“Mektubumu ya da bir kopyasını sakla, benimsediğin yoldan gitmeye devam et”
Platon, hiç kuşku yok ki düşünce tarihinin en önemli ve etkili filozoflarından biridir. Felsefenin kurumsallaşmasına ve felsefede yazılı geleneğin oluşmasına katkıda bulunmuş, iki dünyalı metafiziğiyle bütün bir Ortaçağ düşüncesini belirleyecek olan idealist felsefe geleneğinin başlatıcısı olmuştur. Hıristiyan Ortaçağ felsefesine ve İslam düşüncesine etkisi bakımından da ayrıca önem taşıyan Platon, düşünce tarihi boyunca tartışılan tüm problemleri yüzlerce yıl öncesinden ele almış ve ilk büyük felsefi sistemi inşa etmiştir.
Platon’un Bütün Yapıtları’nın ilk kitabı olan ve filozofun Sicilya’da geçirdiği günleri konu alan Mektuplar, Platon felsefesinin yansıtılması ve Diyaloglar’da ileri sürülen görüşlerin savunulması açısından eşsiz bir öneme sahiptir.
Mektuplar, filozofun diğer eserlerinde neredeyse hiç söz etmediği hayatının en azından bir bölümüne ışık tutması, politik faaliyetleriyle ilgili bilgiler içermesi nedeniyle de okunmaya değerdir. Mektuplar Eski Yunancadan çevirisiyle dilimizde ilk kez yayımlanıyor.
Plato (Greek: Πλάτων), born Aristocles (c. 427 – 348 BC), was an ancient Greek philosopher of the Classical period who is considered a foundational thinker in Western philosophy and an innovator of the written dialogue and dialectic forms. He raised problems for what became all the major areas of both theoretical philosophy and practical philosophy, and was the founder of the Platonic Academy, a philosophical school in Athens where Plato taught the doctrines that would later become known as Platonism. Plato's most famous contribution is the theory of forms (or ideas), which has been interpreted as advancing a solution to what is now known as the problem of universals. He was decisively influenced by the pre-Socratic thinkers Pythagoras, Heraclitus, and Parmenides, although much of what is known about them is derived from Plato himself. Along with his teacher Socrates, and Aristotle, his student, Plato is a central figure in the history of philosophy. Plato's entire body of work is believed to have survived intact for over 2,400 years—unlike that of nearly all of his contemporaries. Although their popularity has fluctuated, they have consistently been read and studied through the ages. Through Neoplatonism, he also greatly influenced both Christian and Islamic philosophy. In modern times, Alfred North Whitehead famously said: "the safest general characterization of the European philosophical tradition is that it consists of a series of footnotes to Plato."
Platon'un yazım şekli, anlatısı eserlerinde Sokrates'in kişiliği, onun ağzından söyledikleri ile oluşur. Oysa Mektuplar inanılmaz bir Platon tanıtımı. Eğer Platona, felsefeye meraklıysanız, gerçek bir Platon tanımı görmek istiyorsanız muhakkak edinip okumalısınız. Çok etkileyici. Dostu Dion, Tiran Diyonisios ve diğerleri. Şaşırtıcı...
Platon’un yaşlılık döneminden mektupları içeren kitap , filozofun inandığı bilge/filozof yöneticinin devleti kontrol etmesi ve iyiye doğru şekillendirmesi görüşünü gerçek hayata yansıtma çabalarını gösteriyor. Artık gençliğindeki Sokratik diyalogların bir erdem üzerindeki çözümsüz tartışmaları ve olgunluk döneminin bir bilgeden pozitif öğretileri geride kalmış, bir anlamda filozof kralı ideadan nesnel hale döndürmeye yönelik bir çabayı özetleyen mektuplar. Nesnellik çerçevesinin kaynağı , mektupların çoğunun Syrakusai tiranı Dionysios’a yapması gerekenler ve aralarındaki anlaşmazlıklar üzerine yazdıkları olması. Görünen o ki Tiran , günümüz politikacılarından farklı değil. Felsefeyi sevdiği söylenen genç bir krala yardıma Sicilya’ya giden Platon’un, kralın davranışları , iktidar için akrabalarına yaptığı ahlak dışı davranışları , kendisine uyguladığı baskılar karşısında mektuplarda yazdıkları , bugün aklı başında insanların politikacılara yazdıkları ile farklı değil. Okudukça biraz daha kötümser oluyor insan . Ne de olsa , binlerce yıldır aynı çelişki devam ediyor. Bunun haricinde , filozof Platon’un dışında , günlük hayatından , uğraşılarından , hesaplarından da cümlelerle , normal hayatı konusunda da bir izlenim elde ediliyor .
çok uzun zamandır başlamak istediğim seriye, yeni açılan kütüphanede denk gelmenin karşı konulamaz cazibesi sayesinde nihayet başladım. okurken hem felsefi metin oluşundan hem de yazının sanatsal açıdan verdiği hazdan tam anlamıyla mest oldum, eh bir de yazmam gereken makaleye temas eden çok güzel noktalar buldum. tam yeme de yanında yat cinsinden bir durum
Platon'nun çoğunlukla Tiran Dionysios'a yazdığı mektuplardan oluşmakta. Dionysios'u hayal ettiği filozof kral yapmaya çalışan ve bu çabası hüsranla sona eren Platon çareyi reel politikayı bırakıp, Akademia'yı kurmakta buluyor. Okurken ilginç bir şekilde Akademia ile Asimov'un Vakıf'ı arasındaki benzerlikler dikkatimi çekti. Ne varsa antik Yunan uygarlığında var. Koca filozofu arada para hesapları yaparken okumak enteransan oluyor, bir de "şerefsiz" gibi bir sözcüğü çok kullanması dikkat çekici belki orijinal kelime farklıdır bilemem. Platon nihayetinde entelektüel bilgi ile, bütün kişiliği artık oluşmuş kimselerin değiştirilemeyeceğini ortaya koyuyor, bu yüzden ülkeyi filozof olmak üzere eğitilmiş kimselerin yönetmesi gerektiği kanaatine varıyor. Katılıyorum, nihayetinde çoğunluk çocuk gibidir ve çocukların iyi bir terbiyeye ihtiyacı vardır. Eğitimsiz kimselerin demogoglara eğilimli olduğunu belirtiyor Devlet isimli eserinde ki yaşanan tecrübeler de bunu kanıtlar nitelikte. Kanunlara değin de oldukça önemli önermelerde bulunuyor. Kanunları adil biçimde, mesela öncelikle savaşı kazananlar kendilerine karşı işletecekler ki yenilenler de onlara adil gözüyle bakıp, teslim olabilsinler. Beri yandan aklıma bu eserlerin Millattan önce yazıldığı geliyor, batı toplumları bunları iki bin yıldan fazladır okuyor, doğu ise iki bin yıl önce yazılmış bu metinlerdeki erdem kavramlarını belki de daha yeni yeni okuyor. Eski çağda, herhangi bir öte dünya inancına bel bağlamadan sadece insandan kaynaklanan nedenlerle Platon insanın adil olması, erdemli olmasını konuşuyordu. İnsan nihayetinde her şeyin ölçüsüdür deyişine uygun olarak tasarlanan dünya görüşüne de onda rastlanıyor, tanrılar ya da başkaca mitik varlıklar değil. Platon'a saygım daha arttı bu kitaptan sonra.
"Fakat gerçekten de filozof olmayan insanlar tıpkı güneşin tenlerini yaktığı insanlar gibidirler. Öğrenilecek bir sürü şey olduğunu gördükleri, çok çalışmak gerektiğini ve ancak bu şekilde davranıldığı takdirde başarıya ulaşabileceklerini fark ettikleri zaman, bunun imkânsız bir şey olduğunu iddia ederler. Bazı insanlar ise öğrendikleri şeyleri yeterince kavradıklarını, artık fazladan bir şey öğrenmeye gerek olmadığını belirtirler. Yumuşayan ve zahmetlere katlanmak istemeyen insanları denemek için, bundan daha iyi bir yöntem olamaz. Böylesi insanlar, felsefe kendilerinden istediği şeyleri yapamazlarsa, öğretmenlerini değil kendilerini suçlamalıdırlar."
Yazdığı diyalogların Sokrates'in yaşamından alıntılar olduğunu ve kendisine ait olmadığını iddia eden Platon'un kendi adıyla imzaladığı tek metin mektuplar. Bunda Sokrates gibi mahkemeye verilip idam edilme korkusu da rol almış olabilir. Platon, mektuplarda çoğunlukla Sicilya dönemine ait olayları, umutlarını ve hayal kırıklıklarını anlatıyor. Felsefi yönü kadar edebi yönünün de çok güçlü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.