıttığı söylenebilir (narin ceylan karakteri hangi aktrisimizdir bunu ne çözebildim ne de böyle bir bilgiye rastladım). bu bağlamda atilla dorsay'ın türkali başkana yönelttiği çapsız eleştiriyi ve türkali'nin dorsay'a yaradana sığınıp temizinden çektiği sopayı cumhuriyet gazetesi arşivlerinden okuyabilirsiniz. kadın sorununa çokça değiniyor, en devrimci karakterlerin bile kadınlar konusunda aşamadıkları saçmalıkları samimiyetle itiraf ediyor roman belki ama; kadın karakterlerin çok ama çok geri planda kalmış olması, adeta bir romanda mutlaka olması gereken aşk boyutunu tamamlayıcı dekor işlevi görmesi durumu rahatsız edici. şefkatle yaklaşılması gereken saf kadınlar var, erkeğini bırakıp giden hain bir kadın, özgür aşk yaşantısıyla insanın aklını alabilen bir küçük burjuva kadın, türk erkeğinin arzu nesnesi olarak yunan bir kadın, artist kadınlar, çocukları kuran kursuna gönderen bilinçsiz kadın var; ama olayları kendi ağzından yorumlayan, okurun özdeşlik kurmak zorunda kalacağı bir kadın yok romanda ne yazık ki. ama dışarıdan pek bir pırıltılı duran kültür endüstrisinin tüm dünyada olduğu gibi türkiye'de de işçi sınıfının yanındaki aydınlar ile sanat tüccarı liberal kapitalistler arasında kimin ne kazandığını anlamanın çok güç olduğu bir oyun arayüzü ve devletin de asla boş bırakmadığı bir propaganda mecrası olarak aslında nasıl bir kurtlar sofrası olduğunu türkiye'de daha iyi anlatan bir eser var mıdır bilmiyorum. ben bu işlevi sinemada gören ve tv sektörünün perde arkasını anlatan `network` dışında dünyadan da pek ahım şahım örneklerle karşılaşmadım açıkçası, ya da karşılaştım da şu an tam hatırlamıyorum. velhasıl yayın ya da sinema dünyasının sermaye ve iktidarla ilişkili boyutundan özenle kaçınıp içeriğin sonsuz ve sorunsuz yorum dünyasında oynamayı seçenler için "ilaç" niteliğinde.
Profile Image for G. İlke.
1,283 reviews
March 8, 2021
Bana sık sık Tutunamayanlar'ı hatırlatan, ancak onun kadar parlayamamış bir eser. Yeşilçam'ın Türkiye'nin aynası olduğunu detaylı karakter çözümlemeleriyle anlatmış Bay Türkali. Siyasi görüşlerin bunlara en ilgisiz kesimi bile ister istemez içine çektiğini, böyle bir ortamda sansüre takılmadan film yapmanın zorluklarını ve elbette kadın erkek ilişkilerini derin analizlerle gözler önüne sermiş. Karakterlerin monologları esnasında bu derece derinlere dalmak zaman zaman biraz bunaltıcı oluyor tabii ama kitabın hareketli bir olay örgüsünden ziyade kişilerin iç dünyasına odaklandığını göz önünde bulundurmak gerekir. Bu bağlamda, kitabın gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. =)
Profile Image for Sinan Sağlam.
38 reviews3 followers
December 26, 2020
Yeşilçam'ın son yılları, 80 darbesi öncesi ve sonrası siyasi karışıklıklar, gazeteciler, işçiler, senaristler, yönetmenler, oyuncular... Hepsinin içinde bulunduğu durum Vedat Türkali'nin her zamanki akıcı ve keyifli üslubu ile anlatılmış.
Profile Image for Onur Ozturk.
4 reviews
May 5, 2020
Başlarda biraz ağır gitse de üsteleyip devam etmenizi öneririm. Çok beğendiğim bir roman oldu.
Displaying 1 - 5 of 5 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.