"La grana della voce" raccoglie le interviste che via via Barthes aveva concesso sul suo lavoro, i suoi libri, le sue ricerche e convinzioni. Conta in queste pagine, come il titolo dice, la grana cioè il tono, l'affabilità o la ritrosia di chi parla. Siamo su un altro versante da quello del Barthes saggista, in cui la pagina, la scrittura hanno una logica e un comportamento diverso dall'intenzione di dire in presa diretta (e con altra estensione) temi, argomenti, ragioni. "Mi assumo di più come soggetto", dice Barthes ad un certo punto: anziché un discorso, uno sviluppo saggistico, qui viene in primo piano un essere ed una ragione di essere. E' anche un modo di assegnare un ruolo diverso all'ascoltatore, al lettore, all'interlocutore, che non è quello di chi partecipa ad una più o meno oggettiva verità comune, ma di chi è a contatto con una persona e con un mondo: il critico, il semiologo, il letterato non sono figure, ma ruoli e persone. "La grana della voce" ha così un doppio spazio di lettura: aiuta a fermare punti e momenti del lavoro di Barthes, chiarendo e puntualizzando alla luce di un'esperienza che è dello stesso Barthes, dei suoi umori e delle sue intenzioni. Ma è anche una affascinante esplorazione di quell'esigenza autobiografica che rappresenta la crescita più interessante, più problematica del Barthes degli ultimi anni e degli ultimi libri.
Roland Barthes of France applied semiology, the study of signs and symbols, to literary and social criticism.
Ideas of Roland Gérard Barthes, a theorist, philosopher, and linguist, explored a diverse range of fields. He influenced the development of schools of theory, including design, anthropology, and poststructuralism.
Barthes müthiş bir adam, çok derin ve aynı zamanda duygularını da rahatça açabilen bir göstergebilimci. Bu söyleşilerden aklımda kalan ilk şey, esasen, arzu'nun moderniteden kovulmasına itiraz olacak. Bazı söyleşiler fena zorladı beni, bazıları ise muhteşemdi.
"Belli bir tarihsel durumda bütün aydınlar sınıfı -eğer savaşmıyorlarsa- potansiyel olarak dandidir."
"Roland Barthes için yaşama elverişli yer farklı değerlerle temsil edilir. Örneğin rahatlık, bir yapıya sahip olma, yazmaya olanak verme, anarşist yani hiyerarşiden arınmış olması, herkesin arzusunun birlikte var olabilmesi ve son olarak alışkanlık ile sürpriz arasında bir denge sağlaması."
"Amatör kavramı çok önemli. Amatörün durumunun olağanüstü faydası imgesel narsisizm içermemesidir. Amatör olarak bir çizim veya boyama yaparken imago ile yani bir çizim veya resmi yaparak kendimize dair vereceğimiz imge ile ilgilenmeyiz. Dolayısıyla bu bir özgürleşme, neredeyse uygarlıktan özgürleşmedir. Fourier tarzı bir ütopyaya dahil edilebilir. Varlıkların başka varlıklarda uyandıracağı imgeyle ilgilenmeden hareket edeceği bir uygarlık."
"Sözümüz özellikle uluorta konuşurken ağzımızdan çıktığı anda teatraldir."
Lacan ve Barthes şöyle düşünüyor: Insan simgeseli oluşturmaz, simgesel insanı oluşturur. Insan dünyaya dahil olduğunda zaten var olan simgeselin içine girer, simgesele girmezse insan olamaz.
"Kendimizi sıfatlarla düşünemememizin yanı sıra bize uygulanan sıfatları da asla doğrulayamayız. Bunlar bizi dilsiz bırakırlar."
"Dolaşı arzu'nun seyahatidir. Kendi arzusuyla ilişkili olarak tetikte, arayış durumunda olan bedendir. Ayrıca dolaşı karşılaşmaya "ilk kez"e vurgu yapan bir zamansallıktır. Sanki ilk karşılaşma işitilmemiş bir ayrıcalığa sahipmiş gibi : Her türlü tekrarın dışında olma ayrıcalığı."
"Fransa'da bugün etrafıma baktığımda asıl meselenin baskıdan ziyade keyif dürtülerinin eksikliği olduğu izlenimini ediniyorum. Psikanalizde buna 'arzusuzluk' -aphanisis- denir."
Me costó entrar, pero acabó siendo muy sugerente. Me encantaron los conceptos de "lector como creador virtual" ("la obra dura en tanto es capaz de parecer diferente de lo que su autor la hizo") y la escritura como "sismo que hace vacilar el conocimiento, el sujeto opera un vacío de palabra".
Deze bundel met interviews blijkt een perfecte introductie te zijn tot het werk van Barthes. En dat terwijl hij een paar keer aangeeft eigenlijk helemaal niet van interviews te houden. Want natuurlijk schrijft hij liever. En toch werkt het. Waarom? Sowieso is Barthes een prettige gesprekspartner: eloquent, aimabel, die graag pleidooien houdt voor een soort zachtaardig hedonisme. En het interview dwingt hem toch tot uitleg en verklaring, wat het soms een prettige didactische insteek geeft. De verzameling volgt de periode 1962–1980 chronologisch, zodat veel van zijn boeken, op het moment van verschijnen, aan bod komen. Barthes is dan, na Mythologies, al een bekende intellectueel met een heel eigen positie in Frankrijk. Hoe dan ook, veel moois: het interview met Rivette, zijn liefde voor Japan, zijn herhaaldelijke tegenstribbelen dat hij een slechte lezer is, en een lang interview met Bernard-Henri Lévy, die een hele goede interviewer blijkt te zijn, semi-nonchalant, neemt niet snel genoegen met antwoorden.
“We have embalmed our speech like a mummy, to preserve it forever. Because we really must last a bit longer than our voices; we must, through the comedy of writing, inscribe ourselves somewhere” (3)
“Writing is the art of asking questions, not of answering or resolving them” (9)
Me encanta Roland pero para leer estas entrevistas necesitas mucha cultura, mucha lectura de varios escritores y de el mismo, pero cultura de todo tipo cine, semiología, psicología, etc. Por lo tanto no fue de mi gusto porque no entendía del todo las referencias aunque hay partes de sus análisis que si me gustaron, y me marcaron.. como que el habla es peligrosa por su impulsividad y las palabras porque nunca terminan de decir lo que quieren decir, y el hecho de que estamos obligados a que nuestra voz dure más, para que esta quede inmortalizada.