“Neredeyse koca bir kırk yılı beraber geçirdik Mustafa Kemal Paşa ile… O buyurdu, ben yaptım. Gölgesi gibi yanı başındaydım hep. Azarladığı da oldu koltukladığı da. Ama Allah şahittir, hiçbir gün kalbimi kırmadı. Gizlisi saklısı bendedir.”
Salih Bozok, Atatürk’ün seryaveridir. Henüz çocukken Selanik’te başlayan dostlukları, vatanın en zor zamanlarında, mücadelelerin içinde devam eder. Bu, Atatürk’ün vefatından sonra “Başkomutan yaversiz gidemez,” diyecek kadar adanmış bir hayatın öyküsüdür.
Salih Bozok’un torunu Mehmet S. Bozok, Seryaver Salih Bozok’ta ailenin özenle sakladığı anılarını, hiç görülmemiş fotoğraflarla birlikte bizlere anlatırken, seryaver ve asker kimliğinin yanında Salih Bozok’u bir baba, bir eş ve bir arkadaş olarak da tanımamızı sağlıyor.
Kimi zaman gülümseten kimi zaman hüzünlendiren bu anılar, gün yüzüne ilk kez çıkan fotoğraflarla ve çarpıcı detaylarla yakın tarihimize ayna tutuyor. Cumhuriyet’in 100. yılında okurlarımıza armağan olsun…
Ataturk’un basyaveri Salih Bozok’un torunu Mehmet Bozok’un babasindan dinledigi anilari da ekleyerek Bozok’un 1941’de yayinlanan anilarini akici bir dille aktardigi bu kitabi Can Dundar’in yayinladigi versiyona gore daha keyifli okudum
"Ben hayatımı Atatürk'ümüzün hayatına bağlamış ve ondan sonra yaşamamaya karar vermiş bulduğum için hayatımı nihayet verdim." - Seryaver Salih Bozok
***
"Vatan mutlaka selamet bulacak. Millet mutlaka mesut olacaktır. Çünkü kendi selametini, kendi saadetini, memleketin ve milletin selamet ve saadeti için feda edebilen vatan evlatları çoktur. " - Mustafa Kemal Atatürk
***
"Ülkenin kalkınması ve ileriye gitmesi ancak iyi yetişen kaliteli bir öğrenci grubu ile gerçekleşebilir." - Mustafa Kemal Atatürk
Kitaba Salih Bozok'un hayatını detaylı bir biçimde aktaran bir kitap olarak düşünüp başlamıştım fakat , Salih Bozok'un torunu tarafından kaleme alınmış gibi yazsa da (kapakta yazar adı olarak torunu geçiyor) , torunu babasının anılarını kitaplaştırmış desek daha doğru olur. Bu yüzden kitabın kapağında "Salih Bozok'u, oğlu Muzaffer Bozok anlatıyor" gibi bir açıklamayı görmek daha gerçekçi olurdu diye düşünüyorum.
“Makamınızda gözüm yoktur. Ve o makamı kendime çok küçük görürüm. Benim düşüncem ve emelim çok büyüktür. Eğer makamınızda gözüm olsaydı şimdiye kadar çoktan orasını işgal ederdim!”