Taşra: Saflık, samimiyet, sıcaklık, sahicilik-otantiklik, sükûnet, asûdelik... Buna benzer olumlu-olumsuz klişelerle anılır taşra. Peki o klişelerin ötesinde ne var?
Taşraya bu gözle bakmayı, taşra gerçekliğini ve taşra imgesini sorgulamayı deneyen yazılar var bu kitapta. Özellikle de Türkiye’deki taşra deneyimlerine bakan yazılar: Taşrada okur-yazar olma, kadın olma, solcu olma hallerine... Edebiyatta, şiirde taşraya... Taşranın (taşraların) tarihsel, toplumsal dönüşüm sürecine... Elias Canetti’nin İnsanın Taşrası kitabından ilhamla söylersek: Taşraya bakmak, insanın kendi içine bakmasıdır biraz!
Ömer Laçiner, Tanıl Bora, Ahmet Turan Alkan, Melih Pekdemir, Ahmet Çiğdem, Arzu Çur, Necati Mert, Ömer Türkeş, Haydar Ergülen, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, Hasan Ali Toptaş, Şükrü Argın, Tuncay Birkan’ın yazıları ve Nuri Bilge Ceylan’ın fotoğraflarıyla...
Kitapta yer alan bölümler Merkez(ler) ve Taşra(lar) Dönüşürken Ömer Laçiner Taşralaşan ve Taşrasını Kaybeden Türkiye Tanıl Bora Memleketin Taşra Hali Ahmet Turan Alkan Taşranın ‘ Taşı Toprağı Altın’ da Ne Vardır? Melih Pekdemir Taşra Karalaması-Küçük Bir Sosyolojik Deneme Ahmet Çiğdem Kadınlar: Taşranın Yurtsuzları Arzu Çur Taşra ve Aydınları Necati Mert Orda Bir Taşra Var Uzakta A. Ömer Türkeş Şiir Taşraya Aittir Haydar Ergülen Taşranın ve Büyük Kentin Endam Aynası: Köy Fatma Barbarosoğlu Taşranın da Ötesinde Hasan Ali Toptaş Taşraya İçeriden Bakmak Mümkün Müdür? Şükrü Argın Taşraya Bahar Hiç Gelmez Mi? Tuncay Birkan
1963 Ankara doğumlu. İstanbul Erkek Lisesi’ni ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1984-88 arasında haftalık haber dergisi Yeni Gündem’de gazetecilik yaptı. 1988’den beri İletişim Yayınları’nda araştırma-inceleme dizisi editörüdür. O zamandan beri kitap çevirmenliğiyle de meşguldür. 1993’ten 2014’e kadar üç aylık sosyal bilimler dergisi Toplum&Bilim dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. 1989’dan beri düzenli yazdığı aylık sosyalist kültür dergisi Birikim’in 2012’de yayın koordinatörlüğünü, 2016’da yayın yönetmenliğini üstlendi.
Ağırlıklı çalışma alanları, Türkiye’de siyasal düşünceler, özellikle sağ ideoloji ve milliyetçiliktir. Bu konularda yayımlanmış kitapları: Devlet Ocak Dergâh - 1980’lerde Ülkücü Hareket (Kemal Can’la birlikte - İletişim Yayınları, 1991), Milliyetçiliğin Kara Baharı (Birikim Yayınları, 1995), Türk Sağının Üç Hali (Birikim Yayınları, 1998), Devlet ve Kuzgun - 1990’lardan 2000’lere MHP (Kemal Can’la birlikte - İletişim Yayınları, 2004), Medeniyet Kaybı- Milliyetçilik ve Faşizm Üzerine Yazılar (Birikim Yayınları, 2006), Türkiye’nin Linç Rejimi (Birikim Yayınları, 2008), Sol, Sinizm, Pragmatizm (Birikim Yayınları, 2010), Cereyanlar - Türkiye’de Siyasî İdeolojiler (İletişim Yayınları, 2017).
Önünde arkasında NBC'nin fotoğraflarını kullandık diye övünen kitabın içine bakınca bu fotoğrafların maalesef iki yarımşar sayfa üzerine basıldığını, ortası iki sayfa arasındaki yere denk gelince objenin hiçbir şekilde anlaşılmadığını, böylece fotoğrafların heba edildiğini görüyorsunuz. Yazılar da, nasıl denir, arada birkaç çok iyi yazı var elbette ama ekserisi bana 2010 yılında Yüksel Caddesi'ndeki büfeden aldığım Taraf gazetesini okuyormuşum hissi verdi.
"Sayılmayız parmağ ile Tükenmeyiz kırmağ ile Taşramızdan sormağ ile Kimse bilmez ahvalimiz" Muhyi-i Gülşeni
Bir taşra antolojisi "Taşraya Bakmak". Seçkide gerek kalemleri, gerek fotoğrafları, gerekse ruhları ve alıntılarıyla sıra sıra, yukarıdan aşağıya ismini yazmakta çook zorlanacağım kalabalık bir listede yer alan çook değerli isimlerden oluşan yazarlar geçidi var işin mutfağında. Çoğu taşı toprağı taşra ile bağlantılı geçmişleri ile arz-ı endam ediyorlar en çok da. İçerisinde bulunmaktan gurur duyulası kolektif işlerden bir tanesi Tanıl Bora'nın derlemesi. Bir parça geç kalmış olarak okuduğum ama değişmez gerçeklerle değerinden birşey kaybetmemiş olduğunu gördüğüm, güzel kapaklı, Batı ve Doğu taşralı, yok sayılmama açlığı çeken insanların toprağından dalga dalga yükselen feryatların kaynağı, biraz Angaralı, biraz Afyonlu, Akhisarlı, Kumrulu, Çallı, bol Sivaslı, gitmeden de görmeyi öğretebilme potansiyeline sahip, Arzu Çur'u tanıma şansı veren, kendi ücrasında yaşayanları sezdiren, şehirdeki taşranın şiddetini çok iyi anlatan "Kader" ve "Masumiyet"in mimarını hatırlatmadan geçmeyen, Muhyi, Hatice ve Hıdır ile gülümsetebilen, Kumru'nun hem bir kuş hem de bir tür hamur işi olan anlamlarından bağımsız bir yer ismi olduğunu öğreten, zihinlerdeki ve aynı zamanda çocukluğumuzun taşrasını çok doğru tespitlerle, hepsi birbirinden özgün taraflarıyla ele alan yazarlarının gücüyle, "vasatlığın hizaya sokucu(bence sinir bozucu) egemenliğinden kurtulamamış varlığını, kendi dışındaki bir "merkez'in varlığına borçlu; neticede ise tali ve talihsiz bir yanlış yerde olma halini pratikte sağduyulu, teoride dikkatle ve rikkatle bakan satırlarla anlatabilen, son olarak insana kendi taşrasını sorgulatabilen, beşinci baskısından okuduğum bir İletişim Harikası, okunması her şeyden önce faydalıdır.
"Taşraya ait kötücül horlamanın nedeni, eleştiriyi mümkün kılan merkezin sefaletidir." Ahmet Çiğdem
Tasra'yi Türkiye'nin siyasi tarihindeki yeri geç Osmanlı doneminden günümüz iktidarınin yükselişine kadar başarıyla incelenmiş. Tabi taşraya Nuri Bilge kadrajindan bakmak da görsel altyapıyla incelemeyi sağlamlaştırmis.
Taşra üzerine düşünen, okumalar yapmak isteyenler için çok güçlü ve keyifli bir derleme. Kimler yok ki bu kitapta: Hasan Ali Toptaş, Tanıl Bora, Haydar Ergülen... Hele ki NBC'nin kareleri her an sayfanın birinden Muhtar fırlayacakmış gibi hissettiriyor
Bu kadar akademik bir dil beklemiyordum. Bu solcu terminoloji beni sıkıyor bir süre sonra. Ama güzel kitap. Özellikle Haydar Ergülen ve HAT'ın yazılarını çok beğendim.
Meydansızlaştırma (kitlelerin “ses çıkaracak” alanlardan yoksun bırakılması) politikalarından, kullanılmayan üst geçitlere, Demokrat Parti’den sonrasındaki (‘45-‘60) iç göçün siyasette rol alan bireylerin neliğinin farklılaştırmasına değin birçok konunun taşra üzerinden anlatılması tatmin edici ve doyurucuydu.