Sevgiden hep alacaklı çıkanlar. Eşya satarak geçinen soylu, hüzünlü zenginler. Otelleri seven, otellerden hayat çıkaran dullar. Adı bile yoksul anlamına gelen işsizler. Üveyler, her yerde eğreti duran, dürüst, çocuk gönüllü yabancılar. Başkaları adına da utanabilenler. Her zaman, az biraz yakın olanlar ihanete. Önünde biri eğilecek diye ayakkabı boyatmayan, İETT’den emekli hacı amcalar. Gazetelerin sadece üçüncü sayfalarında gördüklerimiz. Öleceğini öğrenip uzun yolculuklar kuranlar. Misafire kahve ile likör ikram etmekten vazgeçmeyenler. Geçmişin peşine düşmüş dalgınlar.
Güneydoğu’da savaşmış, hiç tanımadığı birilerini öldürmek zorunda kalmış askerler.
Hikâyeler, onlara…
Pavyona hiç gitmemiş halk çocuklarına. Bir ayağı faşizmde, anlamı kapı dışarı etmiş, zar atma delisi olmuş “büyük” şairlere.
12 Eylül 1980’in devrimcileri, o güzel insanlara, hayatı yakılıp yıkılanlara.
Hikâyeler; ipini kendi çekenlere, en çok da onlara.
1977 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Elektronik- Bilgisayar Bölümü’nü bitirdi. Yazdıklarıyla Adam Sanat, Adam Öykü, E, Varlık, Öküz, Virgül, Eşik Cini, Sarnıç, Notos Öykü, Express ve benzeri dergilerde göründü. Yanı sıra Radikal, Cumhuriyet Kitap, Yurt gazetelerinde yazıları; Birgün gazetesinde köşe yazıları yayımlandı.
Şiir, öykü, roman kitapları yazdı, kitaplardaki yaşa geldi.
Şiirleri İngilizce, Arnavutça, Bulgarca, Ermenice gibi çeşitli dillere çevrilen Caymaz, yurtdışında da birçok festivale katıldı.
Öğretmenlik, bilgisayar programcılığı vs işlerden sonra son sekiz yıldır editörlük, bağımsız yazarlık ve reklam ajanslarında düzeltmenlik yapmaktadır. “Bağımsız”ı özenle vurgular. Bunun dışında son birkaç yıldır kendi hazırlamış olduğu Yaratıcı Okurluk atölyesiyle genç – yaşlı birçok okura ulaşmış, “iyi okurun kötü yazardan iyi olduğunu”, “büyük yazarları ancak büyük okurların okuyabileceği” düşüncesini yaygınlaştırmaya çalışmıştır.
Bir iki ödül daha aldıktan sonra ödüllere de karşı çıkacak…
Onur Caymaz'ın ilk okuduğum kitabı. Birkaç öykü benzer duygular taşıyor. Tamamına baktığımda ise şiirsel bir anlatım var. Cümleler birbini güzel tamamlıyor. Okurken Metin Kaçan'ın Ağır Roman'ını okuyor hissi taşıdım. Bazı betimlemeler gerçekten güzeldi. Eğer puslu hikayeler seven var ise denemeli. En sevdiğim öyküler ise, - Üvey, Dul Oteli ve kitabın ismini veren Gece Güzelliği oldu. Taşıdığı anlam itibari ile Anahtar Kelime' de ayrı bir güzeldi.