yaşarken müziği eski bulunup unutulan bach, ölümünden yüz yıl sonra keşfedilmiş. bu ilk keşiften sonra milyonlarca insan yüzyıllardır onu kendi hikayelerinde keşfetmeye devam ediyor. mesela benim hikayemde bach, müzikten uzaklaştığım, neredeyse dinlemeye bile tahammül edemediğim bir dönemde kendini gösterdi bir kahraman olarak. sözsüz olsun, farklı olsun, eski olsun gibi kaba kriterler beni brandenburg konçertolarına nasıl getirdi bilmiyorum. dinler dinlemez büyülendiğimi de söyleyemem elbette. ama uzun süre, haftalar belki aylar boyunca bu konçertoları dinlemeye devam ettim bir şekilde. kulağım zamanla alıştı müziğe, alıştıkça daha çok dinlemeye başladım, satın alıp telefonuma indirdiğim tek bir albüm vardı, müzik uygulamam-“premium aboneliklerim” yoktu, sonra glenn gould yorumuyla goldberg varyasyonlarını dinledim ve sonra farklı kayıtlar, yeni yorumlar, tabii yeni kulaklıklar, hoparlörler… ve evet yeni ufuklar.
bach’ın müziği anlatan, çok anlatan ve olabildiğince anlaşılmak isteyen bir müzik. elbette dinledikçe, çok ve olabildiğince odaklanarak dinlendikçe kendini açıyor ve fakat bir yandan da böyle dinleyebilmek için bilmek, öğrenmek gerekiyor. yüzyıllar öncesinin kilise müziğinin gelip hayatınıza dokunması, evet müziğin gücü ve hatta mucizesidir ama bu müziğin zamanını, bestecisinin hayatını ve kişiliğini bilmek, dinlediğimizi anlamaya, anlamlandırmaya ve biraz da akılla dengeleyerek derinleştirmeye götürecektir bizi. bugün kantat, partita, pasyon dinlemek ayıp değil, dinlediğini biraz olsun öğrenmemek ayıp!..
aydın büke’nin bach biyografisi işte bu “biraz olsun öğrenme” ihtiyacını karşılıyor. bach hakkında türkçe kaynak bulmak bir tarafa, diğer dillerdeki önemli biyografiler de türkçeye çevrilmediği için büyük bir boşluğu bir ölçüde dolduruyor. hem türkçe okuyor, hem de diğer dillerdeki biyografilerden haberdar oluyoruz. bach’ın hayatına, eserlerine dair internetten sınırsız bilgiye ulaşılabilecek olsa da, bilenler bilir, kitap başka bir şey. bach’ın hayatını ana hatlarıyla aktardığı ilk bölümden sonra, özellikle bach’ın az bilinen eserlerini daha detaylı-daha teknik incelemek isteyenler için de güzel bir giriş oluşturuyor, güzel bir kaynakça sunuyor aydın büke. ne diyelim, kendisine teşekkür edelim elbette. daha fazlasının, daha iyisinin yapılmasını dileyelim ve bach dinleyelim elbette.