Gecenin sessizligini bozan derin nefes alip vermelerini, hizla carpan kalp atislarin takip etti. Bu kadar korktugunu hatirlamiyor, belki de bundan daha heyecanlisini yasayacagini sanmiyordun.Yaniliyorsun…Siradan hayatin, deger verdiklerin, arzuladiklarin… Her sey cok uzak, bir o kadar da yakin… Karsinda cozmen gereken sifreler, tamamlaman gereken gorevler var. Uyanman icin Gecenin Gizemli Oyunu'nu tamamlamak ve gecmise tersten bakmak zorundasin.Bu gece, gecmisin izlerinin pesine dusmeye, bilincaltinla yuzlesmeye, paradokslarla cevrili ruyalar ilemine dalmaya hazir misin?SIMDI GoZLERINI KAPAT. OYUN BASLIYOR…Sayfa 368Baski 2016 Timas Yayinlari
Paradokya, Timaş yayınlarından fantastik kurgu türünde çıkmış bir kitap.Arkadaşımın önerisiyle okumaya başladığım bir kitap oldu.
Kitabın kapağını sevdim arka kapak yazısına ise ba-yııl-dıım.
Ve büyük bir heyecanla okumaya başladım.
Giriş kısmında ''Tamam,'' dedim ''bu kitap harika bir şey çıkacak.''Ama yanılşmışım.Kitapta o kadar çok eksik var ki hangi birisinden başlayacağımı şaşırdım.
Birden çok karakter barındırıyor ve bu karakterlerin bir tanesi bile favori karakterim diyebileceğiniz karakterlerden değil.Sanki içi hava dolu şişme balon gibiler. Onların karakter olduklarını biliyorsunuz ama hepsi şişirilmiş.Kişiliklerine dair hiçbir bilgimiz yok. Yazarın donatması lazımdı onlara bir ruh vermeyi unutmuş gibi.Oktay çıkarcı birisi olabilirdi mesela, Kemal sinirli. Ama bizimkiler o kadar masumlarki kitabı okurken ''çocuk kitabı mı okuyorum ben ? '' düşüncesine kapıldım.
Karakterlerin dış görünümünü anlatan tek bir cümle yok. Sen kitap yazıyorsun sayın yazar anlat biraz. Kafamda bir şablon belirsin onun içini sen kelimelerini kullanarak boya, doldur.
Okuduğum bir kitapta her zaman yakın hissettiğimiz bir karakter olur. Onun ne yapacağını, ağzından hangi kelimenin çıkacağını öğrenmek için çeviririz sayfaları.Burada bunun eksikliğini çok hissettim.
Ve duygu eksikliği. Bu benim olmazsa olmazlarımdan. O kitabı hissetmem gerekiyor. Zaten biz neden kitap okuyoruz ? Çünkü bir şeyler hissetmek için. Kendi sıkıcı monoton hayatımıza yeni bir heyecan yeni bir doku katmak için. Sanki buzdan bir küpün içine konulmuşuz ve çevremizi alevler sarmış yazar yanımıza gelip kulağımıza ‘’birazdan alevden yanacaksın.’’ Diyerek fısıldıyor. Fakat biz soğuktan başka bir şey hissedemiyoruz çünkü yazar buzdan kabuğumuzu kıramıyor.
Yazarın bizi doyurması gerekiyor.Bize bir yemek hazırlaması gerekiyor fakat o elimize peynir ekmek veriyor. Kurduğu cümleler o kadar basitki. O şunu yaptı . O heyecanlandı. O üzgün hissetti. Duygu suyuna batırılmadan önümüze konulmuş.
Elimde okunacak kitabım kalmamıştı bu yüzden biraz daha oku Ayşe dedim. Ve kitabın ilk bölümünü bitirdim.
İkinci bölümde ise –yarısını okudum- birinci bölümdeki olaylarla neredeyse aynı olaylar yaşanıyor. Örneğin : birinci bölümde çocuk, kitabı okuduktan sonra uykuya yenik düşmemeye çalışıyor ve ardından ‘’yi de ne kadar dayanabilirim ki ? ‘’ diye düşünüyor. İkinci kısımda ise başka bir çocuk aynı şeyleri tekrar ediyor.
Bunca eleştiri saydın döktün ama niye 224 sayfa okudun diye sorarsanız şöyle açıklayayım: kitapta çözmemiz için bize verilen şifreler. Onları çözmek çok eğlenceliydi. Kitaptan zevk aldığım tek kısım şifrelerdi.
Kitaplar için açılmış bir de web sitesi var. Şifrelerin çözümü için oraya tıklıyorsunuz. Fakat bu ne derece doğru ? Yani belki internetim yok. Ya da kitabı okuduğum yerde internet yok.
Lisede değilde ortaokulda olsaydım ya da fazla kitap okumamış olsaydım hoşuma giderdi herhalde. Fakat benim için fazla basit bir kitap oldu.
"İyilik ve kötülük, bu gördüğün köpekler gibi sürekli mücadele eder durur içimizde. Sürekli savaş hâlindedirler. Ben onları izlerken hep bunu düşünürüm evlat." "Peki, hangisi kazanacak?" "Hangisini daha iyi beslersem o!"
***********
Paradokya'yla ilk tanışmam 2009 basımı Paradokya ve Adalet Yıldızı ile olmuştu. Elimdeki 2016 basımı bu genişletilmiş Paradokya'yı ise Cem Gülbent'in devamını da okumalısın demesiyle almıştım. Ortaokul yıllarımda büyük bir heyecanla okuduğum bu kitaptan (en azından ilk oyunu) şimdi bir üniversiteli olarak aynı tadı alamadım. Belki yanlış zamanda okumuşumdur -ki şu anda bu daha olası geliyor- belki de her kitabın bir yaşının olmasındandır. İlk olarak kitabın atmosferine girmekte zorlandım. İlk oyun başladığında ise büyük bir rahatlamayla hızlıca okudum. Ne var ki Kayıp Pusula'ya geçtiğimde yine aynı durağanlığa takıldım. Oyuncuların oyunlarını anlayabilmemiz için öncesini bilmemizin önemini tabii ki anlıyorum ama daha akıcı ve ilgi çekici olabilirlerdi belki de. Adalet Yıldızı ile ilgili söyleyebileceğim pek bir şey yok. Benim için eski dostlarımı selamlamak gibiydi. Oyunların yerleri de gayet açık ve hayal edilebilirdi. Öte taraftan Kayıp Pusula'da takıldığım noktalar var. Sırayla gidecek olursam : Topkapı Sarayı'nın betimlemesi çok canlı olsa da karışıktı. Gezip gördüğüm bir yer olsaydı belki de karışık gelmezdi ama bilmediğim bir yer olduğundan Elif'in geçtiği yerleri tasvir etmekte zorlandım ve hikâyeye girmem zorlaştı. İkinci olarak, yazarın hikâyeyi oluştururken araştırmalar yaptığı ortada ve hikâyenin altını doldurduğu için de takdir edilesi. Oyunda Çinli bir karakter görmek beni mutlu etse de bir yanlışı bilgi paylaşımı adına düzeltmek isterim: Eski bir Çin bedduası olarak verilen "İlginç zamanlarda, ilginçlikler yaşayasın!" sözü kayıtlarda geçmemektedir. Son olarak, İzmir betimlemesi. Enes'in Saat Kulesi'ne geldiği sahne İzmir'i bilenler için yazılmış gibiydi. İzmir'i bilmiyor olsaydım muhtemelen bu sahneleri ya tasvir edemezdim ya da yanlış tasvir ederdim. Betimlemelerin bu manada Topkapı Sarayı'nda olduğu gibi biraz daha detaylı olmasını isterdim. Benim için yeri ayrı olan bu serinin puanlaması gönlümde 5 olsa da hakkının 4 olduğunu düşünmekteyim.
Türk bir yazardan okuyacağınız muhteşem bir fantastik kitap.Karakterlerin ayrı ayrı hikayelerine değinmesi biraz karmaşıklaştırmış. kitapta karşınızda çözmeniz gereken şifreler, tamamlanan görevler var.Uyanmak için Gecenin Gizemli Oyunu'nu tamamlamak ve geçmişe tersten bakmak zorundasın. _________________ 🌶ACISIYLA _________________ Kitapta bir sürü karakterle tanışıyoruz ve hepsinin geçmişlerine ve yaşayışlarına dair bilgi elde ediyoruz.Ama hepsini ezberlemek zor oldu."Bu kimdi? Bu karakterin geçmişi hangisiydi?" gibi sorular beni alışana kadar zorladı.Tabi bu kişiye göre değişir.
_________________ 🍫TATLISIYLA _________________ Kitabı okuyanları pasif ve eleştirisel okur diye ayırırsak bu kitap eleştirisel olmaya zorluyor ve kitaba sizi de dahil ediyor.Ben olsam ne yapardım sorusuyla gerçekten düşünmeye başlıyorsunuz.Ben bu özelliğini çok sevdim.Kitapta sürekli bir aksiyon hakim.Bu da kitabın akıcı olmasını sağlıyor.Bana kalırsa en iyi yanı da bu kadar güzel bir kitabın bir türk yazar tarafından yazılması ve olayların bazılarının ülkemizde geçmesidir.Benim geçmişe olan ilgim de kitabı sevmemde etkili tabi 😂.Bu kitabı sevdiğim kitaplara ekledim bile.
İlk defa hem Türk bir yazarın hem de fantastik olan kitabını okudum. Ve gerçekten hoşuma gitti. Hep yabancı yazarlara vereceğimize Türk bir yazara gitmesi paramızın hoş bence. (Gerçi ben kütüphaneden okudum ama konu bu değil)
Oktay'la Cansu'nun olayını sonradan bağdaştırsam da akıllıca olduğunu belirtmeliyim. Ayrıca kitabın içindeki şifreler vakti olan kişiler için gerçekten güzel bir uğraş. Ama bir öğrenciyseniz o vakitte ödev yapıyorsunuz.
kitabı ilk elime aldığımda çok hoşuma gitmişti ve arkasındaki yazı beni cezbetmişti. Kitabı hemen aldım ve okumaya başladım. Gerçekten çok sürükleyiciydi ama tek sıkıntı bir öykü bitmeden diğerine geçiyordu ve olayı kafamda bütünlemekte zorluk çektim. En çok sıkıntı yaşadığım yeri ise kitabın en sonunda bütün karışık olayları toplamasıydı. Kitabı okuduğumdan dolayı pişman değilim güzel bir kitaptı.
Belki okuduğum dönem ve koşullar itibari ile ya da konunun karışıklığı, bir şeyler benim bu kitabı okumama çok engel oldu ama bitirmek için uğraştım ve bitti. Ama benim için zordu.
Bu kitaba başlama şeklim ilginç. Okul kütüphanesinde bi çocuk okurken görmüştüm kitabı ilgimi çekmişti sormuştum falan. Sonra çocuk kitabı bitirince bana verdi hatta çok sevinmiştim fkjfkdkg okumaya başladım ama 100 sayfa okudum bıraktım çünkü anlamamıştım dhjfjf anlamam tabi orta 2 deydim ve kitapta şifreler falan vardı dhdhfj sonra ben kitabı kütüphaneye geri verdim. Neyse lise 2 de yani şimdi, baktım güzel yorumlar var gittim aldım aldığım gün başladım, şifreleri çözmek falan zevkliydi ama şimdi ben böyle kitapları bilindik yabancı yazarlardan okumaya alışmışım böyle fantastik şeyler olan biyerde karakterlerin isimlerinin Oktay, Aslı falan olması garip geldi djhdjfjk Kötü müydü, değildi ama basitti yani değildi aslında ama ısınamadım bi türlü dmdkf 2 ve 3. sünüde alıp okumayı düşünüyorum.
Galiba ilk okuduğum fantastik türü kitap buydu. Biraz sıradan çok değişik bir dünyası olmamasına rağmen sevmiştim ben çünkü çok küçükken izlediğim bir şeye benziyordu okurken hep o aklıma gelmişti ve nedensizce mutlu olmuştum.