Aşkın siyah kadife gülü avucunuzun içinde Mardin'desiniz…
Aşk bir rüya mı? İnsanın yüreğini titreten, içine girmek için heyecanla, bir uçak körüğünde bekler gibi beklediği, sonra koşarak içeriye girdiği bir başka dünya mı? Sanki ana karnına yeniden dönüş, orada dünyadaki ruh eşini bulmak mı?
Büyülü şehir Mardin. İnsanın görüp geçirdiği her şeyi tuhaf bir mikserin içinde eritip bambaşka bir dünya yaratan bir uygarlığın beşiği. Antik çağların ulaşılmaz kralı Darius'un, Konservatuvar Kadınlar Korosu'ndaki sarışın tombul Meserret'e gönlünü kaptırması… Ünlü İspanyol yönetmen Luis Buñuel'e çılgınca âşık olan, Halfeti'nin siyah bir gülünün göbeğinden çıkmış eşsiz güzellikteki Rüya Kadın: Halfeti'nin Siyah Gülü.
Bir ihtiyarın yazıp geceyarısı bir kutuya bıraktığı inanılmaz bir aşk, arzu ve tutku mektubu. Bir ihtiras mazbatası… Dört yaşlı adamın hayatın ucuna tutunup belleklerini kaybetmemek ve özgür yaşayabilmek için verdikleri olağanüstü savaş.
Servili dar yollarında sevdanın delice koştuğu eski bir Katalan mezarlığı…
Aldatılan bir kadının acı feryadı ve bilinmeyen dünyalardaki bir çerçevenin içindeki tutsak Paşa.
Aşkın siyah kadife gülü avucunuzun içinde Mardin'desiniz… Nazlı Eray'ın yeni romanı Halfeti'nin Siyah Gülü'nde...
Nazlı Eray, Ankara'da doğdu. İngiliz Kız Ortaokulu, Arnavutköy Amerikan Kız Koleji ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuduktan sonra Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalıştı. Edebiyatçılar Derneği'nin kurucuları arasında yer alan Eray, Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucusu, Uluslararasi Yazarlar Birligi (PEN) üyesi, 1977 ve 1978 yıllarında Yaratıcı Yazım dersleri verdigi ABD Iowa Üniversitesi'nin onursal üyesidir. Yazmaya 1959'da henüz ortaokuldayken kaleme aldığı öyküsü "Mösyö Hristo" ile başlayan Eray'ın ilk öykü kitabı Ah Bayım Ah 1975'te çıktı. "Laz Bakkal" başta olmak üzere pek çok öyküsü kültleşti. "Karanfil Gece Kursu" öyküsüyle 1988 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, kazandı. Aşkı Giyinen Adam romanıyla 2002 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandı. Eski Güneş, Cumhuriyet, Radikal, Akşam gibi gazetelerde köşe yazarlığı yapan Eray, yazılarını "Düş İşleri Bülteni" ve "Gece Uçuşu" isimleri altında yayınladı. Türk Kütüpahaneciler Derneği En İyi Romancı Ödülü (2009), Başkent Rotary Kulübü Meslek Ödülü (2010) ve Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Dernegi'nin ilk Mavi Anka Ödülü'ne (2014) layık görüldü. azlı Eray'ın öykü, roman ve oyunları pek çok dile çevrildi. Erostratus (1977) adlı oyunu, Sartre, Montaigne, Camus, Unamuno, Pessoa ve Bauer'in Erostratos yorumlarıyla birlikte Blood and lnk'te (Kan ve Mürekkep) yer aldı, Öykülerinden, kısa film ve televizyon dizileri yapıldı. "Monte Kristo" ve "Rüya Sokağı" öyküleri 2005'te İtalyan yönetmen Angelo Savelli tarafindan L'ultimo Harem (Son Harem) adıyla oyunlaştırıldı, İtalya ve Türkiye'de sahnelendi. Nazlı Eray, anılarını Tozlu Altın Kafes (DK, Ocak 2011) ve Bir Rüya Gibi Hatırlıyorum Seni (DK, Mayis 2013) adlarıyla kitaplaştırdı.
This is the fourth Turkish author I’ve read after Orhan Pamuk, Elif Shafak and Ayse Kulin. Nazli Eray is a revered literary author in Turkey and her books are translated into English. This is a magic realism book, a beautiful piece of literature, set in different cities of Turkey, but it focuses on a narrator who is in her middle age who gets a love letter from a senile elderly doctor who is beginning to lose his mental faculties. The star character is the Black Rose of Halfeti (this is a type of black rose that is real and does exist and grows in a village in Turkey; it appears completely black and I’ve seen a picture of it), a beautiful seductress type of woman who comes into the narrator’s life and offers to bring her into other people’s dreams. There are a host of characters, all of them engaging, compelling and entertaining. I loved the themes of mortality, aging, memory, dream life and the mixing of time, the past coming back into the present, with historical figures coming into the story, and the present questioned as a true reality. Nazli Eray is a supremely talented writer and I loved this book! It’s just a perfect piece of literature and it reminded me of the books of Mann, Kafka, Borges and Marquez.
bu da oldukca safe bi kitapti. halfetinin siyah gulunu cokk sevdim. bu kitapta sevmedigim karakter olmadi gibi bisi sadece ihtiyarlari pek sevmedim onun disinda hepsi cok iyiydi. her zaman oldugu gibi sonunda aciklanmayan seyler vardi. ornegin kaybolan yillarini neden geri alamadilar? ama nazli erayin tarzi bu oldugu icin ucu acik bitti falan diyemiyorum diyemem de zaten. ruyalara girip cikma isleri cok hosuma gitti. otel odasi da safeti. seyri merdin de coj hosuma gitti. mekanlar her zamanki gibi cok guzeldi kisaca. diger kitaplarda hic konu etmedigi bi yerde yani mardinde gecmesi de guzeldi mardini seviyorum nedensizce. neden bilmiyorum ama tam 5’lik degildi dort bucuktan bes verdim. bi de galiba nazli erayin okudugum en kalin kitabiydi ama bolum basi hep sagda oldugu icin bos kalan cok sayfa vardi o yuzden o kadar da uzun degildi yani.
This entire review has been hidden because of spoilers.
In The Black Rose of Halfeti by Nazlı Eray, translated from Turkish by Robert Finn, a woman visits the old city of Mardin. There, she enters a seemingly impossible word. Holding a love letter from an old doctor, she encounters a woman who lives in dreams, an ancient king, a Spanish film director, and a group of old men who have escaped their caretakers and muse about reclaiming lost time.
It's a lovely, strange book, very much in the Middle Eastern/Balkan tradition of surrealism. If you're a reader who is ok with being swept up into the stream, ready to trust the author to take you on this ride, you'll have a delightful time. The novel has a rich sense of humor (such as when King Darius the Great discovers air conditioning), but is also a love letter to Mardin and to our inner dreamscapes. An all around good read from a splendid author with not enough work translated into English.
Aslında düşünceler bitmedi. Tüm bunlar Buñuel'in muzipçe oyunları. Sırf Halfeti'nin Siyah Gülü'nü atlatmak için yolladı o Şeyh'i. En iyisi sabırla beklemek düşünceleri. Mutlaka geri gelirler.