XV. Yüzyıl’daki hiçbir olay, Avrupa’dan başlayıp Asya steplerinin içine uzanan geniş coğrafyayı İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethi kadar etkilememiştir. Kalın surlara, hendeklere ve düşmanlarının korkulu rüyası alevli silahlara sahip Bizans’ın düşmesi, Hıristiyan Batı dünyasında korkunç bir travmaya sebep olurken Müslüman Doğu halkları için ise büyük bir umudun ve özgüvenin yeşermesini sağlamıştır. Bizans’ın Mavileri ve Yeşilleri çatışırken Silivri üzerinden “O’nu fethedecek komutan” gelmiştir, kuşatmıştır ve şehri almıştır. Müslüman ülkelerin başkentlerine ulaşan İstanbul’un fethi haberi sevinç ve coşku ile karşılanıp camilerin kandilleri sabaha kadar yakılırken Hırıstiyan dünyasında ise büyük bir üzüntüye ve acıya sebep olmuştur. Dukas, bu acıyı Eski Ahid’deki Yeremiya’nın Kudüs üzerine yazdığı ağıtlardan alıntı yaparak şöyle haykırır: “ Ey güneş titre! Ey arz, sen de titre ve adil hâkim olan tanrının günahlarımız için neslimizi tamamen terk ettiğinden ağla ve inle! Bakışlarımızı gökyüzüne çevirmeye layık değiliz, yalnız yüzümüzü yere koyarak tanrıya hitaben, ‘Adilsin ve kararların adalete dayanmaktadır!’ ”
Çevirmen Vladimir Mirmiroğlu ise bu eseri Paris ve Bonn Milli Kütüphanelerindeki orijinal el yazmalarından karşılaştırmalı olarak yaptığı çalışmayla dilimize kazandırmıştır.
Bu kitap sayesinde yaşanan durumlara biraz daha objektif bakmayı öğrendiğimi söyleyebilirim. Her zaman karşı tarafın hikayesinide dinlemek gerekiyor. Kitabın içerisin de çokça basım hatası var. Mesela sultanbu diyor oradaki bu ayrık olması gerektiği halde bir sürü yerde bitişik yazılmış durumda. Kitapta resmen bugün anadolu dediğimiz coğrafyanın bizanslı haritasına hakim oluyorsunuz. Bu çok mühim bir şey. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Harry Magoulias has translated the writings of an eye-witness to the digestion of Byzantium and the fall of Constantinople, one Doukas. Doukas details the bickering between Orthodox and Catholic Christians that weakened Constantinople, even as the Turkish threat washed against its bulwarks. Failed attempts were made to unify the two churches. City by city, the Byzantine Empire was taken, in a period from 1360 to 1453, when Mehmed II finally brought down the walls of Constantinople and the Empire died. Doukas rightfully blames the city’s myopic inhabitants for the disaster. A European traitor even designed the lethal cannon that brought down the city’s walls. False prophecies also played their part in abetting the catastrophe.
Yet another scholarly book with endnotes instead of footnotes (alas). Doukas is probably the most engaging and genuine-sounding historian of his period in the Greek and Ottoman worlds, which must be why his account of the period has eclipsed that of Chalkokondyles since its discovery, and why it received a published English translation so long before the recent Kaldellis translation of Chalkokondyles. If you only read one source on the subject, this should be it.
I like Doukas, even though you need to take notes to follow all the people he talks about. He is good at given sources and presenting multiple narratives when there appropriate. Again I want my own copy of this book, but don't want to pay two hundred dollars for it. Sigh.
The elegy in chapter XLI sheds light on the view of Constantinople as a holy city comparable to Jerusalem. An inevitable fall taht was nevertheless cataclysmic in its impact on the Christian world.