Yüreğim! Unutacağız onu! Sen ve ben bu gece! Sen verdiği sıcaklığı unut Işığı unutacağım ben de!
'İngiliz dilinde yazan kadın şairlerin en büyüğü Dickinson'un bizi götürdüğü dünya parmak uçlarımızda yürümeği gerektirir.
Heyecanlanarak ve ürkerek, önümüzde beliren gizemler karşısında görkemin ve dehşetin, yaratılışın iki ucunun arasında gidip geliriz, tıpkı şairin bir zamanlar yapmış olduğu gibi.
Emily Dickinson was an American poet who, despite the fact that less than a dozen of her nearly eighteen hundred poems were published during her lifetime, is widely considered one of the most original and influential poets of the 19th century.
Dickinson was born to a successful family with strong community ties, she lived a mostly introverted and reclusive life. After she studied at the Amherst Academy for seven years in her youth, she spent a short time at Mount Holyoke Female Seminary before returning to her family's house in Amherst. Thought of as an eccentric by the locals, she became known for her penchant for white clothing and her reluctance to greet guests or, later in life, even leave her room. Most of her friendships were therefore carried out by correspondence.
Although Dickinson was a prolific private poet, fewer than a dozen of her nearly eighteen hundred poems were published during her lifetime.The work that was published during her lifetime was usually altered significantly by the publishers to fit the conventional poetic rules of the time. Dickinson's poems are unique for the era in which she wrote; they contain short lines, typically lack titles, and often use slant rhyme as well as unconventional capitalization and punctuation.Many of her poems deal with themes of death and immortality, two recurring topics in letters to her friends.
Although most of her acquaintances were probably aware of Dickinson's writing, it was not until after her death in 1886—when Lavinia, Emily's younger sister, discovered her cache of poems—that the breadth of Dickinson's work became apparent. Her first collection of poetry was published in 1890 by personal acquaintances Thomas Wentworth Higginson and Mabel Loomis Todd, both of whom heavily edited the content.
A complete and mostly unaltered collection of her poetry became available for the first time in 1955 when The Poems of Emily Dickinson was published by scholar Thomas H. Johnson. Despite unfavorable reviews and skepticism of her literary prowess during the late 19th and early 20th century, critics now consider Dickinson to be a major American poet.
"Bir dünya yitirdim - geçen gün Var mı bulan? Dizili yıldızlardan tanıyabilirsiniz Alnını saran."(s.47)
Münzevi insanları severim. Dickinson da bir münzevi. Çeyrek ömür bir evden dışarı adımını atmamış. Hayatı boyunca düşünmüş bir insan. O da kıymeti ölümünden sonra anlaşılanlardan. Kaldı ki, zaten yaşarken pek hevesli olmamış yazdıklarını yayınlatmaya. Belki de sessizliği bozulur diye korkmuş? Kim bilir. Keşke bizim de böyle sığınacak bir kulübemiz olsa. Zamanı öylece dondursak ve sadece kitaplar olsa, sadece şiirler... Bu ayrı bir mesele.
"Getirecek - başka şeyim yok biliyorsun - Getirip duruyorum işte bunları - Gecenin sunup durması gibi yıldızları Alışkın gözlerimize -" (s.55)
Çift dilli bir kitap bu. Hem orjinal dilinden hem de Türkçe'den verilmiş şiirler. Bunu çok seviyorum. Böylece, karşılaştırma imkanımız oluyor şiirleri. İlginçtir, (kitabın başında çevirmenin uyardığı gibi) bazı kelimeleri yazmaya üşenmiş gibi sanki. Kısaltmış. Herhalde sadece orjinal dilinden okusaydım bazı yerleri hiç anlayamazdım.
Bir sayfasında orijinal dili , bir sonraki sayfasında da Türkçe çevirisi olacak şekilde düzenlenmiş bir kitaptır ve en orijinal hali kadar çevirileri de başarılıdır
Çok uzun zamandır okumak istediğim bir şairin duygu dünyasına sonunda en azından bir "giriş" yapabilmiş olmanın mutluluğu içerisindeyim. Benim açımdan özellikle bazı şiirlerindeki sözcükler ve tabii onların verdiği duygu çok daha farklı ve dikkat çekici oldu. Kitabın en güzel özelliği, şiirleri hem ana dilinde hem de Türkçe çevirisiyle beraber yayımlamış olması. Böylece, hem şiirleri çeviri rahatlığıyla okuma hem de o çevirilerin özgün hallerine o anda erişme şansım oldu.
Emily'nin yazdıkları biraz karşılıksız bir aşk, biraz ölüme göndermeler. Bazen karşınıza öyle birisi çıkar ki, tek mutlu olabileceğim kişi bu dersiniz ve onun olmadığı bir zaman diliminde, hep mutsuz olacağınızı hissedersiniz. Belki de bu yüzden o mutlu olduğu odasından çıkmayarak, hayatına başka bir insanı almadan öldü Emily Dickinson.
"Anlaşılmayacağına haklı olarak inandığından sağlığında yalnızca birkaç şiirini yayımlattı."
Ne kadar gerçekçi bir bakış açısı, saygı duymamak imkansız. Zaten yaşarken kaç kişi anlıyor ki bizi şu hayatta. Kaç kişi gerçekten dinliyor, ya da anlamaya çalışıyor ki zaten.
"Bana bayım, iki miras bıraktınız Biri aşk mirasıydı Göteki Tanrı'ya bile yeterdi Ona sunulsaydı
Bana derin acılar bıraktınız Engin, deniz gibi Sonsuzlukla zamanın arasında Bilincinizle benim aramda"
Karşıma nereden çıktınız sevgili Emily hatırlamıyorum ama okuduğum için memnunum. Ayrıca özenle çevrildiği için çok teşekkürler.
İnci gibi işlenmiş mükemmel şiirler. Çevirinin etkisi pekala vardır, bir kısmı orijinal bir kısmı çeviri şeklinde yayınlamaları ayrı bir güzel olmuş. Kitabın adına kanıp basit bir kitapmış hissi yaratabilir, içeriği bundan çok bağımsız. O kadar iyi şiirler ki sanki kendi dilimizden okuyormuş hissi ile o kadar naif o kadar içten ve anlamlı. Bu kitabı okuduktan sonra en sevdiğim yazarlar arasında yer alacak. Müthiş bir kadın...
Belleğin arkası ve önü vardır Bir ev gibidir yani Tavan arası da vardır, çer çöpleri barındıran ve fareyi. En derin mahzene sahiptir bir de Duvarcıların inşa edebileceği Dikkat et de derinliklerinde Kovalamasınlar bizi
Gerçekten de tavsiye edildiği kadar güzel şiirlerle bezenmiş bir kitap..
Çevrilmiş halini beğenmediğim şiirler de çıktı ama orijinal şiirlerin de olması bu açığı kapattı.
Orijinal şiirlerinden daha keyif aldığım bu eserinde de Emily Dickinson minimalist bir dil kullanmış. Ölüm, doğa, aşk temalarıyla yazılmış şiirleri geleneksel şiir yapılarına meydan okuyor adeta. Tarzı kişisel ve samimi bir hava katmış şiirlerine. Şiirleri kısa olmasına rağmen anlamlı ya da çok katmanlı diyebilirim. Sanırım onu özel kılan da bu özelliği olmuş..