Burada "olcme" ile kastedilen, pozitivist bilimin 20. yuzyil basindaki prestijinden yararlanarak insan kafatasinin, kemiklerinin, alin acikliginin ve benzeri beden parcalarinin olculmesi ve Turkiye Cumhuriyeti'nin kurulus yillarinda bu bilimkurgusal antropolojinin "bilimselligine" dayanarak "irkin" bir gercek sayilmasi, gercekmiscesine kullanilmasidir. Hic bir insanin ayagina tam gelmeyen, masal kahramanlarina yarasir, camdan bir ayakkabidir bu tasari. Ama bu debdebeli fantastik ayakkabi (olcu) bir ise Bati ile onun terimleriyle asik atabilmek, Bati karsisinda "ezeli ve ebedi bir millet" olarak rustunu kanitlamak, icerde ise birilerini asagilamak, etnik ve dilsel cesitliligi homojen bir kaliba dokmek... Bu olcme tutkusunun giderek kimin daha Turk, ya da kimin daha vatansever oldugu yargilarina vardigini biliyoruz. Nazan Maksudyan, Turkiye Cumhuriyetinin kurulusunun "vatandaslik" temelinde oldugu iddiasinin sadece kagit uzerinde kaldigini, cunku irkciligin Turk milliyetcilig
* 19. Yy ile birlikte icatçı ve romantik bir tarih yazımı güç kazandı. Bununla birlikte geçmişe özlem duyan uluslar bilimsel bir yaklaşımın ürünü olmayan bazı düşünceler ortaya çıkararak, içinde bulundukları kötü durumdan çıkmak ve diğer uluslara karşı kendilerini ispatlama yoluna, milliyetçi ideoloji ile birleşerek yeni bir vatandaşlık modeli benimsemişlerdir.
** Yeni kurulmuş devlet, 1930 sonrası gelinen noktada gurur duyulacak bir tarih ve Türk ırkının üstünlüğünü vurgulamak adına Türklerin dünya tarihi ve medeniyeti noktasında katkıları vurgulanmaya başlanmıştır. Bunun en önemli sebeblerinden biri Osmanlı'nın son dönemlerinde içinde düştüğü kötü pozisyon sebebiyle imaj düzeltmektir.
*** Bir yandan Türk Tarih Tezi diğer yandan Güneş dil teorisi ile üstünlük ısrarı üzerinde dırulmuştur. Tarih Tezi ile milli kimlik Türk ırkına dayandırılırken, milliyetçi tarihçiler Fin, Macar ve Türkleri Turan ırkının seçkin üyeleri arasında saymaya gayret göstermiştir. Bu Teze göre Orta Asya'da göç edip Anadolu'ya gelen Türkler medeniyeti her yana yayarak buradaki medeniyetin kurucusu olmuşlardır.
**** Afet İnan resmi ideoloji doğrultusunda Türklerin, Çin ve Mısır medeniyetinin kurucusu olduğunu, Hititlerin ve Sümerlerin Türk olduğunu... Orta Asya'da yaşayan tek halk olduğunu belirtir. Güneş dil teorisine göre ise dilin gücünü kanıtlamaktan ziyade dönemin siyasi felsefesine uygun bir düşünce meydana getirmektir. Bilimsel kaygıdan uzak, Arapça ve Farsça kelimelerine tepkiye paralel olarak Yunanca ve Arapça olan birçok kelimenin Türkçe olduğu savı vardır.
***** 1930 sonrası gelişen Türk Antropoloji mecmuası ve antropolojisi devlet tarafından desteklemiş ve yurtdışına öğrenci göndermiştir. Türk saçı, Türk kafa yapısı, Türk kanı gibi konularda araştırmalar yapılmıştır. Antropoloji disiplini Türk varlığının üstünlüğünü bilimsel araçlarla desteklemek yoluna gidilmiştir. Dergi ve antropoloji bilimsel olmaktan ziyade ideolojik gerçekleri sunmaktır.
****** Bu dergi oldukça cinsiyetçi ve ırkçı bir temelde çalışmalar yürütmüştür. Örneğin erkeklerin kadınlardan daha akıllı, biri hizmet diğeri ise hükmetmek düşüncesinin olduğunu varsaymıştır. Dergi Türk ırkının vasıflarını ideoloji eksenli belirleme amacı dışında herhangi bir misyon edinmemiştir.
******* Resmi tarih yazımının ötesinde bir kitap. Okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir eser.
Erken Cumhuriyet döneminde kurgusal tarihyazımının antropolojiyi araçsallaştırmasını konu edinen başarılı bir çalışma. Delinin kuyuya attığı taş misali milliyetçilik hala başa bela, bu zihniyetinin temellerini kavramak adına kesinlikle okunması gereken bir kitap.