Ahmet Yaşar Ocak'ın bu incelemesi, onun "kitabî"-"ortodoks" İslâmiyet dışındaki Müslümanlık anlayışları ve pratikleri hakkındaki araştırma zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Türkler, Türkiye ve İslâm ve Türk Sufîliğine Bakışlar'dan bildiğimiz kuramsal bakışı ayrıntıya indiren bu usta zanaatkâr ürünü çalışma, "Anadolu heterodoksisi" tarihine değerli bir katkı sunuyor. Kitapta, eski Türk inançlarının, şamanizmin, Uzakdoğu ve İran dinlerinin, Hıristiyanlığın, Yahudiliğin, putperestliğin İslâm öncesi dönemde Türk topluluklarını nasıl etkilediği ve İslâm sonrasına hangi motifleri miras bıraktığı üzerinde duruluyor. Dönemler ve dinler boyunca hayat eden kültlere, doğaüstü inanışlara, sağaltma ritüellerine, "hayır" ve "şer" alâmetlerine vb. dikkat çekiliyor. Sözkonusu motiflerin ve tarihsel mirasın izi, önemli Bektaşî menâkıbnâmeleri boyunca sürülüyor: Hacı Bektaş-ı Velî, Hacım Sultan, Abdal Musa, Kaygusuz Baba, Seyyid Ali Sultan, Sultan Şecâüddîn, Osman Baba Menâkıbnâmeleri ve Babaî hareketinin Menâkıbnâme-i Kudsîye'si... Din tarihine sosyal tarihçilik perspektifiyle bakan Ahmet Yaşar Ocak, dinsel kültürleri tarihsel ve toplumsal arkaplanları ve karmaşık etkileşimleri içinde tahlil ederek, bu ülkeyi anlamak açısından vazgeçilmez bir pencere açıyor.
Yozgat'ta doğan (1945) Ahmet Yaşar Ocak yüksek tahsilini İstanbul İlahiyat Fakültesinde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Aynı fakültede asistan oldu. Doktorasını Strasbourg Üniversitesinde, doçentlik ve profesörlüğünü ise Hacettepe Üniversitesi Tarih bölümünde yaptı. Ocak, Hacettepe üniversitesinde öğretim görevliliği görevini devam ettirmektedir.
Ahmet Yaşar Ocak Strasbourg Universitesi Beşerî Bilimler Fakültesi'nde Prof. İrene Melikoff yönetiminde doktora çalışmalarına 1974 yılında başlamış ve 1978'de "La Revolte des Babais: Un Mouvement Socio-religieux en Anatolie au XIIIe Siecle" adlı teziyle doktorasını tamamlamıştır.
Ocak, 1983'ten beri Türk Tarih Kurumu ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1997'den beri Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı üyeliği 1993-1997 arası H.Ü. Türkiyat Araştırmaları Merkezi Başkanlığı'nda bulundu. 1998'den bu yana, Brill (Leiden) Yayınevi'nin Halil İnalcık ve Suraiya Faroqhi yönetiminde yayımlamakta olduğu The Ottoman Heritage dizisinin ve 1997'den beri Journal of the History of Sufism dergisinin danışma kurulu üyesidir.
Ocak İslam tarihindeki grupları, kişilikleri ve yapıları sosyal tarih perspektifinden incelemekte ve günümüzde fazlasıyla ve tamamen siyasi angajmanlarla değerlendirilen bir takım konulara akademik yaklaşımla yorumlar getirmektedir.
Yıllar önce konu üzerine okuduğum ilk kitaplardandı. Çok beğenmiştim. Burada da 5 yıldız vermişim. Bugün bir şeyler yazarken yeniden karıştırmam gerekti. Bu kez farklı hissettim kitap hakkında. Tezlerin pek çoğu gerçekten de mantıklı gerekçelere dayanıyor ve genel olarak başarılı evet ama sunuluşunda bir terslik var. Aleviliği heterodoks bir inanış olarak kodlamış yazar ki bence kavramlaştırma doğru. Sorun bunu yaparken alttan alta onun karşısına ortodoks inanış olarak çıkarılan Sünniliğin "doğru" değilse bile "gerçek" İslam olarak sunulması. Bu bağlamda da Aleviliğin dışlanması ki bu algının pratikte katliama kadar giden vahim sonuçları var. O nedenle gülüp geçilecek bir şey değil. Sonra bunun yazarın İlahiyat Fakültesi mezunu bir "Sünni" olmasının bende yaratabileceği önyargılardan kaynaklanan bir yorum hatası olup olmadığını düşündüm. Ama Ocak'ın cami- cemevi projesi üzerine yazıp çizdikleri ve söylediklerine bakınca çok da haksız olmayabileceğimi anladım. O halde bir yıldız da kırmak gerekiyor bunun için. :)
Kitabı büyük bir ilgiyle okudum; hem öğrenirken şaşırdım hem de keyif aldım. Ancak konu hakkında derinlemesine bir bilgim olmadığı için bu ekol tartışmasını ve kitaptaki bilgilerin ne kadar taraflı olup olmadığını değerlendirebilecek durumda değilim. Dolayısıyla, daha önce yapılan yorumlar hakkında net bir fikrim yok ve bu konu zihnimi kurcalıyor.
Kısaca bahsetmek gerekirse, kitap başlığından da anlaşılacağı gibi, Alevi-Bektaşi inançlarının kökenlerini Türklerin tarih boyunca karşılaştığı farklı dinler üzerinden ele alıyor. Bu kitapta ibadet biçimlerine yalnızca kısa ve parçalar halinde değinilmiş olsa da, inancın ötesinde ibadet şekillerinin temellerini daha kapsamlı bir şekilde okumayı da çok isterim.
Son bir not olarak eklemek isterim ki, ilerleyen baskılarda umarım bu durum düzeltilir, menkıbelerden aktarılan parçaların, genel okuyucu için günümüz Türkçesine çevrilmesi daha iyi olurdu.
Eski Yunan ve Roma'nın çok tanrılı dinlerinde başka kültürlerde ülkelerde inanılan tanrıların kolaylıkla yerli panteona dahil edilip tapınılması gibi Alevi ve Bektaşi menakıbnamelerinin analizi yoluyla söz konusu kültürün çok farklı din ve inançlara ait motifleri içine aldığı uyarladığı birleştirdiği ortaya konuluyor.
Daha çok bu inanç içerisindeki menakıpnamelerde bulunan, İslamiyet öncesi dinler kaynaklı motifleri güzel bir şekilde tasniflendirme çalışması olmuş. Keyifli okunmaya değer.